Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/4957 E. 2021/2261 K. 10.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4957
KARAR NO : 2021/2261
KARAR TARİHİ : 10.03.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Uşak 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28.11.2017 tarih ve 2014/748 E. – 2017/545 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi’nce verilen 17.04.2019 tarih ve 2018/415 E. – 2019/836 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 08.03.2021 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı asil … ile vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, takibe konu edilen bononun alacaklısının davacının kızı olduğunu, davacı ile davalının aynı evde kaldığını, davacının Türkiye’ye dönüş yaptığı sırada Almanya’daki ikamet işlemlerinin devri sırasında hile ile evraklar arasına konan bonoya imzanın, soy isim yazılmak suretiyle doldurulduğu ve hile ile alınan bononun geçerli olmadığını belirterek takibe konu bonodan dolayı borçlu olmadığının tespiti ile davalı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, takibe konu bononun davacıya verilen borç para karşılığı alındığını ve imzayı davacının attığını, hile ile alınmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, 6100 sayılı HMK’nın 201. maddesi uyarınca taraflar baba- kız olsa da hukuki ilişki senede bağlandığından tanıkla ispatın mümkün olmadığı, senede karşı ileri sürülen iddiaların yazılı delille kanıtlanmasının gerektiği, senet sebepten mücerret olmakla davacının ileri sürdüğü iddiaların varlığını yazılı delille ispat yükü altında olduğu halde senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak nitelikte yazılı delil dosyaya sunulmadığı, davacının iddialarını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince,takibe konu senet altındaki imzaların davacıya ait olduğu, davacı tarafça bu senedin hile ya da dolandırıcılık yoluyla oluşturulduğu yönündeki iddiaların ispatlanamadığı, bu yöndeki şikayetlerin kesinleşen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile sonuçlandığı, iddiaların HMK’nın 201. maddesi gereğince yazılı başkaca ve aynı kuvvetteki delillerle usulünce davacı tarafça ispatlanamadığı ve ayrıca yemin deliline de dayanılmadığından, davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 10.03.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.