Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2021/6056 E. 2021/7937 K. 29.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6056
KARAR NO : 2021/7937
KARAR TARİHİ : 29.04.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Beraat, mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanık … ve katılan … vekili, sanık

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1)Katılan …’nin aşamalarda müşteki sanık …’ın göğsüne vurup ittirdiğine dair beyanı, tanıkların, katılanın olay yerine gelen sanık …’a da kendisini polislerin içerisinde müşteki sanık …’ın yaraladığını söylediğine- gösterdiğine dair beyanları, Elbistan Devlet Hastanesi’nin 16.12.2010 tarihli ”Genel durum iyi, şuur açık, oryante, kooperedir. Göğsünde sternum üstünde 4×10 cm boyunda kızarıklık mevcuttur. Çekilen direkt toraks grafisinde herhangi bir patolojiye rastlanmadı. Halen hayati tehlikesi yoktur. Kati hekim raporudur. Alkolsüz olduğu tespit edilmiştir. Kızarıklık BTM ile düzelebilir” şeklindeki katılanın beyanıyla uyumlu yaralanmasını ortaya koyan doktor raporundaki tespitler, asayiş uygulama noktasında durdurulması üzerine katılanın agresif tavırlarla polis memurlarına zorluk çıkardığına, müşteki sanık polis memuru Yaşar’ın yüzüne sigara dumanını üflediğine dair tanık beyanları ile tüm dosya içeriğine göre, müşteki sanığın katılanı yaraladığı sabit olduğu halde yasal ve yerinde olmayan gerekçeyle atılı suçtan haksız tahrik hükümleri tartışılarak mahkumiyeti yerine beraatine karar verilmesi,
2)Sanığın ve müşteki sanığın yargılama konusu eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylemler yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’nun 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19.08.2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No:126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3)Kardeşi olan katılan …’nin, polis memurları tarafından darp edildiğine dair telefonla aranması üzerine olay yerine gidip, kardeşini darp ettiğini öğrendiği müşteki sanık …’ı kasten yaralayan sanık … lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesi uyarınca asgari(1/4) oranda haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın ve sanık … ile katılan … vekilinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29.04.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.