Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2017/3822 E. 2021/2241 K. 08.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/3822
KARAR NO : 2021/2241
KARAR TARİHİ : 08.03.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Defter, kayıt ve belgeleri gizleme
HÜKÜM : Mahkumiyet

19/03/2013 tarihli vergi inceleme tutanağında şirket müdürü sanık …’in şirketin faal olmadığına yönelik beyanda bulunduğu ve talebi üzerine incelemenin müfettişlik adresinde gerçekleştirildiği anlaşılmakla tebliğnamedeki bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
1-Sanık hakkında … Motorlu Taşıtlar İnş. Tur. ve Dış Tic. Ltd. Şti.’nin 2009-2010 takim yıllarına ait yasal belgelerini incelemeye ibraz etmediği iddiasıyla açılan kamu davasında; sanık ve müdafiinin aşamalardaki savunmasında suça konu şirketin diğer yetkili ortağı olan …’nin şirket defter ve kayıtlarını kendilerine vermediğini ve aralarında anlaşmazlık olduğunu beyan ederek atılı suçlamaları reddetmesi ve söz konusu şirkette sanık … ve …’nin münferiden yetkili olduklarının anlaşılması karşısında maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde tespiti bakımından; sanıkların şirkete ait defter ve belgelerin muhafazasına ve şirketi temsile yetkili kişiyi belirlemek amacıyla aralarında iş bölümü yapıp yapmadıkları, anılan defter ve belgeleri saklama yükümlülüğünün kime ait olduğu araştırılıp, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 17/12/1990 gün ve 312/340 sayılı kararında açıklandığı üzere birden fazla sorumlu bulunması halinde temsil yetkisinin bölüşümündeki ağırlık ve sınırlar ile eylemin ayrıntısını bilen temsilci tespit edilip sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile mahkûmiyet hükmü kurulması,
2-Kabule göre ise;
a) Suç tarihi itibarıyla sanığın adli sicil kaydında sadece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar mevcut olup, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 19/02/2008 tarihli ve 346-25 esas ve karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibarıyla karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun davayı sonuçlandıran ve uyuşmazlığı çözen bir hüküm niteliğinde olmadığı, dolayısıyla suç tarihi itibarıyla sanığın kasten işlediği suçtan dolayı kesinleşmiş mahkûmiyet hükmünün bulunmadığı, 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesinin 8. fıkrasına eklenen 2. cümle hükmünün suç tarihinden sonra 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe girdiği gözetilmeden; alt sınırdan ceza tayin edilen ve bir daha suç işlemeyeceği kanaati oluşması nedeniyle cezası ertelenen sanık hakkında “daha önceden uygulandığı için sanık hakkında CMK’nin 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına,” şeklindeki yasal olmayan, yetersiz ve çelişkili gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi, yasaya aykırı,
b) 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesi’nin 08/10/2015 tarihli 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz talepleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. Maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08/03/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.