Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/2161 E. 2021/2781 K. 23.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2161
KARAR NO : 2021/2781
KARAR TARİHİ : 23.03.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Tüketici Mahkemesince verilen 18.09.2018 tarih ve 2017/427 E. – 2018/465 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-esastan kısmen kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 20.02.2020 tarih ve 2018/2338 E. – 2020/273 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davacının davalı bankanın…. Şubesi’nde vadeli, vadesiz ve kredili hesaplarının bulunduğunu, bu hesaplarında 31/08/2017 tarihi itibari ile…. no’lu vadeli hesabında 203.000,00 TL, …. no’lu vadesiz hesabında 499,00 TL ve…. no’lu vadesiz hesabında 2.272,42 TL bakiye bulunduğunu, 01/09/2017 günü davalı bankadan kendisine gelen mesajda hesabından 4.100,00 TL ve 4.500,00 TL para çıkışı olacağının belirtildiğini ancak hesabında sadece 499,00 TL parası olduğu için bu havalelerin olamayacağını ve atılan mesajların dolandırıcılardan geldiğini düşündüğünü, ertesi gün internet bankacılığı üzerinden hesaplarını kontrol ettiğinde …. vadeli hesabından 10.000,00 TL’nın 31/08/2017 tarihinde bozularak …. vadesiz hesaba aktarıldığını, …. no’lu kredi hesabından da 2.200,00 TL’nın de yine 5020 no’lu vadesiz hesabına aktarıldığını, ardından 31/08/2017 tarihinde 4.050,00 TL’nin Adem Sunan, 4.500,00 TL’nın … ve 4.110,00 TL’nın … adına olmak üzere toplamda 12.660,00 TL’lık havale yapıldığını tespit ettiğini, bunun üzerine 02/09/2017 tarihinde davalı banka müşteri hizmetlerini aradığını, müşteri temsilcisinin hesap hareketleri konusunda şube ile görüşmesi gerektiğinin ilettiğini, bayram tatili nedeni ile görüşemeyip ilk mesai başlangıcı olan 05/09/2017 tarihinde davalı bankanın … Şubesi’ne gittiğini, kendisinden habersiz şekilde vadeli hesabının toplamda 103.000,00 TL’sinin vadesinin bozularak 5020 no’lu vadesiz hesabına aktarıldığını, buradan da 21 ayrı işlem ile toplamda 91.940,00 TL’lık havale yapıldığını, işlemlerin habersiz yapıldığını belirterek davalı bankadan uğradığı zararın karşılanmasını istediğini ancak davalı banka görevlilerinin kendilerinin kusurlarının olmadığını belirttiğini, bunun üzerinde davalı bankada bulunan tüm hesaplarının kapatılması için dilekçe verdiğini ancak henüz dönüş almadığını, ardından 05/09/2017 tarihinde suç duyurusunda bulunduğunu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 2017/141687 numaralı soruşturmanın açıldığını, davacının bu işlemlerde kusuru olmadığını, vadeli hesap hareketlerinin kredi hesabından yapılan aktarmaların ve diğer havale işlemlerinin hiçbirinde bankadan mesaj yolu ile bilgi gelmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacının bilgisi ve onayı dışında yapılan havale tutarı olan 91.940,00 TL’nın davalı bankadan faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; husumetin ilgili üçüncü kişilere yöneltilmesi gerektiğini, yetki itirazının olduğunu, şifre kullanılarak yapılan işlemlerden bankanın sorumlu olmayacağını, tüm işlemlerin internet bankacılığı üzerinden gerçekleştirildiğini, davacının kendi hakimiyet alanı içinde olan şifre ve parolalarını gerektiği şekilde muhafaza etmekle yükümlü olduğunu, oluşan zarardan davalı bankanın kusuru bulunmadığını, davacının özenle saklaması gereken kişisel bilgilerini ve cep telefonuna gelen tek kullanımlık şifreleri üçüncü kişilerle paylaşılmadan bu işlemlerin yapılmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamı ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; sorunun davacının hesabından 31/08/2017 tarihinde bilgisi ve onayı olmadan 91.940,00 TL tutarında işlem yapılıp yapılmadığı konusunda toplandığı, dava konusu işlemlerin 31/08/2017-02/09/2017 tarihleri arasında davacının sahip olduğu hesaplar üzerinde işlem yapabilme yetkisi olan Ziraat Mobil Telefon aracılığı ile yapıldığı, 21 ayrı işlemde toplam 91.940,00 TL’nın 3. kişilere havale edildiği, bu işlemlerin davacının bilgisi ve onayı dışında olduğunun görüldüğü, 31/08/2017-02/09/2017 tarihlerinde gerçekleşen toplamı 50.560,00 TL olan 11 havale için davalı bankanın %100 kusurlu olduğu, 02/09/2017 tarihli toplamı 41.380,00 TL olan 10 adet işlemde tarafların %50 oranında kusurlu olduğu, davacının kusurunun kendisine gelen sms’i dikkate alıp davalı bankayı uyarmamasından kaynaklandığı, bilirkişi raporlarındaki inceleme ve değerlendirmelerin denetime elverişli ve yeterli olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 71.250,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekillerince istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı banka tarafından davacıya SMS gönderdiği, ancak bunların içeriğinini bir onay ya da doğrulama kodu içermediği, davacıya SMS ile bildirildiği tarih ve saati, telefona gelen SMS’den 1-2 dakika gibi kısa bir süre içerisinde davalı bankanın müşteri hizmetleri telefon ile aranıp bloke koydurma imkanı olmadığı gözetildiğinde 31/08/2017 günü ilâ 01/09/2017 günü saat 17:17:58’e kadar 02/09/2017 günlü toplam 50.560,00 TL olan 11 havale için davalı bankanın % 100 oranında kusurlu olduğu, 02/09/207 günlü toplam 8.250,00 TL olan son 2 havalenin de öncekilerden farklı 5.176.86.199 IP numarası üzerinden yapılması nedeniyle davalı bankanın gerekli ek güvenlik önlemlerini almadığından ve davacının telefonuna bir onay ya da doğrulama kodu gönderdiğine ilişkin ispat edici bir belge sunamadığından davalı bankanın % 100 oranında kusurlu olduğu, 33.130,00 TL olan 8 adet havale için davacının davalı banka tarafından gönderilen SMS uyarısına rağmen zamanında bankanın müşteri hizmetlerini arayıp hesaplarına bloke koydurmadığı, davalı bankanın da davacının telefonuna onay ya da doğrulama kodu gönderdiğine ilişkin ispat edici bir belge sunamadığı ve gerekli ek güvenlik önlemlerini almadığı, tarafların % 50 oranında kusurlu olduğu, davalının 33.130,00 TL olan 8 adet havaleden dolayı 16.565,00 TL’den sorumlu olduğu, davacı vekilinin dava dilekçesinde faiz talep ettiği, ancak faiz türünü ve başlangıç tarihini bildirmediğinden dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulamak gerektiği, buna göre davalıdan (50.560,00 TL + 8.250,00 TL + 16.565,00 TL=) 75.375,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde 71.250,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/(1)-b.3 maddesi gereğince esastan kısmen kabulü ile Ankara 3. Tüketici Mahkemesi’nin 18/09/2018 tarih ve 2017/427 Esas 2018/465 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/(1).b-2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, 75.375,00 TL’nin 26/10/2017 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 3.211,87 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 23.03.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.