Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2021/8309 E. 2021/8091 K. 17.05.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8309
KARAR NO : 2021/8091
KARAR TARİHİ : 17.05.2021

Basit yaralama suçundan sanık …’nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-a, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 3.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair İstanbul 48. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.11.2020 tarihli ve 2020/42 Esas, 2020/468 Karar sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 01.03.2021 tarihli ve 2020/20116 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 31.03.2021 tarihli ve 2021/34716 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre,
1) Kısa kararın verildiği 12.11.2020 tarihli oturumda başka suçtan Silivri Açık Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan ve Covid-19 iznine ayrıldığı anlaşılan sanığın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 196. maddesi uyarınca duruşmalardan vareste tutulma talebinin olmadığı gibi, duruşmalardan vareste tutulmasına dair mahkeme tarafından da bir karar verilmediği, 24.02.2020 tarihli zorla getirme kararının infaz edilemediği, bu halde mahkemesince duruşmada hazır edilmeksizin ya da ses ve görüntü bilişim sistemi (segbis) aracılığı ile savunması alınmaksızın, yokluğunda yargılamaya devam edilerek ve savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde,
2) 5271 sayılı Kanun’un 251. maddesinde, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir” şeklindeki,
Geçici 5. maddesinde yer alan, “(1) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla; …c) 250 nci maddede düzenlenen seri muhakeme usulü ile 251 ve 252 nci maddelerde düzenlenen basit yargılama usulüne ilişkin hükümler, 1.1.2020 tarihinden itibaren uygulanır. d) 1.1.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz” şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında,
Somut dosya kapsamında, sanığın mahkumiyetine konu 24.11.2019 tarihli suçun 5271 sayılı Kanunu’nun 251. maddesi gereğince basit yargılama usulüne tabi olduğu, anılan suç kapsamında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının

14.01.2020 tarihli, 2020/5064 soruşturma sayılı iddianamesi ile açılan İstanbul 48. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/42 esas sayılı dosyasında, mahkeme tarafından tensiple birlikte basit yargılama usulünün uygulanıp uygulanmayacağı hususunda değerlendirme yapılması zorunluluğunun bulunduğu gözetilmeksizin karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.”
Sanık hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 14.01.2020 tarihli, 2020/5064 soruşturma sayılı iddianamesi ile kasten basit yaralama suçundan kamu davası açılmıştır. 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası” olarak öngörülmesi nedeniyle basit yargılama usulünün uygulanmadı mümkün olduğu halde 5271 sayılı CMK’nin 251. maddesi uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmeden karar verilmesi isabetsizdir.
Öte yandan, basit yargılama usulünün uygulanması halinde meşruhatlı davetiye gönderilen sanığın savunması alınmadan karar verilmesi mümkün ise de incelenen dosyada basit yargılama usulü uygulanmamıştır.
Ayrıca, sanığın sorgusu yapılmadan hüküm kurulabileceğine dair 5271 sayılı CMK’nin 193. maddesinin uygulanma koşulu oluşup oluşmadığının belirlenmesine yönelik Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.03.2014 tarihli ve 2013/12-74 Esas – 2014/140 Karar sayılı ilamı ile istikrarlı diğer kararlarında da vurgulandığı üzere; ceza yargılanmasında sanığın sorgusu yapılmadan hüküm kurulabileceğine ilişkin kuralın, fiilin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen bir durumun varlığı halinde, başka bir deyişle derhal beraat kararı verilmesi ile sınırlı olarak uygulanabileceği, delillerin takdir ve tayini gereken durumlarda ise sanığın savunması alınmadan hüküm kurulması mümkün bulunmamaktadır.
Böylece, incelenen dosyada; karar tarihinde başka suçtan Silivri Açık Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan ve Covid-19 iznine ayrıldığı anlaşılan sanığın savunması alınmadan karar verilmesi de isabetsizdir.

Bu nedenlerle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünceler yerinde görüldüğünden; İstanbul 48. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.11.2020 tarihli ve 2020/42 Esas, 2020/468 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nin 309/4. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.05.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.

.