Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2020/9007 E. 2021/7919 K. 22.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/9007
KARAR NO : 2021/7919
KARAR TARİHİ : 22.04.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 09.07.2020 tarih, 2019/1-52 esas ve 2020/359 karar, 12.03.2020 tarih, 2018/1-337 esas ve 2020/176 karar, 23.10.2018 tarih, 2017/1-842 ve 2018/457 karar sayılı kararlarında belirtildiği üzere; temyiz kanun yolu başvurusunda bulunulduktan sonra, ilgililerin temyiz başvurusundan “Feragat” ya da “Vazgeçme” vb. içerikli taleplerinin, kanun yoluna başvurma hakkından feragat kapsamında değil yapılan kanun yolu başvurusunun geri alınmasını düzenleyen 5271 sayılı CMK’nın 266. maddesi kapsamında değerlendirilmesi ve talep içeriğinin açıkça temyiz başvurusunun geri alınması diğer bir deyişle yapılan temyiz başvurusundan vazgeçme iradesini yansıtıp yansıtmadığına bakılmasının gerekeceği, iradenin açıkça yapılan temyiz başvurusundan vazgeçmeye yönelik olması hâlinde, temyiz davasının açılabilmesi için gerekli olan “İstek” de ortadan kalkmış olacağından vazgeçilen bu temyiz davasından dolayı Yargıtayca temyiz incelemesinin yapılamayacağı, bu itibarla somut olayda sanık müdafiinin temyiz isteminde bulunduktan sonra sanığın “Cezamın onaylanmasını istiyorum.” şeklindeki dilekçeleri ile asıl iradesinin temyizden vazgeçmek değil dosyanın bir an önce sonuçlanmasına/öncelikle incelenmesine yönelik olduğu, dilekçelerinde temyizden vazgeçtiğine dair açık bir ibare yazmadığı gibi müdafisinin de bu yönde bir talebinin olmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Dosyada mevcut TİB kayıtlarına ve mağdurun soruşturma aşamasında alınan beyanlarına göre; suça konu cep telefonlarının mağdura ait iş yerinden çalınmasından sonra 16.02.2015 sonra sanık adına kayıtlı hat ile kendisi tarafından kullanılmış olması, sanığın savunmasında suça konu cep telefonunu satın aldığını iddia etmesine rağmen satın aldığı kişinin açık kimlik bilgileri ile adresini bildirememiş ve satın aldığı iddiasını doğrulayacak belge sunamamış olması karşısında; suça konu cep telefonunu sanığın çaldığının sabit olduğu ve eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 142/2-h, 116/2 maddesine uyduğu gözetilmeyerek delillerin takdirinde yanılgı sonucu yazılı şekilde aynı Kanun’un 165/1. maddesi ile hükümlülüğüne karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğname gerekçesine aykırı olarak BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi gereği kazanılmış hakkının korunmasına, 22.04.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.