YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5863
KARAR NO : 2021/3048
KARAR TARİHİ : 30.03.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02.04.2019 tarih ve 2018/825 E- 2019/216 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 11.06.2020 tarih ve 2019/1484 E- 2020/625 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davaya konu çekin yetkili hamili olduğunu, ancak çekin kaybedildiğini, bu nedenle açtıkları çek iptali davası sırasında çekin davalıda olduğunu öğrendiklerini, müvekkili ile çek hamili arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını ileri sürerek, çekin müvekkiline iadesine ve müvekkili yararına %20 den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, çek keşidecisi ve davacının çeki ödememek için birlikte hareket ettiğini, çekin kaybolduğu iddiasının doğru olmadığını, Hatay’da bulunan bir tarlanın çek keşidecisine kiralanması konusunda anlaşıldığını, buna ilişkin sözleşme düzenlendiğini, sözleşmede kiraya veren olarak adı geçen kişinin abisinin isminin olduğunu, bir kısım kira bedelinin elden peşin olarak alındığını, geri kalan tutara ilişkin olarak iki ayrı çek düzenlenip verildiğini, çeklerden 75.000,00 TL bedelli olanın ödendiğini, 76.000,00 TL bedelli diğer çekin vadesinin uzatılmasının istenmesi üzerine müvekkilinin kabul ettiğini ve davaya konu çekin yeni tarihli çek olarak düzenlenip verildiğini, davaya konu çekin keşideci şirket yetkilisi tarafından müvekkiline verildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiş, ayrıca müvekkili yararına tazminata karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu çek üzerinde davalının ciro silsilesi ve imzaların istiklali ilkesi gereği yetkili hamil olduğu, hamilin kötüniyetle çeki iktisap ettiği ya da iktisapta ağır kusuru bulunduğu husususun davacı tarafça kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu çek incelendiğinde, davacının çek lehtarı, davalının ise çek hamili olduğu, davacının cirosundan sonra … isimli kişinin cirosu ile çekin davalının eline geçtiği, davacı tarafça da ciro imzasının inkar edilmediği, istirdadı istenen çekin ciro zincirinde herhangi bir kopukluk bulunmadığı, davalı hamilin çeki kötüniyetli iktisap ettiği ya da ağır kusurlu olduğu da kanıtlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Dava, çekin istirdatı istemine ilişkindir. Mahkemece dava konusu çek üzerinde davalının ciro silsilesi ve imzaların istiklali ilkesi gereğince yetkili hamil olduğu hamilin kötü niyetle çeki iktisap ettiği ya da ağır kusurlu olduğunu kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava konusu çek incelendiğinde, keşidecesinin dava dışı Gökçe Nakliyat Meyve Suları…. San. ve Tic. Ltd. Şti., lehtar 1. cirantanın davacı olduğu, davacının cirosu ile dava dışı …’a, onun cirosu ile de davalıya geçmiş olduğu görülmektedir.
6102 sayılı TTK’nın 790. maddesinde “Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı taktirde yetkili hamil sayılır.” denilmiştir. Bu madde hükmüne göre dava konusu çekteki görünürdeki şekli ciro silsilesine göre davalı yetkili hamil konumundadır.
Mahkemenin davalının çeki kötü niyetle iktisap ettiği ya da ağır kusurlu olduğunun kanıtlanamadığı yönündeki kabulü yerindedir.
Ancak, davalı cevap lahiyasında ve yargılamanın diğer safhalarında vermiş olduğu dilekçelerdeki beyanlarında davaya konu çekin davalının kardeşi ile müşterek malik bulundukları tarlanın dava dışı keşideci şirket ile dava dışı Döhler Gıda San. Tic. A.Ş.’ne kiralanması nedeniyle kira alacağına karşılık alındığını belirtmiştir.
Davalı bu beyanlarıyla çek nedeniyle davacı lehtardan herhangi bir alacağı olmadığını, aralarındaki kira sözleşmesinden dolayı dava dışı keşideciden alacaklı olduğunu ikrar etmesi nedeniyle her ne kadar görünürdeki ciro silsilesine göre yetkili hamil konumunda olsa dahi gerçek borçlu durumunda olmayan davacı lehtara karşı alacak isteminde bulunamaz. Bu gerekçelerle davanın kabulü gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesinin kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının ilk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 30.03.2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, çekin istirdatı istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının, davalı hamilin çeki kötü niyetle iktisap ettiği ya da ağır kusurlu olduğunu kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesinde ”Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamiline yazılı, ister ciro yoluyla devredebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790’ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür” şeklinde düzenleme mevcuttur. Bu düzenleme uyarınca rıza hilafına elden çıktığı ileri sürülen çekin istirdatına karar verilebilmesi için davacının dava konusu yaptığı çekin yetkili hamili olduğunu kanıtlaması yanında, çeki elinde bulunduran yeni hamilin çeki kötü niyetle iktisap ettiğini ya da iktisapta ağır kusuru bulunduğunu ispat etmesi gereklidir. Bu durum karşısında davada ispat yükü çekin istirdatına karar verilmesini talep eden davacıya ait olup aksinin kabulü kiymetli evrakın mücerretlik ilkesini ortadan kaldırır. Dava konusu çek incelendiğinde, keşidecisinin davadışı Gökçe Nakliyat Meyve Suları .. San. ve Tic. Ltd. Şti, lehdarın davacı olduğu, ilk cirantanın yine davacı olup bundan sonra davadışı …’un ciranta olduğu ve …’un cirosuyla davalıya geçtiği görülmektedir. Ciro zincirinde şekli olarak bir kopukluk olmadığından davalının yetkili hamil konumunda olduğu anlaşılmaktadır. Ancak davalı cevap layihasında ve yargılamanın diğer safhalarındaki beyanlarında davaya konu çeki davalının kardeşi … ile müşterek sahibi oldukları tarlayı davadışı keşideci şirket Gökçe Nakliyat Meyve Suları .. San. ve Tic. Ltd. Şti ile dava dışı Döhler Gıda Sanayi A.Ş. şirketine kiralamaları karşılığında davadışı Gökçe Nakliyat Meyve Suları .. San. Ve Tic. Ltd. Şti’nin yetkilisi/çalışanı Hasan Altun ve dava dışı Döhler Gıda Sanayi A.Ş. yetkilisi/çalışanı … tarafından kendisine teslim edildiğini ileri sürmüştür. Delil olarakta kardeşi Selahattin Kılıç ile davadışı keşideci Gökçe Nakliyat Meyve Suları .. San. ve Tic. Ltd. Şti ile dava dışı Döhler Gıda Sanayi A.Ş. arasında yapılan tarla kira sözleşmesini dosyaya ibraz etmiştir. Bu durumda ispat yükü kendisinde olan davacı, çekin rıza dışı elinden çıktığını ispatlayamadığı gibi davalının çeki kötü niyetli iktisap ettiğini veya ağır kusurlu olduğunu da ispatlayamamıştır. Çek, davacının cirosu ile davalının beyanına göre kiracı Döhler Gıda San. A.Ş. yetkilisi/çalışanı olan …’a ve …’un cirosuyla da davalıya geçmiştir. Bu nedenle, çekin rıza dışında elinden çıktığını ispatlayamayan davacının açtığı istirdat davasının kabulu gerektiğine dair sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
.