Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2012/19071 E. 2013/11121 K. 26.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/19071
KARAR NO : 2013/11121
KARAR TARİHİ : 26.06.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Alacak

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, kira sözleşmesinin haklı nedenle feshedilmesine dayalı maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir.Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı kiracı, taraflar arasında imzalanan kira sözleşmesine göre inşaatı yeni bitmiş,sadece sıvalı olan dükkanın pastane olarak kullanılmak üzere kiralandığını, davalı kiraya verenin kira sözleşmesi imzalanırken dükkanın yapı kullanma izninin bulunduğunu ve alanının 98 m2 olduğunu belirttiğini, sonradan yapı kullanma izninin olmadığını bildirdiğini, yedi ay geçmesine rağmen yapı kullanma belgesi alınamadığından da işletme ruhsatı alamadığı için faaliyete geçemediğini,ayrıca apartmanın ortak yerlerinin de dükkana ilave suretiyle dükkanın alanının olduğundan çok yüksek gösterildiğini apartman sakinlerinin şikayeti üzerine öğrendiğini, bu sebeplerle 3.9.2010 tebliğ tarihli ihtarname ile sözleşmeyi feshederek davalıdan zararını ödenmesini istemesine rağmen davalının bir ödeme yapmadığını, bu süre içerisinde kira bedelinin ödendiğini, sözleşme süresine güvenilerek faydalı ve zorunlu masraflar yapıldığını belirterek dükkana yapılan faydalı masraflar, kira sözleşmesine güvenilerek alınan masa sandalye ve mobilya masrafı, fuzuli olarak ödenen kira bedeli, yedi aylık kazanç kaybı kalemlerinden oluşan toplam 22000 TL maddi tazminat ile 1000 TL manevi tazminatın yasal faiziyle tahsilini istemiştir. Davalı savunmasında dükkanı satan inşaat firmasının yapı ruhsatının alınması ve kullanım alanı konusunda kendisini yanılttığını, davacı kiracının yapı ruhsatının bulunmadığını bilmesine rağmen kira sözleşmesini imzalama konusunda aceleci davrandığını, bu nedenle uğradığı zararı isteyemeyeceğini, yapılan imalatların fuzuli ve lüks imalatlar olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece dava konusu taşınmazda pastane olarak işletme ruhsatının alınmasının tamamen davacının yükümlülüğünde bulunduğu, dükkanın kullanım alanının vadedilenden daha küçük olmasında davalının kusurunun bulunmadığı ,bu hususta dava dışı müteahhit firma Si-Sa yetkilisinin vermiş olduğu taahhütname gereğince taraflar arasında kiracılık ilişkisinin kurulmasında bu firmanın etken olduğu, dolayısıyla davalının davacının uğradığını iddia ettiği zararlardan sorumlu olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında 16.4.2010 başlangıç tarihli, dört yıl süreli kira sözleşmesi olduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kiralanan dükkanı satan dava dışı inşaat firması olan Si-Sa İnşaat Taahhüt Ticaret Limited Şirketi tarafından verilen 21.10.2010 tarihli taahhütnamede ”… satım konusu dükkanın kullanım alanının 98 m2 olduğu ve bu alanın işletme ruhsatının kendileri tarafından temin edileceği alıcıya ve kiraya vermek istediği …’a söz verilmiş ve dükkanı işletmeye açmakta bir sakınca olmadığı beyan edilmiştir. Taahhütnamede Sezgin Öztürk ve … arasında kiracılık ilişkisi kurulduğu, daha sonra dükkanın kullanım alanının çok daha az olduğu ve ruhsat alınamayacağının ortaya çıktığı, kiracının sözleşmeyi feshederek zararını istediği, ancak bu hususta doğduğu iddia olunan kiracı zararlarından bir kusurunun bulunmaması ve kira ilişkisinin tamamen kendi beyanlarına dayanılarak yapılmış olması nedeniyle sorumluluğu gerek Sezgin Öztürk ve gerekse kiracı …’a karşı tamamen kabul ettiği.” ifadesinin yer aldığı görülmektedir. Mahkemece bu taahhütname hükme esas alınmak suretiyle sonuca gidilmişse de taahhüt üçüncü kişi olan inşaat firması yetkilisi tarafından tek yanlı verilmiş olup kira sözleşmesinin taraflarını bağlamaz. Uyuşmazlık kira sözleşmesinden kaynaklanmakta olup sözleşme hükümleri çerçevesinde değerlendirme yapılarak işin esası ile ilgili bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 26.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.