Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2013/9772 E. 2013/12438 K. 01.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9772
KARAR NO : 2013/12438
KARAR TARİHİ : 01.10.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 10.04.1995 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 21.02.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, kök muris … mirasçılarından … mirasçılarının taşınmazı adlarına hükmen tescilini sağladıklarını öğrenmesiyle taşınmazların miras payı oranında adına tescili için bu davayı açtığını, 80 parsel sayılı taşınmazın paydaşı olan dava dışı …’ın payını 01.12.1993 tarihinde satış yoluyla davalıya devrettiğini, önalım hakkını kullanmak istediğini ileri sürerek davalı adına kayıtlı 1/3 payın adına tescilini istemiştir.
Davalı, davacının taşınmazda malik bulunmadığını, iyiniyetle tapu kaydına güvenerek edindiği pay nedeniyle önalım hakkının kullanılamayacağını belirterek davanın reddini; aksi halde dava tarihindeki rayiç değeri üzerinden önalım hakkı kullanılabileceğini savunmuştur.
Mahkemece, davalının muvazaalı olarak pay edindiği ve kötüniyetli olduğu kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, önalım hakkı nedeniyle tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Önalım hakkı, paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmazdaki payını kısmen veya tamamen üçüncü kişiye satması halinde, diğer paydaşlara, satılan bu payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak, paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve pay satışı yapılmasıyla kullanılabilir hale gelir.
Somut uyuşmazlıkta, dava konusu 80 parsel sayılı taşınmazın tapulama tutanağından, 1289 doğumlu … … mirasçılarının rıza-i taksimi ile taşınmazın adı geçenin oğlu … …’a, onun mirasçılarının da rıza-i taksimi ile taşınmazın …, … ve … … adına tespit edildiği anlaşılmaktadır. … … … kızı
…’nın tapu kaydına dayanarak dava konusu taşınmazın kadastro mahkemesindeki tespitine itirazı, taşınmazın taksimi nedenine dayanılarak tespitinin yapıldığı gerekçesiyle reddedilerek tespit gibi tesciline karar verilmiş ve adı geçenler adına 24.02.1989 günü tescil edilmiştir. Davalı, dava konusu payı dava dışı … …’dan satış yoluyla 01.12.1993 tarihinde edinmiştir. Davacı payın devredildiğini, 24.03.1995 günü miras payının ketmedildiği gerekçesiyle 80 parsel sayılı taşınmaz maliklerine yönelttiği … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2008/140-313 sayılı davasında öğrenmiştir. O davanın sonucunda bu davanın konusu 1/3 payın devredilmesi nedeniyle davalı … … hakkındaki davanın husumetten reddine, diğer davalılar Yüksel ve … … yönünden kabulüne dair verilen karar Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir. Davacı, anılan davada reddedilen 1/3 payın davalı …’e satış yoluyla devri nedeniyle önalım hakkına dayanarak 10.04.1995 tarihinde tapu iptali ve tescil istemli bu davayı açmıştır.
TMK’nın 705. maddesinin ikinci fıkrasında miras yoluyla intikal halinde taşınmazın mülkiyetinin tescilden önce kazanılacağı belirtilmektedir. … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2008/140-313 sayılı dosyasında da davacının miras payının ketmedildiğine hükmedilmiştir. Dolayısıyla, davacı 80 parsel sayılı taşınmazda paydaşlığı miras nedeniyle tescilden önce kazandığından dava konusu taşınmazın paydaşı olarak önalım hakkına dayanarak açılan davada aktif dava ehliyeti bulunmaktadır. Önalım hakkına konu payın satış tarihinde yürürlükte bulunan 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi ve 16.05.1951 günlü, 19/3 sayılı Yargıtay İBK uyarınca kanuni şuf’adan vazgeçmenin kabul edilebilmesi için resmi şekilde yapılması ve tapuya şerh verilmesi gerekli olup davacının şuf’a hakkından vazgeçtiğine ilişkin resmi senet ibraz edilmemiştir. Satış tarihinden önce diğer paydaşlara satış yapılacağının bildirilmesine rağmen davacının payı satın almaması ise şuf’a hakkı ancak satış tarihinden sonra kullanabileceğinden şuf’a hakkından vazgeçme olarak nitelendirilemez ve davacı kötüniyetli kabul edilemez.
Davacı yasal önalım hakkını süresinde kullandığından mahkemece işin esasının incelenerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddi doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 01.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.