YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8893
KARAR NO : 2013/12425
KARAR TARİHİ : 01.10.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 30.07.2004 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 24.01.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, komşuluk hukukundan kaynaklanan tazminat isteğine ilişkindir.
Davacı, işhanı olarak kullanılan dava konusu binanın maliki olduğunu, davalının işlettiği dükkanda 13.02.2004 tarihinde çıkan yangın sonucu hasar ile kira kaybı zararı oluştuğunu, yapılan tespite göre 34.335,00 TL olan zararın olay tarihi olan 13.02.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, kusuru bulunmadığını, dava konusu binada 8 ve 9 numaralı dairelerde oluşan zararı kendisinin giderdiğini, 10, 17 ve 19 numaralı dairede oluşan zarara ilişkin olarak sigorta şirketine ödemede bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanı kabulü ile 34.335,00 TL’nin 13.02.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tazminine dair karar davalının temyizi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 10.05.2010 tarihli ve 2009/9929- 200/5664 sayılı kararı ile “a-Davalı, kullanmakta olduğu 8 ve 9 numaralı dükkanların da yangın sonucu zarar gördüğünü ve bu dükkanları kendisinin onarıp eski haline getirdiğini, davacının bu yerler için bir harcama yapmadığını bildirmiştir. O halde yangında zarar gören bu yerleri kimin onardığı konusunda tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanıp değerlendirilerek varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmelidir. Yerel mahkemece açıklanan bu yön gözetilmeyerek, davalının kullandığı dükkanları da kapsayacak biçimde
hazırlanmış olan bilirkişi raporunda gösterilen zararın tamamının davalıdan alınmasına karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. b-Yangında zarar görmüş olan 10 numaralı dükkan için sigorta şirketi tarafından yapılmış olan ödeme, açılan dava sonucu davalıdan rücu yolu ile alınmasına karar verilerek kesinleşmiştir. Bu durumda, bu ödeme içerisinde eldeki davada istenilen zarar kapsamına giren bir bedel olup olmadığı incelenerek varsa bunun hesaplanan zarardan düşülmesi gerekir” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama neticesinde “davacı taraf yaptırmış olduğu tespitte zararını 34.335,00 TL olarak tespit ettirse de, davacı tarafın yaptırmış olduğu harcama 7.119,85 TL’dir, bunun dışında davacı tarafça yapılan masraf veya harcama belgelendirilmemiştir. Davalının kullanmakta olduğu 8 ve 9 numaralı dükkânları davalının onarıp eski haline getirdiği diğer iş yerlerinde meydana gelen zararlara ilişkin olarak da sigorta şirketlerine yapılan ödemelere ilişkin davalarda rücular yapıldığı bellidir” gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne ve 7.119,85 TL’nin 13.02.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline dair verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 07.12.2011 tarihli ve 2011/14815-2011/13152 sayılı kararı ile “bozma kararına uyma kararı verildiği, ancak bozma ilamının gerekleri yerine getirilmeden karar verildiği; somut olayda zararın tamamının belgelere bağlanmasının mümkün olmadığı halde bozma sonrası yapılan yargılama aşamasında davacıdan zararını belgelerle ispat etmesinin istendiği ve ibraz edilen belgelerde yazılı miktarla sınırlı olarak davanın kabulüne karar verildiği, bozma ilamında gösterildiği şekilde araştırma yapılmadan karar verilmesi ve tazmini istenilen zararın tamamen belgelere bağlanmasının mümkün olmadığının gözetilmemesi doğru bulunmadığı” gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucu “bozma ilamı gereğince davacıya somut olayda meydana gelen zararı ispatlaması için belgeler haricinde delil ibraz etmesi için kesin süre verilmiş, kesin süre içerisinde belge haricinde delillerini mahkemeye sunmadığı taktirde mevcut delillere göre karar verileceği ihtar edilmiş ise de verilen bu kesin süre içerisinde davacı tarafça buna ilişkin bir delil mahkemeye sunulamadığı” gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne ve 7.119,85 TL’nin 13.02.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde bozma gereği yerine getirilmemiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin bozma ilamlarında belirtildiği üzere davacıya ait binada oluşan zararın tamamı ispatı belgelerle mümkün olmayan zarardır. İspatı mümkün olan zararlarda kural zararın davacı tarafından ispat edilmesidir. Ancak ispatı mümkün olmayan hallerde zarar miktarı konusunda hakim takdir yetkisini kullanacaktır. Hakim takdir yetkisini kullanırken 6721 sayılı TMK’nun 4. maddesini ve 818 sayılı BK’nun 42 ve 43. maddelerini dikkate alacaktır. Zararın tamamının belgelerle ispatı mümkün olmadığı halde, davacıdan zararın belgelerle ve belge harici delillerle ispat etmesinin istenmesi doğru görülmemiştir. Mahkemece yapılması gereken, dava konusu binada 8 ve 9 numaralı dükkanların kim tarafından onarıldığını tespit etmektir. Onarımın kim tarafından yapıldığının tespiti için tarafların göstereceği tüm deliller toplanıp değerlendirilmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eğer anılan dükkanların davalı tarafından onarıldığı ispat edilirse, davalının onarım nedeniyle yaptığı harcamaların bu davada istenilen tazminatın kapsamına (binanın bütününde, ayrılmaz parçalarında, eklentilerinde ve bina içinde bulunup da davacıya ait menkul eşyalarda oluşan zarardan kaynaklanan tazminata) giren kısmının, davacının uğradığı ve mahkemece yukarıda belirtildiği üzere diğer delillerle birlikte TMK 4, BK 42 ve 43. maddeler gözetilerek tespit ve hesap edilen toplam zarardan düşülmesi gerekir. Ayrıca davalının binada oluşan hasarla ilgili aynı binada bulunan 10, 17 ve 19 numaralı dükkanlar için sigorta şirketi tarafından davacıya yapılan ödeme varsa ve ödeme bu davada istenilen tazminatın kapsamına giren bir ödeme ise bunların da tespit edilerek toplam zarardan düşülmesi gerekir.
Mahkemece bozma ilamlarına uyulduğu halde, bozma ilamları doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 01.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.