Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/2754 E. 2021/3186 K. 06.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2754
KARAR NO : 2021/3186
KARAR TARİHİ : 06.04.2021

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Ünye 3. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Ünye 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin kısmen kabul hükmüne karşı, davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması sonunda Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu kez Bölge Adliye Mahkemesi kararının Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı asıl tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 06.04.2021 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü taraflardan kimse gelmediğinden incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verilerek dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı … vekili, evlilik birliği içinde davalı erkek adına edinilen mesken ve iki adet araç yönünden mal rejiminin tasfiyesini, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL alacağın faiziyle tahsilini talep etmiş, harcını yatırmak suretiyle sundukları 12.05.2017 tarihli dilekçeyle talep miktarı 125.000,00 TL’ye arttırılmıştır.
Davalı …, davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulü ile, 122.076,11 TL katılma alacağının davalıdan alınarak davacıya verilmesine bu miktara karar tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Davalı tarafından karar istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi; dava dosyası içeriğine, dosyadaki yazılara göre ilk derece mahkemesi kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir aykırılığın bulunmadığı, davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin dava dosyası içinde bulunduğu, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, mal rejiminin sona erme tarihi, boşanma dava tarihi olduğundan, tasfiyeye tabi malların boşanma dava tarihinde mevcut borçlarının dikkate alınarak hesaplama yapılmasında bir isabetsizlik görülmediği, bu nedenle inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı tarafça yapılan istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, mal rejiminin tasfiyesi ile katılma alacağı isteğine ilişkindir. Tasfiye konusu edilen 2 no mesken ile 2011 model aracın alımında kredi kullanıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Tasfiyeye konu malvarlığı, bedelinin tamamının ya da bir kısmının kredi ile karşılanması durumunda, kredi veren kuruluşa yapılan geri ödemelerin isabet ettiği dönemden, miktarından ve taksit sayısından hareketle mal rejiminin tasfiyesi sonucunda eşlerin alacak miktarları belirlenir. 4721 sayılı TMK’nin 202/1.maddesi gereğince edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde yapılan ödemelerde, eşler lehine değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacak hakları doğabilecektir. Kredi borcu ödemelerinin bir kısmının mal rejiminin devamı süresince, bir kısmının da daha sonraki tarihlerde yapılmasında, mal rejiminin geçerli olduğu dönemin sonrasına sarkan ödemeler, dava konusu malın borcu kabul edilerek tasfiye gerçekleştirilir.
Yukarıda açıklandığı gibi iki döneme yayılan kredi borcu ödeme tablosu mevcut olduğunda; öncelikle, mal rejiminin sona erdiği tarihte henüz vadesi gelmediği için ödenmemiş kredi borç miktarının, toplam kredi borcuna oranı bulunur. Sonra bulunan bu kredi borç oranının, malın toplam satın alım bedeli karşısındaki oranına dönüşümü gerçekleştirilir. Tespit edilen bu oranın, malın tasfiye tarihindeki (karara en yakın) sürüm (rayiç) değeri ile çarpılmasıyla borç miktarı belirlenir. Bu ilke ve esaslara göre saptanan malın borç miktarı, tasfiye tarihindeki sürüm değerinden düşüldükten sonra kalan miktar, değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı hesaplamasında göz önünde bulundurulur.
Buna göre; öncelikle, tasfiyeye konu malın satın alma bedeli, bunun kredi ile ve varsa kredi dışında eşlerin kendi imkanları ile karşıladıkları miktarlar ve oranları ile tasfiye tarihinde ki sürüm değeri ayrı ayrı belirlenmelidir.
Açıklamalar doğrultusunda hesaplama yapılabilmesi için, iddia ve savunma çerçevesinde, aracın ruhsat ve satın alınma bilgileri, kredi sözleşmesi ve kredi borcu ödeme tablosu dahil finans kuruluşu kayıtları, ihtiyaç duyulması halinde eşlerin malın alınmasında katkı olarak kullandıklarını ileri sürdükleri malvarlıklarına ilişkin sair belgeler bulundukları yerlerden getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde göz önünde bulundurulmalıdır. Uyuşmazlığın çözümünde kullanılabilecek değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden oluşan kuruldan da yardım alınmalıdır
Yukarıda açıklanan ilke ve esaslar ışığında somut uyuşmazlık incelendiğinde, 2 nolu mesken ve 2011 model araç yönünden hesaplama dosya kapsamına uygun düşmediği gibi, yerleşik uygulamaya da aykırı olduğu anlaşılmaktadır. Mesken yönünden hesaplama için, alım tarihindeki değer belirlenmemiş; konut kredisinin mal rejimi sona erdikten sonraya tekabül eden kısmının meskenin alım bedeli içindeki oranı tespit edilmeden doğrudan meskenin sürüm değerinden kalan borcun düşümü ile artık değer hesaplanmıştır. 2011 model araç yönünden ise kredi taksitlerinin evlilik birliği içinde bittiği kabul edilmiş ise de dosyadaki kredi evrakları incelendiğinde araç için Yapı Krediden 29.12.2010 tarihinde davalı adına çekilen 27.000,00 TL kredinin Halkbank’tan 25.02.2013 tarihinde davalı adına çekilen 18.000,00 TL kredi ile kapatıldığı ve Halkbanktan çekilen kredinin mal rejiminin sona erdiği boşanma dava tarihi olan 30.05.2014 tarihinden sonra devam ettiği sabittir.
Mahkemece, alım tarihindeki değer tespiti, kalan kredi borcu ve hesaplamada açıklanan eksiklik ve hatalar giderildikten sonra Yasa ve yerleşik Daire uygulamasına uygun şekilde hesaplama yapılıp temyiz edenin sıfatı gözetilerek oluşacak sonuç dairesinde davacının katılma alacağı hakkında bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nin 373/1 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 06.04.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.