YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2219
KARAR NO : 2021/4224
KARAR TARİHİ : 29.04.2021
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 10.06.2016 tarih ve 2016/179 E. – 2016/400 K. sayılı kararı onayan Daire’nin 22.01.2019 gün ve 2017/2884 E. – 2019/590 K. sayılı kararının duruşmasız incelenmesi nedeniyle davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, Dairemizin 22.01.2019 tarihli 2017/2884 E. – 2019/590 K. sayılı onama ilamının 04.03.2021 tarihinde kaldırılmasına ve duruşma günü verilmesine karar verilmiş olup, bundan sonra duruşma için belirlenen 27.04.2021 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. … ve davalı … vekili Av. …dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların murisi olan …’ın müvekkili şirketin ortağı ve müdürü iken arsa sahipleri ile arsa payı karşılığı kat yapımı sözleşmesini müvekkili adına imzaladığını, inşaatları müvekkilinin tamamladığını, müvekkile düşen dairelerin müvekkili adına tescili gerekirken, 14 ve 23 no’lu bağımsız bölümlerin …, 13 no’lu bağımsız bölümünün …, 24 no’lu bağımsız bölümün … ve davalılardan eşi … tarafından şirketten satın alınmış gibi gösterilerek, mülkiyetin muvazaalı olarak bu kişiler adına tescil edildiğini, davalıların …’ın mirasçıları olduğunu, …’ın şirket müdürü olarak idare ve temsil yetkilerini kullanma amacına aykırı davrandığını, müdürlük sıfatını kendisine ve eşine kâr sağlama amacı ile kullanıp, muvazaalı işlemler yaparak kendisine haksız kazanç sağladığını ileri sürerek, anılan dairelerin tapu kayıtlarının iptali ile davacı şirket adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, daireleri müvekkilinin ve …’ın kendi birikimi ile satın aldığını, kamulaştırma gelirlerinin ve bazı daire satım bedellerinin dava konusu daireleri almaya yeterli olduğunu, şirketin daireleri … ve …’a sattığına dair faturaların bulunduğunu, şirkete bedellerinin kişisel harcamalara sayılarak ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece uyulan bozma ilamı, iddia, savunma, tüm dosya kapsamına göre; satışı yapılan taşınmazların bilgisinin şirket defterlerine kaydının yapıldığı, o dönemin yönetim kurulunca durumdan haberdar olunduğu, daha sonraki dönemde iptali gerektirecek bir karar alınmadığı, bu durumun zımni icazet olduğu, davalı … hakkında açılan davada bozma öncesi davanın feragat nedeniyle reddine, davalı …’a yönelik kendi adına kayıtlı taşınmazlar için açılan davada bozma öncesi davanın reddine ilişkin kararların kesinleştiği gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına, Ankara ili Çankaya ilçesi …Mah. …ada … parselde 24 nolu bağımsız bölümün muris … adına kayıtlı ½ paydan miras payı olarak davalı … intikal edecek olan ve aynı ada aynı parsel 23 nolu bağımsız bölüm ve 27203 ada 5 parselde 14 nolu bağımsız bölümlerin de …’dan miras payı olarak davalı …’a intikal edecek olan pay yönünden davanın reddine, bu taşınmazların diğer kısmına yönelik bozma öncesi davanın kabulü ile diğer mirasçılar yönünden tapunun iptali ve davacı şirket adına tesciline yönelik verilen karar kısmı kesinleştiğinden geri kalan pay yönünden tapuya kayıt ve tescili için ayrıca karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, istek halinde aşağıda yazılı 33,20 TL harcın temyiz eden davacıya iadesine, 29.04.2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
1- Dava, davalıların murisi limitet şirket müdürünün sağlığında iken, arsa karşılığı kat sözleşmesine istinaden davacı şirkete intikali gereken taşınmazlardan 14 ve 23 no’lu bağımsız bölümlerin kendisine, 13 no’lu bölümün …’ya, 24 no’lu bağımsız bölümün ise ½’nin kendisine, ½’nin ise davalı …’ya satılmış gibi gösterildiği iddiasına dayalı tapu iptali ve şirket adına tescili istemine ilişkindir.
2- Yargılama sonunda Mahkemece, davalı …’nin mirasçılardan olmadığı ve hakkındaki davadan feragat edildiği gerekçesiyle davanın reddine, tapu devirlerinin TTK 334 uyarınca geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, bu karar …’nın temyizi üzerine Dairemizin 11.05.2010 tarihli kararı ile “ortaklık adına yapılan işlemlerin re’sen batıl olmayıp, iptali kabil olduğu, genel kurulun uzun yıllar bu yönde karar almaması ve yönetim kurulunu ibra etmesi, bu işlemlerin tabloda gelir olarak yer alması ve onaylanması gibi olaylar nedeniyle bu işlemlere icazet verildiği” gerekçesiyle bozulmuştur.
3- Yerel mahkemenin bozmaya uyarak verdiği 2.kararı, Dairemizin 09.10.2014 tarih ve 2013/348 E. – 2014/15290 K. ile “…’nın devir aldığı 13 no’lu bağımsız bölümün tamamı ile ½’ni devir aldığı 24 no’lu bağımsız bölümle ilgili hüküm kurulduğu, ancak mirasen kalan 14 ve 23 no’lu bağımsız bölümler yönünden hüküm kurulmamış olmasının doğru olmadığı” gerekçesiyle bozulmuştur.
4- Yerel mahkemece Dairemizin 2.bozmasına uyularak verilen 3.kararda, muris… adına kayıtlı 14 ve 23 no’lu taşınmazların tamamı ile 24 no’lu taşınmazın ½’ne yönünden, mirasen davalı …’ya intikal edecek pay yönünden davanın reddine, bu taşınmazların diğer kısmına yönelik bozma önesi davanın kabulü ile diğer mirasçılar yönünden tapunun iptali ile davacı şirket adına tesciline karar verilmiştir.
5- Son kararı davacı vekili temyiz etmiş ise de Dairemizin 22.01.2019 tarih ve 2017/2884 E. – 2019/590 K. ile onanmış ve davacı tarafın karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir.
6- Mahkemenin son kararını çelişkili bulduğumdan ve infaz edilebilir bir karar olduğunu düşünmediğimden, karar düzeltme isteminin reddine dair Daire çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
7- Sonuç itibariyle, muris…’den davalı mirasçılara (…, …, …, …,…, …,…, … ve …) kalan 14 ve 23 no’lu taşınmazların tamamı ile 24 no’lu taşınmazın ½’ne yönünden tüm mirasçıların hukuki durumu aynıdır. Mahkemenin kabulüne göre, … haricindeki diğer 8 mirasçı yönünden, murisin kendisine yaptığı taşınmaz devri mutlak butlanla batıldır ve bu nedenle tapunun iptaline karar verilmiştir. Ancak, … yönünden ise, murisin aynı işlemi hukuken geçerlidir ve tapunun iptali talebinin reddine karar verilmiştir. Bir işlemin hem mutlak butlanla batıl, hem de hukuken geçerli olduğunun söylenilmesi açık bir çelişki olup, böyle bir kararın infazı mümkün değildir.
8- Muris…’e kalan 14 ve 23 no’lu taşınmazların tamamı ile 24 no’lu taşınmazın ½’si yönünden tüm davalıların iştirak halinde mülkiyeti söz konusu olup, bu işleme karşı açılan davada tüm mirasçıların birlikte müteselsil sorumluluğu ve aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmakta olup, zorunlu dava arkadaşlarından bazıları için davanın kabulüne, bazıları için reddine karar verilemez.
9- Öte yandan, TMK’nın 640/4.maddesinde yer alan “Mirasçılardan her biri, terekedeki hakların korunmasını isteyebilir. Sağlanan korumadan mirasçıların hepsi yararlanır” hükmü uyarınca, muris…’in terekesine dahil 14 ve 23 no’lu taşınmazların tamamı ile 24 no’lu taşınmazın ½’sine ilişkin mülkiyeti koruyucu etkisi nedeniyle, muris …’nın ilk kararı temyizi üzerine Dairemizce verilen BOZMA KARARININ TÜM MİRASÇILARA SİRAYET ETMESİ zorunludur. Diğer bir anlatımla, ilk bozma tüm mirasçılar yönünden geçerli olup, bu konuda usulü müktesep hak doğduğunun kabulü gerekir. Usulü müktesep hakların korunması kamu düzeninden olup, mahkemelerce ve Yargıtay’ca re’sen dikkate alınması gerekmekte olup, davanın diğer mirasçılar yönünden reddi kararı da doğru bulmadığımdan, karar düzeltme aşamasında bu cihet itibariyle de kararın re’sen bozulması gerektiğini düşündüğümden, bu nedenle de Daire çoğunluğunun ret kararına katılmıyorum.