Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2020/9894 E. 2021/2923 K. 18.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/9894
KARAR NO : 2021/2923
KARAR TARİHİ : 18.03.2021

MAHKEMESİ : …BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen alacak davasının kabulüne dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davalı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen kararın, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı; davalı ve dava dışı ortak … ile birlikte kurdukları kum ocağı işletmesine Konya İli Kulu İlçesinde işletmekte olduğu kum ocağındaki makine ve ekipmanları dahil ettiğini, 1/3 olan ortaklık payının yeni bir ortak daha alınması ile 1/4’e dönüştüğünü, davaya konu kum ocağının 01.12.2012 tarihinde işletmeye açıldığını, bütün resmi işlemlerin davalı üzerinden yürütüldüğünü, dava dışı … ile davalı arasında oluşan husumet nedeniyle kum ocağına gidemediğini, kâr payını davalıdan talep etmesine rağmen alamadığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 01.12.2012- 31.12.2014 tarihleri arasındaki döneme ilişkin olarak davaya konu kum ocağının işletilmesinden elde edilen kazancın 1/4’ü olan 150.000 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 28.05.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 285.221,75 TL’ ye yükseltmiştir.
Davalı; davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince; hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kabulü ile 285.221,75 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; ilk derece mahkemesince verilen karara karşı, davalı tarafça istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge adliye mahkemesince; davacı tarafın, dava dilekçesinde ortaklıktan kaynaklı olarak 20.000 TL aldığını kabul etmiş olmasına rağmen, bu tutarın bilirkişi raporu ile davacının payına düştüğü tespit edilen 285.221,75 TL’den mahsup edilmemesinin doğru olmadığı, bu durumda 265.221,75.TL’nin, 150.000 TL’sinin dava tarihinden, bakiye miktarın ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, davalı tarafın istinaf başvurusunun bu yönden kabulü ile ilk derece mahkemesinin kaldırılmasına karar verildiği bildirildiği halde, gerekçeli kararın hüküm
fıkrasında “Davanın kısmen kabulü ile kabul edilen 265.221,75 TL alacağın 150.000 TL’sinin dava tarihinden, bakiye 135,221,75.TL’sinin ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine,” karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Bilindiği üzere, derece mahkemelerince verilen hüküm, bir davayı esastan çözümleyen ve uyuşmazlığı sona erdiren nihai kararlardandır. Bu kararla, derece mahkemesi davadan elini çeker ve davayı sona erdirmiş olur. Bu aşamada yapılması zorunlu iş; hakimin, hükmü yasal gerekçeleriyle birlikte yazmasından ibarettir. Eş söyleyişle, kararın asli unsurlarından olan gerekçenin de, hüküm fıkrasına uygun biçimde kararda yer alması gerekir. Esasen, kararın gerekçe taşıması, kamu düzeni ile doğrudan ilgili temel kurallardan olup, bu kurala yasa koyucu HMK’nın 297 nci maddesiyle varlık kazandırmıştır.
Yine Anayasamızın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması” başlıklı 141 inci maddesinin üçüncü fıkrasında; “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, gerekçe, hükümle çelişik olamaz. Aksinin kabulü, mahkemelere güveni sarsacağı gibi Anayasa ve yasalarda yer alan açık kurallara aykırılık oluşturur.
Bölge adliye mahkemesince; yukarıda açıklanan bu hususlar gözetilmeksizin, gerekçede davanın 265.221,75 TL üzerinden kısmen kabulü gerektiğine yer verilmesine rağmen, hüküm fıkrasında davanın (toplamda) 285.221,75 TL üzerinden (davanın tümden) kabulüne karar verilerek, gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılmış olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma nedenine göre, davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenle temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının HMK’nın 371 inci maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenle davalının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HMK’nın 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dosyanın kararı veren bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 18/03/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.