Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/5289 E. 2021/3446 K. 08.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5289
KARAR NO : 2021/3446
KARAR TARİHİ : 08.04.2021

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 20.02.2019 tarih ve 2018/1349- 2019/212 sayılı kararın Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı …’dan Temlik Alan … vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 05.04.2021 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekilleri Av…. ve Av. … ile davalılardan temlik alan … vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı … tarafından davacı ve diğer davalılar aleyhine kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığını, takip dayanağı bonoda davacının keşideci, davalı Stek… Ltd. Şti.’nin lehtar ve ciranta, …’in 2. ciranta ve …’un ciro yoluyla hamil olduğunu, bonodaki keşideci imzasının davacı şirketin yetkili temsilcilerine ait olmadığı gibi davacının davalı lehdar ile de bir ilişkisi olmadığını, senedin davacının iradesi dışında elinden çıktığını, takip başlatan davalı …’un da kötüniyetli hamil olduğunu ileri sürerek, bonodan dolayı davacının davalılara borçlu olmadığının tespitini, takip dayanağı senedin iptalini ve kötü niyet tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Stek … Ltd. Şti. vekili; bono nedeniyle davacının borçlu olduğunu, bedelsizlik iddialarının asılsız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili, davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili, davalının bonoda iyiniyetli meşru hamil olduğunu, davacının şahsi defilerini davalıya ileri sürebilmesi için davalının bile bile davacı borçlu zararına hareket ettiğini ispatlaması gerektiğini savunarak davanın reddini ve inkar tazminatının davacıdan tahsilini istemiştir. Yargılama sırasında takip alacaklısı … takibe konu alacağını …’a temlik etmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, takip dayanağı senet metninde senetlerin veriliş nedeninin nakden olarak belirtilmesine rağmen lehtar davalı şirket yetkilisinin Ağır Ceza Mahkemesi’nde verdiği beyanlarda senedin veriliş nedenini talil ettiği, buna göre alacağını ispat yükünün davalıya geçtiğini ve davalı şirketin senetten kaynaklanan alacağını ispatlayamadığı, senet hamili …’un bonoyu iktisap ederken bile bile davacı zararına hareket ettiğini ispat yükünün davacıda olduğu, davacının delil olarak davalıların Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki beyanlarına, yargılama sırasında toplanan delillere dayandığı, davalı …’un bu dosyadaki beyanlarının hayatın olağan akışına, ticari işleyiş ve geleneklere uygun olmadığı, davalı …’un senet karşılığında bedel ödediğini ispatlayamadığı, alacağı temlik eden davalı …’un davaya konu bonoyu, davacıya zarar vermek amacıyla bedelsiz olduğunu bilerek iktisap ettiği, yetkili hamilin bononun ciro edilmesine bağlı olarak lehdara bir ödeme yapmadığı, taraflar arasındaki cironun gerçek anlamda bir ciro olmayıp davacının lehdar şirkete karşı ileri sürebileceği defileri bertaraf etmek amacıyla yapıldığı, bir başka deyişle yetkili hamilin kötü niyetli olarak bonoyu iktisap ettiği gerekçesiyle davalılar STEK … Ltd.Şti ve … yönünden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davacının temlik alacaklısı …’a bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, kötü niyet tazminatının davalı …’dan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava takip dayanağı bono nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir. Davalı …’un da aralarında olduğu sanıklar …,…, …, …, …, …,…,…, … hakkında davaya konu bononun da bulunduğu bonolarla ilgili olarak nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçundan kamu davası açılmış olup bir kısım davalılar hakkında verilen beraat kararı Yargıtay 15. Ceza Dairesi tarafından bozulmuş olup yargılama devam etmektedir. TBK’nın 74. maddesi gereğince ceza mahkemesinin maddi fiilin sübutuna ilişkin kararı hakimi bağlayacağından ceza mahkemesi kararının kesinleşmesi beklenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Ayrıca her ne kadar Mahkemece 1 nolu bentte “..Davalılar Stek … Şirketi ve … hakkında verilen 10.06.2015 tarihli kararın kesinleşmesi nedeniyle bu davalılar yönünden yeniden karar oluşturulmasına yer olmadığına,” denilerek karar verilmiş ise de mahkeme gerekçesinde bahsedilen Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 2015/15510 esas ve 2016/6946 karar sayılı 20.04.2016 tarihli bozma ilamında mahkeme kararının herhangi bir bölümü onanmış olmadığından, mahkeme kararı da dairenin bozma ilamı ile ortadan kalktığından, kazanılmış haklar saklı kalmak ve bunlara dikkat etmek koşuluyla mahkemece HMK’nın 297/2 maddesine uygun yeni bir hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA, bozma sebep ve şekline göre davalı …’un diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılardan temlik alan …’a verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden temlik alan …’a iadesine, 08.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.