YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/1379
KARAR NO : 2021/14565
KARAR TARİHİ : 20.05.2021
Tehdit suçundan şüpheli … hakkında yapılan soruşturma neticesinde Ayvalık Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 22/06/2020 tarihli ve 2020/1694 soruşturma, 2020/1252 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Burhaniye Sulh Ceza Hâkimliğinin 14/08/2020 tarihli ve 2020/1618 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
İstem yazısında “Dosya kapsamına göre, müşteki ile ikametinin yakınında bulunan … Clup isimli iş yerinin işletmecisi şüpheli arasında komşuluk ilişkisinden kaynaklanan anlaşmazlık bulunduğu, olay tarihinde yine bu anlaşmazlık nedeniyle şüphelinin müştekiye hitaben “araziden geçmeyeceksin, geçersen başına büyük işler açarım” şeklinde sair tehdit içeren sözler söylediği yönündeki iddialar üzerine başlatılan soruşturma neticesinde Ayvalık Cumhuriyet Başsavcılığınca şüpheli hakkında kamu davası açmaya yeterli delil elde edilemediğinden bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; tanık olarak ifadesine başvurulan …’ın alınan beyanında, şüphelinin müştekiye hitaben “erkeksen hadi geçte göreyim, benim sağım solum belli olmaz, anlamazsın bile başına ne işler açarım senin” şeklinde sözler söylediğini beyan etmesi karşısında, şüphelinin üzerine atılı sair tehdit suçunun unsurlarının oluştuğunun değerlendirildiği, bununla birlikte şüphelinin üzerine atılı söz konusu suçun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesi gereğince uzlaşmaya tâbi olduğu, ancak soruşturma aşamasında müştekiye ve şüpheliye usûlüne uygun uzlaştırma işlemi yapılmadığı anlaşılmakla, soruşturma dosyasının uzlaştırma işlemlerinin usulüne uygun olarak yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, soruşturmanın genişletilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Hukuksal değerlendirme:
CMK’nın 160/1. maddesinde, “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya haşlar.”, 160/2. maddesinde “Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için. emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” 170. maddesinin 2. fıkrasında, “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler. 172. maddesinin 1. fıkrasında, “Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.” hükümleri düzenlenmiştir.
Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen mahkeme, kamu davası açılması için yeterli şüpheyi uyandıracak deliller bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli şüpheyi uyandıracak delil/ler bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
CMK’nın 170/2. maddesine göre kamu davası açılabilmesi için soruşturma aşamasında toplanan delillere göre suçun işlendiğine dair yeterli şüphe bulunması gerekir. Suç ihbar veya şikayeti yoluyla soruşturma yaparak maddi gerçeğe ulaşma yükümlülüğü ve yetkisi bulunan Cumhuriyet savcısı, soruşturma sonucunda elde edilen delilleri değerlendirerek kamu davası açmayı gerektirir nitelikte yeterli şüphe olup olmadığını takdir edecektir. Ancak soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının delil değerlendirmesiyle, kovuşturma aşamasında hakimin delilleri değerlendirmesi birbirinden farklı özelliklere sahiptir. CMK’nın 170/2. maddesine göre soruşturma aşamasında toplanan deliller kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturup oluşturmadıkları çerçevesinde incelemeye tabi tutulurken, kovuşturma aşamasında, isnat edilen suçun işlenip işlenmediği hususunda mahkumiyete yeter olup olmadığı ve tam bir vicdani kanaat oluşturup oluşturmadığı çerçevesinde değerlendirilmektedir.
CMK’nın 253. maddesinin dördüncü fıkrası;
“(4) Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya tâbi olması ve kamu davası açılması için yeterli şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine yapılır. Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat veya istinabe yoluyla da yapabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren üç gün içinde kararını bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır.” biçiminde olup yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda soruşturma dosyasının uzlaştırma bürosuna gönderilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.
İncelenen somut olayda; müştekinin, şüphelinin kendisini ” araziden geçmeyeceksin, geçersen başına çok büyük işler açarım” şeklindeki sözlerle tehdit ettiğini belirtip şikayetçi olduğu, tanık …’ın da şüphelinin müştekiye hitaben ” benim sağım solum belli olmaz, anlamazsın bile başına ne işler açarım senin, erkeksen hadi geçte göreyim seni” dediği şeklinde beyanda bulunması karşısında; şüphelinin eyleminin sübut bulup bulmadığı hususu, lehine ve aleyhine toplanacak tüm kanıtların, mahkemece birlikte tartışılıp değerlendirilmesi gerektiği, tehdit suçunun, CMK’nın 253. maddesi gereğince uzlaşmaya tabi olduğu, soruşturma dosyasının uzlaştırma bürosuna gönderilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi ve bu karara yapılan itirazın reddedilmesi hukuka aykırıdır.
Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1- Burhaniye Sulh Ceza Hakimliği’nin 14/08/2020 tarihli ve 2020/1618 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2- Aynı Kanunun 309/4-a maddesi gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 20/05/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.