Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2013/6434 E. 2013/12433 K. 01.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6434
KARAR NO : 2013/12433
KARAR TARİHİ : 01.10.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 27.03.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 04.10.2012 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili ve duruşmasız olarak davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 01.10.2013 günü için yapılan tebligat üzerine duruşmasız temyiz eden davacı vekili Av. … … geldi başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen tarafın sözlü açıklaması dinlendi duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, paydaş olduğu 25 parsel sayılı taşınmazdaki 6 numaralı bağımsız bölümde dava dışı 1/2 paydaş Nebahat’a ait payın davalı tarafından satış yoluyla 25.05.2006 tarihinde edinildiğini, önalım hakkını kullanmak istediğini ileri sürerek, taşınmazda davalı adına kayıtlı 1/2 payın adına tescilini istemiştir.
Davalı süresinde yanıt vermemiştir.
Mahkemenin davanın kabulüne ilişkin kararı Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 28.06.2011 gün ve 2011/5825-7127 sayılı ilamıyla davacı murisinin diğer mirasçılarının davaya onayının alınması veya terekeye temsilci atanması gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamına uyularak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili ile davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, önalım nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Önalım hakkı, paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmazdaki payını kısmen veya tamamen üçüncü kişiye satması halinde, diğer paydaşlara, satılan bu payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak, paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve pay satışı yapılmasıyla kullanılabilir hale gelir.
Önalım hakkının kullanılmasında davacının dayandığı pay elbirliği mülkiyetine konu ise tüm ortakların birlikte dava açması veya birinin açtığı davaya diğerlerinin muvafakat etmesi gerekir. Çünkü bu gibi hallerde 11.10.1982 tarihli ve 3/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın tereke adına açıldığının kabulü gerekir. Davaya muvafakat, duruşmaya gelip bu konuda beyanda bulunmakla veya imzası noterce onaylı muvafakat belgesi ibraz edilmesi suretiyle yahut davacı adına davayı takip eden avukata vekalet verilmesi ile sağlanabilir. Bu yolda ortakların tümünün muvafakati sağlanamazsa Türk Medeni Kanununun 640. maddesi hükmü uyarınca murisin terekesine görevli mahkemede temsilci atanması için davacıya süre verilir. Temsilci davacı dışında biri olursa davacının sıfatı sona ereceğinden davayı temsilci takip eder. Dava hakkına ilişkin olan bu hususun hakim tarafından kendiliğinden öncelikle nazara alınması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta, kat mülkiyeti kurulu 25 parsel sayılı taşınmazda bulunan 6 numaralı bağımsız bölümün 1/2 payı davacı murisi…; 1/2 payı ise davalı … adına kayıtlı olup, davalı anılan payı dava dışı 1/2 paydaş…’tan 25.05.2006 tarihinde alım yoluyla edindiği anlaşılmaktadır. Davacı, davalının edindiği bu paya yönelik önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil isteminde bulunmuştur. Taşınmazın paydaşı…’a ait … Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2003/1121-1270 sayılı veraset ilamında mirasçıları davacı ve dava konusu payı satan dava dışı …’tır. Anılan bu veraset ilamını dikkate alan Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 28.06.2011 günlü bozma ilamında murisi…’ın diğer mirasçılarının davaya onayının alınması veya terekeye temsilci atanması gerektiğini belirtmiştir. Bozma ilamından sonra muris…’a ait … 1. Noterliği’nin 03.11.2011 gün ve 25382 yevmiyeli veraset ilamında mirasçı olarak sadece davacı … gözükmektedir. Görülüyor ki, anılan veraset ilamlarında mirasçılar yönünden çelişki ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla, HMK’nun 60, 114 ve 115. maddeleri uyarınca dava şartlarından olan dava taraf teşkili sağlanmadan yargılamaya devam olunamaz. Bu nedenle, davacıya veraset ilamları arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla dava açmak için süre verilmeli, bu dava sonucunda murisin davacı dışında mirasçılarının da bulunduğunun anlaşılması halinde karar bozma ilamında gösterilen biçimde taraf teşkili tamamlanarak işin esası hakkında bir karar verilmelidir.
Mahkemece, usulüne uygun biçimde taraf teşkili sağlanmadan davanın esasının karara bağlanması doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın istek halinde davalılara iadesine, 01.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.