Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2013/7576 E. 2013/11218 K. 10.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7576
KARAR NO : 2013/11218
KARAR TARİHİ : 10.09.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 17.03.2010 gününde verilen dilekçe ile ipoteğin kaldırılması ve menf’i tespit istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan muhakeme sonunda; ipoteğin fekki istemi konusuz kaldığından karar vermeye yer olmadığına, menf’i tespit istemin kabulüne dair verilen 16.05.2012 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 20.11.2012 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av. … geldi. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Dairemizin 20.11.2012 gün ve 2012/10162-13325 sayılı mahalline iade kararı üzerine eksiklik mahkemece yerine getirilmiştir. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, menf’i tespit ve ipoteğin kaldırılması istemlerine ilişkindir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ipoteğin fekki talebi konusuz kaldığından bu konuda esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, menf’i tespit talebinin kabulü ile davacının Edirne 1. İcra Müdürlüğünün 2009/8513 Esas sayılı dosyası nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
İpotek kişisel bir alacağın teminat alınması amacını güden ve bir taşınmaz değerinde alacaklının alacağını elde etmesini sağlayan sınırlı bir ayni haktır. İpotek tesisi için rehin edilecek taşınmaz maliki ile alacaklı arasında anlaşmanın (rehin sözleşmesi) bulunması Türk Medeni Kanununun 856. maddesi uyarınca da tapu siciline tescil edilmesi gerekir. İpoteğin kapsamını da ipotek akit tablosu belirler .
Kuşkusuz alacak sona erdiği halde alacaklı terkin taahüdüne rağmen terkin talebinde bulunmazsa taşınmaz maliki ipoteğin fekkini dava yoluyla isteyebilir.
Davalı ipotek alacaklısı … 1. İcra Müdürlüğünün 2009/8513 sayılı takip dosyasında adına kayıtlı 3 no’lu bağımsız bölüm için 12.10.2006 tarihli ipoteğe dayanarak 50.000,00 TL’nin tahsili için icra takibine girişmiş, icra takibinden sonra menf’i tespit ve ipoteğin fekki istemleriyle bu dava açılmıştır. Sözü edilen icra takibinin kesinleştiği ve taşınmazın alacaklı tarafından alacağına karşılık satın alındığı ve tapu kaydının 13.04.2010 tarihinde davalı … adına daha sonra 02.10.2012 tarihinde yapılan satış ile dava dışı 3. kişi … adına oluştuğu görülmüştür.
Davacının oğlu … ile davalının eşi … arasında haricen düzenlenen 11.09.2006 tarihli protokol tarafların kabulünde olup taraflar anılan protokol içeriğine dayanarak iddia ve savunmada bulunmuşlardır.
Söz konusu protokol içeriğine göre; dava dışı …ve …internet işletmesi ile ilgili bir işyeri açmak ve işletmek üzere anlaşmışlar ve anlaşma şartları 11 madde halinde belirlenmiştir. Protokolun 7. maddesinin (f) bendi uyarınca …’ın annesi davacı …’a ait 3 no’lu bağımsız bölüme ipotek konulacağı ve borcun ödenmesi halinde ipoteğin kaldırılacağı öngürülmüş, bu amaçla 12.10.2006 tarihli ipotek akti tesis edilmiştir.
Türk Medeni Kanununun 875. maddesine göre kesin borç (karz) ipoteği, anapara yanında, gecikme faizini ve icra takibi yapılmışsa takip masraflarını da güvence altına alır. Alacaklı, ipoteğin fekki için anaparanın dışında takip masraflarını ve geçen günlerin faizlerini de isteyebileceğinden, ipoteğin kaldırılmasına ancak anaparanın, gecikme faizinin, icra takibi yapılmışsa takip giderlerinin ödenmesi halinde karar verilebilir. Taşınmaz malikinin ödeme iddiası varsa bu iddianın da yazılı delille kanıtlanması zorunludur.
Somut uyuşmazlıkta, incelenen ve ipotek aktinin çerçevesini tayin eden resmi akit tablosu içeriğinden ipoteğin, davalı alacaklı yararına 50.000TL için tesis edildiği anlaşılmaktadır. Açıklanan bu niteliğe göre ipotek, kesin borç (karz) ipoteğidir. Davacının oğlu ile davalının eşi arasındaki 11.09.2006 günlü protokol uyarınca işyeri açılmıştır. Adı geçen protokolün 7. Maddesi gereğince işyeri açılma giderlerinin adı geçenlerce birlikte karşılanacağı, davacının oğlu yükümlendiği gideri karşılayamadığı takdirde davacıya ait taşınmaza ipotek tesis edileceği düzenlenmiştir. Anılan bu giderler karşılanmadığından davacının maliki olduğu taşınmaza ipotek tesis edildiği görülmüştür. İpotek bedelinin ödendiğine dair davacının sunduğu 13.10.2009 günlü adi yazılı sulh
ve ibra sözleşmesinin işyeri açma giderleri ile ilgisi bulunmayıp, davacı oğlunun aldığı banka kredisinin davalı eşi tarafından ödenmesi üzerine rücuen yapılan takip borcuyla ilgili bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu belge dışında ipotek bedeli ve davacı oğlunun yükümlülüğündeki işyeri açma giderlerinin ödendiğine ilişkin yazılı bir kanıt sunulmamıştır. Ayrıca, takibe konu banka kredisinin işyeri giderlerine sarf edildiğine ilişkin kanıt da bulunmamaktadır. Davacı tarafça ipotek bedelinin ödendiği ıspatlanamadığından menf’i tespit davasının kabulü isabetli değildir.
Mahkemece, açıklanan hususlar bir yana bırakılarak menf’i tespit davasının reddi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 990TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 10.09.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.