YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/756
KARAR NO : 2021/7902
KARAR TARİHİ : 12.04.2021
Karşılıksız yararlanma suçundan sanık …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 163/3 ve 62/1. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair SÖKE 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/09/2018 tarihli ve 2017/587 esas, 2018/553 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 20/11/2020 gün ve 94660652-105-09-6331-2020-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05/01/2021 gün ve 2020/108826 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 09/04/2018 tarihli ve 2018/616 esas, 2018/4761 karar sayılı ilamında “Kurum zararının soruşturma aşamasında ödenmesi hâlinde TCK’nın 168/5. fıkrası gereğince kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi gerekli olduğu, bu konuda soruşturma aşamasında yapılması gerekip yapılmayan usûl işlemlerin kovuşturma aşamasında tamamlanması sebebiyle bilirkişi tarafından normal tarifeye göre hesaplanan vergili ve cezasız kurum zararının, varsa daha önce yapılan ödemeler kurumdan sorulup mahsup edildikten sonra kalan miktar belirlenip, verilecek makul sürede ödenmesi hâlinde etkin pişmanlıktan faydalanabileceği, TCK’nın 168/5 ve CMK’nın 223/8. fıkraları uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşmediği için suç tarihine göre düşme kararı verileceği, ödenmediği takdirde yargılamaya devamla dosyadaki delillere göre hüküm kurulacağı tebliğ ve ihtar edilip yüze karşı ise talep etmesi hâlinde, tebligat yapılıyor ise makul bir süre verilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği halde, eksik kovuşturma ile mahkûmiyet hükmü kurulması,..” şeklinde belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun’un 168/5. maddesi uyarınca sanığa etkin pişmanlıktan yararlanabileceği hususu hatırlatılıp, talep etmesi hâlinde zararı gidermesi için kendisine süre verilerek sonucuna göre sanığın hukukî durumunun değerlendirilmesi gerektiği cihetle, somut olayda, sanığın bilirkişi tarafından normal tarifeye göre hesaplanan vergili ve cezasız kurum zararının, varsa daha önce yapılan ödemeler kurumdan sorulup mahsup edildikten sonra kalan miktar belirlenip, verilecek makul sürede ödenmesi hâlinde etkin pişmanlıktan faydalanabileceği hususunun ihtar edilmesini müteakip sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dosya kapsamına göre, sanık … hakkında 29/05/2017 ve 25/07/2017 tarihlerinde kaçak elektrik kullandığından bahisle ayrı ayrı tutanak düzenlendiği ve 29/05/2017 tarihli tutanakla ilgili 24/10/2017 tarihinde, 25/07/2017 tarihli tutanakla ilgili olarak ise 09/02/2018 tarihinde ayrı ayrı kamu davaları açıldığı, ardından açılan bu davaların birleştirildiği ve sanığın SÖKE 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/09/2018 tarihli ve 2017/587 Esas – 2018/553 Karar sayılı ilamıyla her bir tutanak için ayrı ayrı olmak üzere 5237 sayılı TCK’nın 163/3, 62/1. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezaları ile cezalandırıldığı anlaşılmakla; iddianame tarihleri dikkate alındığında 29/05/2017 tarihli tutanak ile 25/07/2017 tarihli tutanak arasında hukuki kesinti bulunmadığı ve sanığın eylemini zincirleme olarak gerçekleştirdiği nazara alınarak sanık hakkında tek hüküm kurulup TCK’nın 43. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde tutanak sayısınca mahkumiyet kararları verilmesi hususu da belirlenmiş olup, bu yönden de kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE, 12/04/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.