Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/2717 E. 2021/1297 K. 16.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2717
KARAR NO : 2021/1297
KARAR TARİHİ : 16.02.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 25. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16.02.2016 tarih ve 2015/80-2016/56 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalılar vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının davalı …’den araç satın aldığını, Yağcı Otomotiv’in diğer davalı Doğuş Otomotiv’in Balıkesir Bayisi olduğunu, 11.07.2010 günü seyir halinde iken aracın birden çekişten düştüğünü, göstergelerin ikaz vermeye başladığını, aracını servise götürdüğünü, araçta üretim hatasının olduğunun söylendiğini, servisten çıktıktan sonra da aracın 200 metre gidemeden tekrar yolda kaldığını, aracın 16 kez servise gittiğini ve arızaların halen tam olarak giderilmediğini, araçtaki tüm ayıpların ihtarname ile Doğuş Otomotiv A.Ş.’ye ve Yağcı Otomotiv Ltd. Şti’ye tebliğ edildiğini fakat bu konularda geri dönüş yapılmadığını belirterek öncelikle aracın satış bedeli olan 53.750,00 TL’nin temerrüt tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini yada aynı model ve nitelikteki bir araç ile değiştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Ltd. Şti’nin vekili, sözkonusu aracın 16 kez değil 7 kez servise getirildiğini, bunun 4’ünün çeşitli arızalar 3’ünün de normal bakım için olduğunu, yol yardımının doğrudan davalı bayi tarafından yapılmadığını, İstanbul’daki genel dağıtıcıdan yardım talep etmesi gerektiğinin kendisine iletildiğini, bu bilgilendirme sonrasında ilk olarak 07.07.2010 tarihinde 15.000 bakımı için servise geldiklerini, arızalı parçanın hemen getirildiğini ve arızanın giderildiğini, bundan sonraki aracın servise müracaatlarının hiçbirisinin bu arızalarla ilgili olmadığını, araçta imalat hatasının bulunmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı Doğuş Otomotiv Servis ve Ticaret A.Ş. vekili, aracın ticari araç olması nedeniyle davanın ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiğini, süresinde ayıp ihbarının yaılmadığını, araçta ürün kaynaklı ve giderilemeyen bir problem olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece iddia,savunma,bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, distribütör Doğuş Otomotiv Servis ve Ticaret Anonim Şirketi’nin bayii olan davalı … San. Tic. Ltd. Şirketi’nden satın alınan ve garanti belgesine göre Doğuş Otomotiv Servis ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından garantilenen … plakalı taşıtın, alındığı tarihten itibaren, sürekli olarak çeşitli arızalar doğurduğu, defalarca servise gidilmesi ve onarılması bildirilmesine rağmen arızaların tekrarlandığı, bunun araç malikinin taşıttan yararlanmasını engellediği, sürekli tekrarlayan ve onarıldığı bildirilmesine rağmen yenilenen arızaların önceden bilinemeyeceği nedeniyle gizli ayıp niteliğinde olduğu, servis işlerinin davalı Doğuş Otomotiv Servis ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından bilindiği ihbarının yazılı bir şekilde yapılmamış olmasının ihbar yükümlüğünün yerine getirilmediği sonucu doğuramayacağı, kaldı ki sürekli yenilenen ayıplar nedeniyle davacının böyle bir talepte bulunmak zorunda kaldığı, dolayısıyla Borçlar Kanunu’nun 219. ve devam eden maddelerinde belirtilen satıştan dönme hakkının kullanımının mümkün olduğu davacının aracın iadesi ve bedelinin kendisine ödenme talebinin bu kapsamda kabul edilebilir bir talep olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı her iki davalı vekili temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
Dava, ticari faaliyette kullanılan araç satışından kaynaklanan alacak talebine ilişkin olup, Yargıtay (kapatılan)13. Hukuk Dairesi’nin 19.09.2013 gün ve 2013/10274 – 22116 sayılı kararında da belirtildiği üzere 6102 sayılı TTK’nın 4. maddesi kapsamında ticari dava niteliğinde olup genel hükümlere göre TTK’nın 5. maddesi uyarınca müstakil Asliye Ticaret Mahkemesi bulunan yerlerde Asliye Ticaret Mahkemesince bulunmayan yarlerde ise Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesince davaya bakılmalıdır. Görev kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece re’sen gözetilmelidir. Bu durumda, mahkemece davanın Asliye Ticaret Mahkemesinin görevine girdiği gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davalılara iadesine, 16.02.2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

01.04.2011 dava tarihinde yürürlükte bulunan mülga 1086 sayılı HUMK 25/3 maddesinde “Yargıtayca verilen merci tayini kararları ile temyiz incelemesi sonucu kesinleşen göreve veya yetkiye ilişkin kararların, davaya ondan sonra bakacak mahkemeyi bağlayacağı düzenlenmiştir.
Yargılama sırasında yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK 23/2 maddesi ile de, aynı şekilde hüküm getirilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olmayıp işbölümü ilişkisi olduğu 01.04.2011 dava tarihinde Tüketici Mahkemesi sıfatıyla Gönen Asliye Hukuk Mahkemesine açılan davada verilen 02.11.2012 tarihli kararın temyizi üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 19.09.2013 gün ve 2013/10274-22116 sayılı kararı ile uyuşmazlıkta Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle yerel mahkeme kararı bozulmuş, kararın kesinleşmesi ile Tüketici Mahkemesince Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatıyla yargılamaya devam edilmiş, Gönen Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.10.2014 gün 1014/21-775 sayılı kararı ile bu kez yetkisizlik kararı verilerek dosya İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiş, İstanbul Asliye 25. Hukuk Mahkemesince temyize konu hüküm tesis edilmiştir.
Yasal dayanağı yukarıda açıklandığı üzere, Gönen Tüketici Mahkemesi kararının, Yargıtay 13. Hukuk Dairesince görev noktasından bozulması ve bu kararın kesinleşmesinden sonra artık başka türlü Görevsizlik kararı verilmesi mümkün değildir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin göreve ilişkin bozma kararı, davaya bakan Asliye Hukuk Mahkemesini bağladığı gibi, Yargıtay ilgili Hukuk Dairesini’de bağlamaktadır.
Çoğunluk görüşünde HMK 23/2 (1086 sayılı HUMK 25/3) maddesinin açık hükmü karşısında isabet bulunmamaktadır.
Davalıların sair temyiz itirazlarının incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, kararın yazılı gerekçe ile bozulmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.