Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2020/1950 E. 2021/6283 K. 30.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/1950
KARAR NO : 2021/6283
KARAR TARİHİ : 30.03.2021

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tehdit, kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : Suça sürüklenen çocuk ve sanık müdafii

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I. Suça sürüklenen çocuk … hakkında kasten yaralama suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
14/04/2011 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 5320 sayılı Kanuna eklenen ek 2. madde uyarınca doğrudan verilen 3.000 TL’ye kadar olan adli para cezalarından ibaret mahkumiyet hükümleri kesin olup, suça sürüklenen çocuk hakkında kasten yaralama suçundan dolayı tayin edilen 2.000 TL adli para cezasına ilişkin hükmün, sanık hakkında kasten yaralama suçundan dolayı tayin edilen 3.000 TL adli para cezasına ilişkin hükmün, cezaların türü ve miktarı itibariyle temyizi mümkün bulunmadığından, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi gereğince suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazlarının tebliğnameye uygun olarak REDDİNE,
II. Suça sürüklenen çocuk … hakkında tehdit suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, sanık müdafiinin temyiz itirazı yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve kanuna uygun bulunan hükmün tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA,
III. Sanık … hakkında tehdit ve yaralama suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Yaralama suçunun yağma suçunun unsuru olduğu, sanık … hakkında ayrıca bu suçtan mahkumiyet kararı verilemeyeceğinden yaralama suçundan kurulan hüküm kaldırılarak yapılan incelemede;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Suça sürüklenen çocuk … ve sanık …’in, yaklaşık üç yıl önce suça sürüklenen çocuk …’ın annesinin mağdura verdiğini iddia ettiği altını istemek için mağdurun evine geldiği, mağdurun para veya altın vermeyi kabul etmemesi üzerine mağdurun telefonunu isteyen suça sürüklenen çocuğun, mağdur telefonu geri istediği halde mağdura iade etmediği, akabinde suça sürüklenen çocuk ve sanığın mağduru yaralayarak telefonla birlikte olay yerinden ayrıldığının anlaşılması karşısında sanık …’in diğer suça sürüklenen çocuk …’ın eylemine doğrudan iştirak ettiği ve alacağın tarafı olmaması nedeniyle hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın da mevcut olamadığı anlaşılmakla hakkında TCK’nın 150/1. maddesinin uygulanması koşullarının oluşmadığından sanığın TCK’nın 37/1. maddesi kapsamında yağma suçundan cezalandırılması gerekirken, kanıtların takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde tehdit suçundan hüküm kurulması,
Kabule göre de;
1-Suçu birlikte işleyen sanıkların neden oldukları yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu tutulmaları yerine 5271 sayılı CMK’nın 326/2. maddesine aykırı biçimde “müteselsilen” biçiminde karar verilmesi,
2-Sanık … hakkında kurulan hükümde, 5237 sayılı TCK’nın 51/3.maddesi uyarınca cezası ertelenen sanık hakkındaki denetim süresinin mahkum olunan cezadan az olamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve suça sürüklenen çocuk müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi uyarınca ceza süresi yönünden kazanılmış hakkın korunmasına, 30.03.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.