Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/4912 E. 2021/1631 K. 24.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4912
KARAR NO : 2021/1631
KARAR TARİHİ : 24.02.2021

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 13.12.2018 tarih ve 2017/323 E. – 2018/1312 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından duruşmalı, davalı vekili tarafından duruşmasız olarak istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 22.02.2021 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av…. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının davacı şirket lehine intifalı taşınmazın maliki olduğunu, taşınmaz üzerinde akaryakıt istasyonu işletildiğini, Rekabet Kurulu’nun kararlarına göre, taraflar arasındaki intifa sözleşmesinin 18.09.2010 tarihine kadar Rekabet Kurumu’nun 2002/2 sayılı tebliğinde yer alan muafiyetten yararlanabildiğini ve bu tarihten sonra intifanın geçersiz hale geldiğini oysa davacının, intifa sözleşmesinin 18.11.2019 tarihine kadar devam edeceği inancıyla 341.213,95 TL intifa ivaz ödemesi yaptığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davacı şirketin intifa süresinin tamamı nazara alınarak davalıya ödediği intifa ivazının geçersiz ve davacı şirket tarafından kullanılmayacak intifa süresine karşılık gelen 129.959,53 TL kısmının davalıya yapılan ödeme tarihinden itibaren faizi ile birlikte ayrıca söz konusu bedelin dava tarihine kadar davalı yedinde kaldığı sürede davalının elde ettiği tüm semerelerin ve bu bedelden yoksun kalması sebebiyle davacının uğradığı ekonomik kayıpların karşılığı 194.515,21 TL’nin dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalının bayilik sözleşmesinin tarafı olmadığından husumet yöneltilemeyeceğini, sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davasının zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, Yargıtayca birleştirilme talebinin değerlendirilmesi istenen İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/182 Esas sayılı dosyasının 24.05.2016 tarihinde karara bağlandığını, bu dosyanın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği ve bu dosyada alınan bilirkişi raporununda denetime elverişli olduğu, davacı ile dava dışı şirket arasında akdedilen bayilik sözleşmesine göre davacının geçersiz kalan süreye tekabül eden intifa bedeli isteme hakkı bulunduğu gerekçesiyle davacının talebi ile bağlı kalınarak İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/182 Esas ve 2016/474 K. sayılı kararıyla tekerrür oluşturmayacak şekilde 129.959,53 TL’nin KDV’si ile birlikte 01.03.2010 temerrüt tarihinden itibaren yürütülecek avans faizi ve faizin KDV’si ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, intifa hakkı tesisinden kaynaklanan alacağın tahsiline ilişkindir.
Davacı, dava dışı Çuhadar Gıda Mad. Petrol Ltd.Şt ile akaryakıt bayilik sözleşmesi imzalamış, davalı adına olan taşınmaz üzerine 15 yıllık intifa hakkı tesis edilmiştir. Davacı intifa hakkından kaynaklanan işlememiş süreye tekabül eden intifa bedel alacağının tahsili istemiyle dava dışı bayilik sözleşmesinin tarafı olan Çuhadar Gıda Mad. Petrol Ltd. Şti hakkında açtığı İstanbul 6. Asliye Ticaret mahkemesi’nin 2016/182 E.ve 2016/474 K.sayılı dava dosyasında, yargılama sonunda intifa bedel alacağının dava dışı Çuhadar Gıda Mad. Ltd.Şt ’ den tahsiline karar verilmiş ve karar kesinleşmiştir.
İşbu davada her ne kadar intifa tesis edilen taşınmaz maliki davalı ise de taşınmaz davalı tarafından dava dışı Çuhadar Gıda Mad….Ltd.Şti’ne 45 yıllığına kiralanmış, davacı ile dava dışı şirket arasında düzenlenen akaryakıt bayilik sözleşmesinin tarafı olmayan davalı yalnızca dava dışı şirket adına davacı lehine intifa hakkı tesis edilmesine muvafakat etmiştir. Dosyada ki delillerden anlaşılacağı üzere intifa hakkı bedelinin alındığına dair dava dışı şirket tarafından davacıya fatura düzenlenmiştir. Bu durumda he ne kadar intifaya konu taşınmaz maliki davalı ise de intifa bedelinin dava dışı şirkete verildiği ve davacının da buna ilişkin faturayı alarak ilişkiyi benimsediği kesinleşmiştir.
İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/182 E.ve 2016/474 K.sayılı kararı ile de intifa hakkı alacağının 129.959,53 TL’sinden dava dışı Çuhadar Gıda …Ltd.Şt’nin sorumlu olduğunun belirlenmesine göre, davalının davaya konu intifa ile ilgili bakiye işlememiş süreye tekabül eden alacaktan sorumlu tutulamayacağı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bendde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bendde açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 24.02.2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY

Dava, davalının maliki olduğu taşınmazda, davacı lehine 15 yıl süre ile ivaz karşılığı tesis edilen intifa hakkının Rekabet Kurumu’nun 2002/2 sayılı tebliği ile 18.09.2010 tarihinde süresinden önce sona ermesi nedeniyle, intifa edilmeyen bakiye süreye isabet eden ivaz bedelinin sebebsiz zenginleşme hükümlerine göre taşınmaz malikinden istirdadı istemine ilişkindir.
Davacı, davalı Adliye köyü tüzel kişiliği ve davadışı Çuhadar Gıda Maddeleri Petrol Otomotiv Tic. San. Ltd. Şti arasında 06.11.2004 tarihinde bayilik sözleşmesi düzenlenmiş olup, sözleşmenin 2. maddesinde “mülkiyeti Adliye köyü tüzel kişiliğine ait … parsel sayılı taşınmazda PO lehine 15 yıllık süre ile intifa hakkı tesis edilmesi ” 6. maddesinde “intifa ivazı 250.000 USD olup 31.12.2004 tarihindeki Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilerek fatura karşılığında, taşınmaz malikinden alınacak vekalete göre akit şirkete ödenmesi,” 12/b-bb maddesinde de “maliklerin işlememiş olan intifa süresine tekabül eden bakiye intifa ivazını, geri ödeme tarihindeki Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden Türk Lirası olarak PO’ya iadeten ödemesi” kararlaştırılmıştır.
Adliye köyü tüzel kişiliği ihtiyar heyetinin 11.11.2004 tarih 2004/14-81 sayılı kararı ile taşınmazda 250.000 USD ivaz karşılığı 15 yıl müddetle intifa hakkı tesis etmek üzere köy muhtarına yetki verildiği,
Keza, Köy İhtiyar Heyeti’nin 26.04.2004 tarih 2004/74-8 sayılı kararı ile de intifa bedelini almak ve dilediği şekilde kullanmak üzere bayii Çuhadar Gıda Mad. Petrol Temizlik Ot. Nakl ve Tic. Ltd. Şti. ‘nin vekil tayin edildiği,
18.11.2004 tarihli resmi senet ile davacı şirket yetkilisi ve köy muhtarı İsmail Kubilay arasında, taşınmaz üzerinde 15 yıl müddetle 250.000 USD bedelle intifa hakkı tesis edildiği, köy muhtarının intifa bedelinin tamamını nakden ve tamamen aldığını beyan ettiği,
İntifa bedeli karşılığı 341.213,95 TL’nin davacı tarafından malikin vekili olan bayie 06.11.2004 tarihli protokolün 6. maddesi hükmü gereğince ödendiği, ödemeyi vekil olarak alan bayiin 19.11.2004 ve 08.04.2005 tarihli faturaları davacı lehine düzenlediği,
6360 sayılı Yasa ile Adliye köyü tüzel kişiliğinin sona erdirilerek köye ait tüm mal ve hakların Arifiye Belediyesi’ne devredildiği,
Aynı konuda, aynı davacı tarafından intifa bedelini vekaleten tahsil eden şirket aleyhine İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde açılan davada 2016/182-474 sayı ve 24.05.2016 tarihli kararla, intifa bedelinin iadesinden bayiin sorumlu tutulduğu ve kararın derecattan geçmek suretiyle kesinleştiği anlaşılmıştır.
Yerel mahkemece, intifa bedelinden bakiyesinin iade yükümlülüğünün akdi ilişkinin de tarafı olan taşınmaz malikine ait olduğu kabul edilmiş,
Yazılı gerekçe ile taşınmaz malikinin sorumlu tutulamayacağı nedeniyle sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda yerel mahkeme kararı bozulmuştur.
Sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılamıyorum.
Davacı lehine üzerinde intifa hakkı tesis edilen taşınmaz malikinin davalı olduğu, intifa hakkı kurulmasına ilişkin akdi ilişkinin davacı ile davalı arasında tesis edildiği, akit tablosundaki beyanlardan anlaşıldığı üzere intifa bedelinin kendisi tarafından tahsil edildiği hususunun malikin kabulünde olduğu görülmektedir.
Dosyadaki tüm belgelerden intifa bedelinin, dava dışı şirkete, taşınmaz malikinin vekili sıfatı ile ödendiği anlaşılmaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Yasası’nın 502 vd. maddelerinde vekalet sözleşmesi vekilin vekalet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmış olup Yasa’nın 508. maddesinde de vekilin, vekalet verenin istemi üzerine yürüttüğü işin hesabını vermek ve vekaletle ilişkili olarak aldıklarını vekalet verene vermekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir.
Vekilin, aldığı vekalet kapsamında ifa ettiği iş ve işlemlerden doğan haklar ve borçların vekalet veren üzerinde doğması vekalet müessesinin niteliğinden ileri gelmektedir.
Somut uyuşmazlık yönünden 26.04.2004 tarih 2004/74-8 sayılı köy ihtiyar heyeti kararı ile intifa bedelini almak üzere bayiin vekil tayin edilmesi vekilin intifa bedelini dilediği gibi kullanmasına izin verilmesi vekil ile müvekkili arasındaki iç ilişki olup davacıyı ilzam eden bir yönü bulunmadığı gibi akdi ilişkinin tarafı olan davalıyı, davacıya karşı sorumluluktan kurtarmamaktadır.
Keza, intifa hakkı tesis edilen taşınmazın daha önce 45 yıl süreli olarak köy tüzel kişiliğince, dava dışı bayie kiralanması da, intifa bedelini tahsil eden davalının davacıya karşı sorumluluğunu etkilememektedir.
İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde taşınmaz malikinin vekili olan bayii aleyhinde açılan davanın kabul edilmiş ve kesinleşmiş olması, gerçek hasım olan taşınmaz maliki aleyhinde açılan eldeki davanın görülmesine engel teşkil etmemektedir.
Kaldı ki yerel mahkemece tahsilde tekerrür etmemek kaydı ile eldeki davayı kabul etmiştir.
Sonuç olarak; taşınmaz maliki olan davalı, intifa hakkının kurulmasına ilişkin sözleşmenin tarafı olup, intifa bedelinin vekiline ödenmesi davalıya yapılan ödeme niteliğinde bulunduğundan, intifa bedelinin vekilden tahsil edilip edilmediği vekil tarafından ne şekilde kullanıldığının vekil ile müvekkili arasındaki iç ilişkiye yönelik bulunması nedeniyle davalının sorumluluğunu etkilemeyeceğinden sayın çoğunluğun dosya içeriğine ve Türk Borçlar Kanunu’nun vekalete ilişkin hükümlerine aykırı bozma gerekçesine katılamıyorum.