Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2021/3083 E. 2021/7392 K. 21.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/3083
KARAR NO : 2021/7392
KARAR TARİHİ : 21.04.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme, mala zarar verme
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık … hakkında mala zarar verme suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Katılan vekilinin temyiz isteminin suç vasfına ilişkin olmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede;
Hükmolunan adli para cezasının tür ve miktarı, 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarih ve 6217 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun’a eklenen geçici 2. maddesi uyarınca kesin nitelikte bulunduğundan sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca isteme uygun olarak REDDİNE,
2) Sanık … hakkında suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçu yönünden katılanın doğrudan suçtan zarar görmesi mümkün olmadığından ve açılmış davaya katılma hakkı bulunmadığından, katılan vekilinin bu suç yönünden temyiz isteminin 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
3) Sanık … hakkında katılan …’a karşı kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
a) Oluşa, tarafların ve tanıkların aşamalardaki beyanlarına, iddianame anlatımları ile tüm dosya kapsamına göre; olay günü sanık …’in borcunu ödeyeceğini söyleyerek katılanı ailesi ile yaşadığı Çiğil köyüne çağırdığı, katılanında yanında tanık Kadriye varken parasını almak için köye gittiği, sanığın paranın bir kısmını tamamlayamadığını biraz beklemelerini söylediği hatta katılan ve tanığın o gece sanığın evinde kaldığı sabah olduğunda sanığın paranın kalan kısmını almaya gittiğini söyleyerek evden çıktıktan kısa bir süre sonra aracının lastiğinin patladığını söyleyerek katılanı aradığı, yardım istediği, katılan ve tanığın olayın meydana geldiği mısır tarlalarının bulunduğu yere gittikleri, katılanın lastik tamiri için gerekli malzemeleri sanığa verdiği sırada sanığın yanında bulunan av tüfeği ile katılana ateş ederek bacağından ve sırtından yaraladığı, devamında katılanın sürünerek olay yerine geldiği araca ulaştığı, araç içerisinde bulunan tanık Kadriye ile birlikte bulundukları yerden ayrılmaya çalıştığı, bu sırada sanığın tanık Kadriye’nin ifadesinde belirttiğine göre “o.. ç.. ölmemiş kaçıyor” şeklinde beyanda bulunarak yanındaki av tüfeği ile araca arkadan ateş etmeye devam ettiği, silahtan çıkan saçmaların aracın arka camına isabet etmesi nedeniyle araçta maddi hasarın meydana geldiği, yine sanığın olay yerinden uzaklaşmaya çalışan katılanın aracını takip ettiği, katılanın köye ulaşarak yardım istemesi üzerine aracı ile oradan ayrıldığı olayda, katılanın Konya Adli Tıp Şube Müdürlüğü’nün 24.12.2013 tarihli raporunda belirtildiği üzere yaşamını tehlikeye sokan ve basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde, hayati fonksiyonlara etkisi 2 orta derecede kemik kırığı oluşturacak, organlardan birinin işlevini sürekli yitirmesine neden olacak şekilde yaralanmasına göre, katılanın bu şekilde vurulmasından sonra dahi sanık tarafından takibe devam olunması, arkasından ateş edilmesi, yapılan atışlar sırasındaki mesafe miktarı ile katılanın hayati tehlike geçirecek şekilde yaralanması hususları bir arada değerlendirildiğinde, sanığın eyleme bağlı olarak ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğu ve bu nedenle kasten öldürmeye teşebbüs suçundan cezalandırılması gerektiği düşünülmeksizin suç niteliğinde yanılgıya düşülerek, yazılı biçimde “kasten yaralama” suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi,
Kabul ve uygulamaya göre de;
b) Sanık hakkında silahla organlardan birinin işlevinin yitirilmesine neden olacak şekilde kasten yaralama suçundan kurulan hükümde; 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 86/3-e maddelerine göre belirlenen “3 yıl hapis cezası”, TCK’nin 87/2-b maddesine göre iki kat arttırılarak “9 yıl hapis cezası”na hükmedilmesi ve devamında bu miktar üzerinden arttırım ve indirim maddeleri uygulanması gerekirken, sanık hakkında TCK’nin 86/1, 86/3-e maddeleri gereği belirlenen “3 yıl hapis cezası” belirlendikten sonra önce TCK’nin 87/1-d maddesi uygulanarak “5 yıl hapis cezasına” hükmedilmesi, devamında da TCK’nin 87/2-b-son maddesi uygulanarak “8 yıl hapis cezasına” hükmedilmesi suretiyle hem hesap hatası yapılması hem de 5237 sayılı TCK’nin 61. maddesine aykırı davranılması,
c) Sanığın eylemi sonucunda müştekinin hem duyu ve organlarından birinin işlevinin sürekli yitirilmesine hem de kemik kırığına neden olacak şekilde yaralanmış bulunması karşısında, TCK’nin 61. maddesindeki ölçütler ve TCK’nin 3. maddesindeki cezada orantılılık ilkesi gereğince bu durumun ancak temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma nedeni yapılabileceği sanık hakkında hüküm kurulurken yalnızca en ağır cezayı gerektiren 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 86/3-e ve 87/2-b-son maddeleri gereğince artırım yapılması gerektiği gözetilmeden, uygulama yeri bulunmayan TCK’nin 87/3. maddesi ile ayrıca kırıktan dolayı arttırım yapılması,
d) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili, sanık müdafii ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.04.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.