Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/1635 E. 2021/1566 K. 23.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1635
KARAR NO : 2021/1566
KARAR TARİHİ : 23.02.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 31.01.2018 tarih ve 2017/179 E- 2018/30 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 29.11.2019 tarih ve 2018/1717 E- 2019/1227 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin … nezdinde tescilli ve uzun süredir yoğun ve yaygın kullanımı ile tanınmış hale getirdiği “KABLO” esas unsurlu markalarının sahibi olduğunu, müvekkilinin bahse konu “KABLO” esas unsurlu markalarını yıllar yılı yoğun ve tüm Türkiye çapında kullanarak tanınmış hale de getirmiş olduğunu, dava konusu markanın da gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkilinin “KABLO” esas unsurlu seri markalarına bir yenisini eklemek amacıyla markasının 09., 35., 37., 38., 41. ve 42. sınıflarda tescili için 13.01.2016 tarihinde 2016/02200 sayı ile başvuruda bulunduğunu, Markalar Dairesi Başkanlığı’nca yapılan resen inceleme neticesinde müvekkiline ait marka başvurusunun 556 sayılı KHK m.7/1-a ve m.7/1-c uyarınca tümden reddedildiğini, söz konusu karara taraflarınca itiraz edildiğini, itirazlarının reddedildiğini, müvekkilinin başvurusu kapsamındaki tüm ürünlerle birlikte reddedildiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı’nın, müvekkiline ait marka başvurusunun kısmen reddine ilişkin kararının hukuki temelden yoksun olduğunu, somut olayda 556 sayılı KHK 7/1-a ve 7/1-c’nin koşulları bulunmadığını, dava konusu ibare üzerinde müvekkilinin kazanılmış hakları bulunduğundan mezkur YİDK kararının hukuka aykırı olduğunu, somut olayda KHK m.7/1-a ve 7/1-c şartlarının oluşmadığını ileri sürerek YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı kurum vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, başvuru konusu “KABLOTV” ibaresinden müteşekkil işarette, münferit unsurlardan ziyade, işaretin bir bütün olarak bıraktığı genel intibâının nazara alındığında, “KABLOTV” ibaresinin gerek münferit olarak, gerekse bir bütün olarak markanın esas unsurunu teşkil ettiği ve ön plânda bulunduğu, esasen başvuruyla “KABLOTV” ibaresinin asıl korunma altına alınmak istendiği, başvuru kapsamında yer alan ürün ve hizmetler bakımından “KABLOTV” ibaresinin doğrudan ürün ve hizmetlerin niteliğine ilişkin bir algı yaratacağı, bu sebeple “KABLOTV” ibaresinin bir bütün olarak vasıf bildirici ve ticaret hayatında herkesin kullanımına açık bulunduğu, “KABLOTV” ibaresinin başvuru kapsamında yer alan bu ürün ve hizmetler bakımından anılan sektörde yer alanların ürün ve hizmetlerinin bir vasfını ifade etmek için kullanacakları zorunlu bir ifade olduğu, bu hali ile anılan ürün ve hizmetlerin bir vasfını tanımladığından jenerik ve tasviri bir sözcük olduğu, normal düzeyde bilgilendirilmiş ve makûl ölçüde dikkatli ve düşünceli, markayı ve ürünleri/hizmetleri bir bütün olarak algılama olanağı bulunan, malların/ürünlerin ortalama düzeydeki yararlanıcı/tüketici kitlesinin tamamına yakınının hiçbir özel zihni çabaya mahal kalmadan ve doğrudan doğruya, “KABLOTV” işaretini gördüğünde ve duyduğunda, bu işaretin doğrudan ürün ve hizmetlerin bir vasfı olarak algılayacağı, “KABLOTV” ibaresinden müteşekkil işaretin, başvuru kapsamında yer alan ürün ve hizmetleri bakımından soyut ve somut olarak ayırt edicilik vasfı bulunmadığından, başvurunun 556 sayılı KHK’nın 7.maddesinin a, c ve d bendi hükümleri gereğince reddinin gerektiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, “KABLOTV” ibaresinden ibaret marka başvurusuna konu işaretin, başvuru kapsamında yer alan ürün ve hizmetler bakımından soyut ve somut olarak ayırt edicilik vasfının bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir
1- Dava, marka başvurusunun 556 sayılı KHK’nın 7/1-a, 7/1-c ve 7/1-d maddeleri uyarınca 9, 35, 37, 38 ,41 ve 42. sınıf hizmetler yönünden reddine dair YDİK kararının iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının ”Kablo TV+şekil” unsurlu marka başvurusunda yer alan ” Kablo TV” ibaresinin başvuru kapsamındaki tüm mal ve hizmetler yönünden marka olabilecek işaretlerden olmadığı, tanımlayıcı bir ibare olduğu ve tescil kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden belirli bir meslek gurubuna mensup herkesin kullanımına açık ibarelerden olduğuna ilişkin genel değerlendirmeler isabetli ise de, söz konusu başvuru markası sadece bir sözcük markası olmayıp marka başvurusunun aynı zamanda sözcük altında yer alan şekli de kapsadığı, bu işaretin markadaki konumlandırma ve pozisyonu ”gülen yüz” şeklinde logosal bir görünüm arz ettiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, başvuru markasının içerdiği şekil unsuru itibariyle, ayırt edilicilik gücü düşük olsa da, 556 sayılı KHK’nın m.7/1-a, 7/1-c ve 7/1-d bentleri uyarınca tescil engelinin bulunmadığının kabul edilmesi gerekirken hatalı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Ayrıca, davacı adına daha önce başvuru markasında olduğu gibi ”Kablo TV+şekil” ibaresi içeren çok sayıda 9,35,38,41 ve 42 sınıf mal ve hizmetler yönünden tescilli markaların bulunduğu dikkate alınarak ”Kablo TV” ibaresinin KHK’nın 7/son maddesi uyarınca davacı yönünden kullanım sonucu ayrıt edicilik kazanıp kazanmadığı ve bu markalar nedeniyle kazanılmış hakkının olup olmadığı değerlendirilmeden mahkemece eksik inceleme ve değerlendirmeyle karar verilmesi doğru olmamış bu yönden de kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıdaki (1) ve (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 23.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.