YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/3373
KARAR NO : 2021/14662
KARAR TARİHİ : 20.05.2021
Suç delillerini yok etme, gizleme, değiştirme suçundan şüpheliler …, … ve … haklarında yapılan soruşturma evresi sonunda … Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 02/10/2020 tarihli ve 2020/4843 soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii … 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 14/10/2020 tarihli ve 2020/2199 değişik iş sayılı kararını kapsayan onaylı dosyası ile ilgili olarak;
Dosya aslının, diğer şüpheli … hakkında dava açılması sebebiyle … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/230 esas numarasına kayden derdest olması sebebiyle onaylı dosya sureti üzerinden yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre, maktul …’in şüpheli … tarafından kasten öldürüldüğü olaya ilişkin suç delillerinin yok edildiği, gizlendiği veya değiştirildiği iddia olunan olay nedeniyle yapılan soruşturma sonunda, “şüpheliler …, … ve …’ın 16/07/2020-20/07/2020 tarihleri arasında, kasten öldürme olayının gerçekleştiği saatlerde ve sonrasında belirtilen bağ evine gittiklerine, gerçeğin meydana çıkmasını engellemek amacıyla suç delillerini gizlediklerine veya yok ettiklerine, böylece atılı suçu işlediklerine dair haklarında kamu davası açılabilmesi için yeterli şüphe oluşturacak delil bulunmadığı” gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de;
Somut olayda, suç delillerini gizleme ve değiştirme suçundan hakkında dava açılan şüpheli …’nın 01/10/2020 tarihli kolluk beyanında … plakalı … marka beyaz aracın … tarafından kullanıldığını, … plakalı … marka beyaz aracın ise … ve … tarafından kullanıldığını beyan ettiği, dosya arasında bulunan mobese görüntülerinin kireç sanayi sabit 1 yolu üzerinde seyir halinde olan araçları görüntülediği, anılan yolun, olay mahalli olan bağ evine 800 metre mesafede olduğunun tespit edildiği, görüntülerde tespit edilen araçların marka ve modelinin bahsi geçen iki araçla benzer olduğu, ayrıca … Adlî Tıp Grup Başkanlığı Biyoloji İhtisas Dairesinin 18/09/2020 tarihli uzmanlık raporuna göre, bağ evinde yapılan incelemeler neticesinde ele geçirilen izmaritlerden bir tanesinin şüpheli …’nın annesi …’ya ait olduğunun tespit edildiği nazara alındığında, bu halde üzerlerine atılı suç nedeniyle şüpheliler hakkında kamu davası açılmasına yeterli delilin bulunduğu, delillerin takdir ve değerlendirmesinin mahkemesince yapılması gerektiği gözetilmeksizin, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 15/12/2020 gün ve 2020/17033 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15/01/2021 gün ve KYB/2021-1275 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize tevdii kılınmakla incelendi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Maktule …’in, 16/07/2020 tarihinde … tarafından …-… adresinde bulunan bağ evinde kasten öldürülmesi nedeniyle … Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma neticesinde; … hakkında tasarlayarak,canavarca hisle ve eziyet çektirerek öldürme; kardeşi … hakkında suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçundan, … 3. Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde kamu davası açıldığı, …’nın anne ve babası olan şüpheliler … ve … ile …’nın iş ortağı … hakkında ise “………..şüphelilerin kasten öldürme olayının gerçekleştiği saatlerde ve sonrasında belirtilen bağ evine gittiklerine, gerçeğin meydana çıkmasını engellemek amacıyla suç delillerini gizlediklerine veya yok ettiklerine, böylece atılı suçu işlediklerine dair haklarında kamu davası açılabilmesi için yeterli şüphe oluşturacak delil bulunmadığı” gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verilmiş, itiraz üzerine … 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 14/10/2020 tarih ve 2020/2199 D.İş sayılı Kararı ile “tüm soruşturma dosyası kapsamına göre suça herhangi bir derecede iştirakine rastlanmayan şüpheliler …, … ve …’ın, asıl şüpheli olan hakkında kamu davası açılan … ile ve eylemle ilgili herhangi bir delile etki ettikleri, gizledikleri yada yok ettiklerine dair dolayısıyla yüklenen suçtan haklarında kamu davası açılmasını gerektirecek yoğunlukta şüpheye dair delil elde edilememekte, kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından” bahisle itirazın reddine dair karar verildiği ve kovuşturmaya yer olmadığına dair ek kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
Ceza Muhakemeleri Kanununda;
“Madde 160 – (1) Cumhuriyet Savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.
(2) Cumhuriyet Savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.
Madde 170 – (1) Kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet Savcısı tarafından yerine getirilir.
(2) Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler.
Madde 172 – (1) Cumhuriyet Savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
../…
S/3
Madde 173 – (1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet Savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki Sulh Ceza Hâkimliğine itiraz edebilir.
(2)İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3) (Değişik fıkra: 18.06.2014-6545 S.K./71. md) Sulh Ceza Hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet Savcısına gönderir. Cumhuriyet Savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik fıkra: 25.05.2005-5353 S.K./26.mad) Sulh Ceza Hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet Savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. (5) Cumhuriyet Savcısının kamu davasının açılmaması hususunda takdir yetkisini kullandığı hâllerde bu madde hükmü uygulanmaz.” şeklinde yer verilen düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere; Cumhuriyet Savcısı kendisine yapılan suç duyurusu veya şikayet üzerine suçun gerçekten işlenip işlenmediğinin tespiti için hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı ve maddi gerçeğin ortaya çıkmasına yarayan tüm yasal yöntemlere başvurmalıdır. Toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açması, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermesi gerekmektedir.
Somut olayda; soruşturma dosyası itiraz evrakları ve müştekiler vekilince dosyaya sunulan 18.03.2021 havale tarihli dilekçesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde;
Maktüle …’in 16.07.2020 günü saat 15.00-16.00 saatleri arasında … tarafından öldürülmüş olması, aynı gün saat 15.31 ve 15.35 sıralarında şüpheliler … ve … tarafından kullanılan araçlarla aynı renk, marka ve model araçların olay mahalli istimaketinde seyrettiklerinin tespit edilmesi, …’nın 20.07.2020 günü saat 19.00’da Jandarma tarafından şüpheli sıfatıyla alınan ilk ifadesinde maktuleyi hiç görmediğini ve olayla ilgisinin bulunmadığını beyan ederek olay mahalli olan bağ evinden de hiç bahsetmeyip aynı gece göz altına alındıktan sonra 21.07.2020 günü Cumhuriyet Savcısı huzurunda alınan savunmasında ise suçlamayı kabul ederek olayı tüm detaylarıyla anlatması, …’in eşi tanık … ve şüphelilerin 21.07.2020 günü … …’in gözaltına alındığını kendilerine kolluk güçlerince haber verilene kadar maktule ile … arasındaki ilişkiyi bilmediklerini ifade etmelerine karşın; şüpheliler … ve …’in 01.10.2020 tarihli kolluk ifadelerinde gelinleri …’nın, maktulenin evde olup olmadığını kontrol etmek istemesi üzerine hep beraber bağ evine gittiklerinde evin temizlenmiş olduğunu
gördüklerini beyan etmeleri, şüpheli …’ın 08.09.2020 günü Cumhuriyet Savcılığında tanık sıfatı ile alınan ilk ifadesinde 20.07.2020 günü akşam saat 22.35 sıralarında tanık … ve diğer şüphelilerle birlikte evin tadilata ihtiyacı olup olmadığına bakmak için bağevine gittiklerini beyan ederken 01.10.2020 günü kollukca şüpheli olarak alınan ifadesinde …’nın isteği üzerine bağ evine gittiklerini ancak neden gitmekte ısrarcı olduğunu bilmediğini ifade etmesi ve … Adli Tıp Grup Başkanlığınca düzenlenen 18.09.2020 günlü raporda olay yerinde bulunan bir varil içerisinden ele geçirilen sigara izmartilerin şüpheliler … ve …’in DNA profiliyle uyumlu olduğunun tespit edilmiş olduğunun anlaşılması karşısında;
Dosyadaki mevcut tespit ve deliller ışığında; kasten öldürme olayından sonraki bir zaman diliminde olay mahalline gittikleri yönünde kuşku bulunmayan ve orada bulunma sebeplerini izah noktasında çelişkiye düşen şüpheliler hakkında 5271 sayılı CMK’nın 170/2. maddesi uyarınca iddianame düzenlenebilmesi için yeterli şüphe bulunduğu, şüphelilere yüklenen suçun işlenip işlenmediğinin, lehine ve aleyhine toplanacak tüm kanıtların mahkemece, birlikte tartışılıp değerlendirilmesi sonucu belirlenmesi gerektiği anlaşılmakla; kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karara yönelik itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi,
Yasaya aykırı ve Adalet Bakanlığının Kanun Yararına Bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarname içeriği bu itibarla yerinde görüldüğünden, … 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 14.10.2020 gün, 2020/2199 değişik iş sayılı itirazın reddine ilişkin kararının CMK.nın 309/4-a. maddesi gereğince BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın Adalet Bakanlığı’na gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 20.05.2021 günü oybirliğiyle karar verildi.