Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2013/9069 E. 2013/12740 K. 03.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9069
KARAR NO : 2013/12740
KARAR TARİHİ : 03.10.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 27.09.2011 gününde verilen dilekçe ile TMK’nın 725. maddesi uyarınca tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 08.01.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan … Mobilya İmalat İthalat İhracat San. ve Tic. A.Ş. vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteminin HMK’nın 344. maddesi uyarınca reddine dair verilen 19.03.2013 tarihli ek karar aynı davalı tarafından temyiz edilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanununun 725. maddesine dayalı tapu iptali tescil isteğine ilişkindir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalılardan … Mobilya AŞ. vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece, 19.03.2013 tarihli ek karar ile davalının eksik temyiz masrafını verilen kesin süre içerisinde mahkeme veznesine yatırmadığı belirtilerek HMK’nın 344. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddine karar verilmiş, ek karar aynı davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Bir davanın açılmasıyla başlayan yargılama faaliyetinde, karara ulaşmak bakımından, mahkeme ve taraflarca yapılması gereken belirli işlemler bulunmakta olup, her işlemin belli bir zaman aralığında yapılması gerekmektedir. Usul hükümleri ile normatif bir değer kazanan bu zaman aralıklarına süre denilmektedir. Böylece usul işlemleri tarafların ya da mahkemenin arzularına, inisiyatifine bırakılmamış olmaktadır.
Hakimin tespit ettiği süreler kural olarak kesin değildir (Kuru, Baki/ Arslan Ramazan/ Yılmaz, Ejder, Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, 6100 sayılı HMK’na Göre Yeniden Yazılmış 22. Baskı, Ankara 2011, s.749).
Hakim, kendi tayin etmiş olduğu süreyi, HMK’nun 90/2. maddesine göre iki tarafı dinledikten sonra haklı nedenlere dayanarak, azaltıp çoğaltabilir ve bu sürenin, kesin olduğuna da karar verebilir (HMK m.94/2, HUMK m.159).
Öte yandan, mülga 1086 sayılı HUMK’nun 163. maddesi ile 6100 sayılı HMK’nun 94. maddesi uyarınca kesin süreye ilişkin ara kararının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması taraflara yüklenen yükümlülüklerin, yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her iş için yatırılacak ücretin hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması gerekir.
Ayrıca verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedileceğinin açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır. Davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere getirilen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Bu cümleden olarak, kesin sürenin amacına uygun olarak kullanılması ve yeterli uzunlukta olmasının yanı sıra, tarafların yargılamadaki tutumları ile süreye konu işlemin özelliğinin de göz önünde bulundurulması gerekir.
Somut olayda, temyiz eden davalıya eksik masrafları yatırması için çıkartılan muhtıra 26.02.2013 tarihinde tebliğ edilerek yedi günlük kesin süre verilmiştir. Davalı masraf bedelini 04.03.2013 tarihinde, süresi içerisinde … veznesi ile mahkemeye göndermiş ve bedelin gönderildiğine dair 05.03.2013 tarihinde mahkemeye faks ile bildirimde bulunmuştur. Görüldüğü üzere davalı süresinde talep edilen masrafı gönderdiği için temyiz isteminin reddine dair ek karar yerinde olmamıştır. Bu nedenle 19.03.2013 tarihli ek kararın kaldırılmasına karar verilerek esas karar hakkındaki temyiz incelemesine geçildi;
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler usul ve yasaya uygun bulunduğundan yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 03.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.