Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2013/6894 E. 2013/9842 K. 04.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6894
KARAR NO : 2013/9842
KARAR TARİHİ : 04.06.2013

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tahliye

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, akde aykırılık nedeniyle tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olup, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde; davaya konu petrol istasyonunu 15.09.2008 tarihinde eski malikten satın aldıklarını, davalı şirketin taşınmazda eski malik Hayrettin ile imzalanan 01.06.2005 tarihli kira sözleşmesi uyarınca kiracı olduğunu, davalının kiralananda kaçak petrol satışı yaptığını, söz konusu eylem nedeniyle davalı şirket yöneticisi hakkında … Asliye Ceza Mahkemesinde iki ayrı olay nedeniyle iki ayrı dava açıldığını ve mahkumiyetine karar verildiğini, davalının bu eylemi ile kiralananın ün ve itibarına zarar verdiğini belirterek kiralananın tahliyesine karar verilmesini istemiştir. Davalı ise; ortada kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı bulunmadığını, tahliye sebebi olarak ileri sürülen olguların eski malik dönemine tekabül ettiğini, eski malikin tüm bunlara rağmen kira ilişkisini sürdürdüğünü, eski malikin sarfınazar ettiği dava hakkının yeni malike geçmeyeceğini, keza yeni malikin de satın alma tarihinden sonra uzunca bir süre bekleyerek dava açmasının iyi niyetle bağdaşmayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davalı şirket yöneticisi hakkında her ikisi de kaçak akaryakıt satmak suçundan olan davalardan ilkine ait suç tarihinin 24.07.2008 karar tarihinin 08.09.2009 olduğu, ikinci kamu davasındaki suç tarihinin 09.02.2009 olduğu, kiralayan olan eski malikin ve kiralananı sonradan iktisap eden davacının söz konusu davalardan haberdar oldukları uzunca bir süre beklenildikten sonra dava açılmasının iyi niyet kuralları ile bağdaşmayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında 01.06.2005 başlangıç 31.12.2007 bitiş tarihli kira sözleşmesi konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taşınmaz davalıya akaryakıt istasyonu, market, elektrik ve lastik tamir binası olarak kiraya verilmiştir. Davacı kiralananı 15.09.2008 tarihinde eski malikten satın almıştır. Dava tarihinde yürürlükte olan 818 sayıl Borçlar Kanunun 256.madde hükmüne göre kiracı kiralananı kullanırken tam bir özen içinde hareket etmek, kiralanana zarar vermemekle yükümlüdür. Aynı yasa hükmünün ikinci fıkrasında
belirtildiği üzere açıktan fena kullanma kapsamında kalan akde aykırılıklarda kiracıya önceden ihtar keşide edilmesine gerek yoktur. Kiralananda suç teşkil eden bir takım faaliyetlerin yürütülmesi de açıktan fena kullanma sayılır. Davacı kiralananı 15.09.2008 tarihinde iktisap etmiş 03.10.2011 tarihinde de bu davayı açmıştır. Davacı, davalının kiralananda kaçak akaryakıt satışı yaptığını bu hareketi ile kiralananın ün ve itibarına zarar verdiğini iddia etmiştir. Davalı ise, tahliye sebebi olarak ileri sürülen olgulara rağmen kira ilişkisinin eski ve yeni malik döneminde uzunca bir süre devam ettiğini, bu durumda dava hakkının kullanılmasının iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığını savunmuştur. Kabule göre davalı şirket yöneticisi hakkında her ikisi de kaçak akaryakıt satmak suçuna ilişkin olarak açılan davalardan ilkine ait suç tarihi 24.07.2008 ikincisine ait suç tarihi 09.12.2009’dur. Davacı satın alma tarihinden sonra gerçekleşen bu ikinci olay nedeniyle dava hakkını 03.10.2011 tarihinde kullanmıştır. Söz konusu olaya ilişkin ceza yargılaması devam etmekte olup davacının, suç teşkil eden olay nedeniyle dava hakkını geç kullandığından söz edilemez. Nitekim davacı temyiz dilekçesinde; kaçak akaryakıt olayının adli mercilere intikalinden sonra olayla ilgili soruşturma ve kovuşturmanın belli bir aşamaya gelmesinin beklendiği, tahliye sebebinin kati suretle oluştuğunun düşünüldüğü anda bu davanın açıldığını belirtmiştir. Davacının bu beyanı ve söz konusu olaya ilişkin ceza yargılamasının devam ediyor olması karşısında dava hakkının geç kullanılmasının zımni muvafakat olarak nitelendirilemeyeceği açıktır. Öte yandan davanın tarafı olmayan eski malikin de sonradan kiracı ile bir takım ticari münasebetlere girmesinin yeni malikin dava hakkı üzerinde bir etkisi bulunmamaktadır. Kiracının taşınmazda kaçak akaryakıt satılması şeklindeki eylemin kiralanana daimi bir zarar verdiği muhakkaktır. Bu itibarla somut olayın özellikleri dikkate alınmak suretiyle mahkemece suça ilişkin ceza yargılaması sonucu da beklenerek bir karar verilmesi gerekirken farklı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 04.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.