Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/3591 E. 2021/1370 K. 17.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3591
KARAR NO : 2021/1370
KARAR TARİHİ : 17.02.2021

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 21.01.2019 tarih ve 2017/637 E. – 2019/53 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının davalıya 2010, 2011 ve 2012 yıllarında yaptığı satışlar nedeniyle 31.01.2012 tarihinde yapılan mutabakat gereği bu tarih itibariyle 94.247,11 TL alacaklı olduğunu, borcun ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine davalının itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, tarafların sat-öde şeklinde çalıştıklarını, davacının sözleşmeye aykırı şekilde takip başlattığını, davacıya gönderilen 26.04.2012 tarihli iadeli taahhütlü mektupla, satılmayan ve mektuba ekli listede gösterilen 87.695,75 TL +KDV tutarındaki ürünün mağazalardan alınmasının istendiğini, sözleşmenin 4.2. maddesi uyarınca davalının ürünleri iade ve geri fatura etme hakkına sahip olduğunu, yine sözleşmenin 4.4. maddesi uyarınca satılamayan ve yazılı ihbara rağmen 30 gün içinde alınmayan ürünlerin davalının malı sayılacağını, davacının davalıdan alacağının bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyulmak suretiyle yapılan yargılama, dosya kapsamı ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının ticari defterlerine göre takip tarihi 13/04/2012 itibariyle davacının davalıdan 109.031,71 TL alacağının olduğu, davalının ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davalının davacıya 108.407,53 TL borcu olduğu, aradaki cari hesap farkının 31/03/2012 tarihli 624,17 TL tutarlı faturadan kaynaklandığı, ancak davalının davacıya daha önceden bu içerikli fatura düzenlememiş olduğu, bu faturaya ait dayanak bir evrak sunulmadığından davalının ispatına muhtaç olduğu, davalının elindeki malların mülkiyetinin davalıya geçmediği, bu nedenle de davalının elindeki malların bedelinin davacıya ödemekle yükümlü olduğu, TMK’nın 2. maddesinden hareketle genel işlem şartları içeren sözleşmelerde dürüstlük kurallarına aykırı olarak karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikle hükümler konulamayacağı, 14/04/2010 tarihli sözleşmenin 4.4. maddesinde davalı/alıcı (Tekzen) tarafından satılamayan ve davalı/alıcının yazılı ihbarına rağmen davacı/satıcı tarafından 30 gün içerisinde marketlerden geri alınmayan ürünlerin mülkiyetinin davalı/alıcıya geçeceğini düzenleyen hükmün davalı/alıcı (Tekzen) tarafından kaleme alındığı, davacı/alıcı aleyhine daraltıcı bir yoruma tabi tutulması gerektiği, davacının davalıdan olan alacaklarının ödenmemesi nedeniyle icra takibine geçmesinin davalı bakımından elindeki malları davacıya geri vermek için haklı bir sebep oluşturmadığı, dolayısıyla da davalıya elindeki malları davacıya iade etme hakkını vermediği, davalının bu malları iade etmesini gerektiren herhangi bir haklı sebebin varlığını ispata yönelik delil de sunmadığı, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 109.031,71 TL alacağının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentler dışındaki sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, taraflar arasında düzenlenen 14.04.2010 tarihli sat-öde sözleşmesinden kaynaklanan borcun ödenmemesi nedeniyle davalı aleyhine yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Bozmadan sonra düzenlenen ve hükme esas alınan 19.09.2018 tarihli raporda, davalının kendi defterlerine göre 108.407.53 TL, davacı defterlerine göre ise 109.031.71 TL borçlu olduğu, aradaki 624.17 TL farkın 31.03.2012 tarihli faturadan kaynaklandığı, davalının daha önce davacıya bu nitelikte bir fatura düzenlemediği bildirilmiş, mahkemece davacı defterlerinde kayıtlı miktar esas alınmak suretiyle hüküm tesis edilmiştir.
Ancak mahkemece 31.03.2012 tarih ve 624.17 TL tutarlı fatura yönünden bir değerlendirme yapılmamıştır.
Bu halde 624.17 TL tutarlı faturanın davacının ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, kayıtlı ise daha sonra davalıya iade edilip edilmediği, yasal süreden sonra iade edilmişse davalının bu miktardan sorumlu tutulmayacağı hususunun gözetilmesi doğru görülmemiştir.
3- Davalı tarafından icra takibinden sonra ve davadan önce yapılan ödemeler varsa bu miktar tespit edilerek bu miktar yönünden davacının dava açmakta hukuki yararının olmadığının gözetilmesi, davadan sonra yapılan ödemelerin ise icra müdürlüğünce infaz sırasında dikkate alınması şeklinde karar verilmesi gerekir.
Mahkemece, gerek davadan önce gerekse dava sırasındaki ödemelerin kararda dikkate alınmaması isabetli bulunmamış, kararın davalı lehine bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, hükmün BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 17.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.