YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3990
KARAR NO : 2021/3074
KARAR TARİHİ : 30.03.2021
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 02.10.2019 tarih ve 2019/296 E. – 2019/832 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davacıların dava dışı Hasdoç Yedek Parça Ticaret Ltd. Şti.’nin davalı banka ile 23.05.2008 tarihinde imzaladığı genel kredi sözleşmesine dava dışı diğer kefiller ile birlikte müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduklarını, asıl borçlu şirketin davacıların kefil olduğu genel kredi sözleşmesinden başka beş farklı daha genel kredi sözleşmesi imzaladığını, davalı bankanın kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle davacılar aleyhine Ankara 17. İcra Müdürlüğü’nün 2013/3164 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takip konusu borcun hangi genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığının belli olmadığını, kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu, yeni tarihli genel kredi sözleşmesi varken eski tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden kredi kullandırılmasının hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğunu ileri sürerek takip konusu borcun hangi genel kredi sözleşmesine dayalı olarak tahsis edildiğinin tespit edilmesini, davacıların 23.05.2008 tarihli genel kredi sözleşmesine kefaletinin geçersizliğinin tespit edilmesini ve sonraki tarihli genel kredi sözleşmesi varken önceki tarihli genel kredi sözleşmesine dayalı kredi tahsis edilmiş ise bu tahsisin hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğunun tespit edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalı banka ile dava dışı asıl borçlu Hasdoç Yedek Parça Tic. Ltd. Şti. arasında ve davacıların da müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıkları 23.05.2008 tarihli sözleşmede belirli bir geçerlilik süresi öngörülmediğini, bir müşteri ile birden fazla sözleşme akdedilmesinin müşteriye yeni limitler tahsis edilmesi amacına yönelik olduğunu, önceki sözleşmenin iptal edildiğine ilişkin bir anlaşma, protokol veya bankanın kefaletten vazgeçtiğine dair bir kabulü veya beyanı bulunmadığı sürece önceki tarihli sözleşme ve bu sözleşmedeki kefaletin geçerli şekilde devam ettiğini, dava dışı firmanın kredi limiti artırılırken daha önceki sözleşmenin iptal edilmediğini, var olan limitin artırıldığını, artırılan limit uyarınca ek sözleşme alındığını, davalıların asıl borçlunun kullandığı tüm kredilerden sorumluluklarının devam ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, tespit davasının eda ve inşai davalardan farklı olarak davacı tarafından dava açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararın bulunduğunu ispatla yükümlü olduğu ( 6100 sayılı HMK 106/2-3 maddesi), tespit davası ile elde edilebilecek hukuki koruma ileride açılacak eda davasıyla da elde edilebilecekse bu durumda davacının tespit davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı, eda davası sonunda verilen hükmün aynı zamanda bir tespit içerdiği, davacıların tespitini istediği hususların ileride açılacak eda davası yargılaması sırasında da ileri sürülebilecek konular olduğu, davacıların ayrı bir tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığı, hukuki yararın HMK’nın 114/1 h maddesi gereğince dava şartı olduğu ve aynı Kanun’un 115. maddesi gereğince dava şartlarının mahkemece re’sen araştırılması gerektiği ve dava şartı noksanlığının tespiti halinde davanın usulden reddine karar verileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 30.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.