Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2021/201 E. 2021/2350 K. 18.05.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/201
KARAR NO : 2021/2350
KARAR TARİHİ : 18.05.2021

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi

1-213 sayılı Kanun’a aykırılık suçundan kurulan hükmün sanık müdafiinin temyizi üzerine incelenmesinde;
Sanık hakkında Vergi Usul Kanunu ile 5464 sayılı Kanun’a muhalefet suçlarından ayrı ayrı cezalandırılması istemiyle açılan davada; mahkemece, Türk Ceza Kanunu’nun 44. maddesi delaletiyle fikri içtima kuralları uygulanarak sanığın yalnızca Vergi Usul Kanunu’na muhalefetten cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; Vergi Usul Kanunu’na muhalefet suçunun müstakilen işlenen suç olması nedeniyle fikri içtima kuralları uygulanamamakla birlikte bu husus sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Tayin olunan temel cezada zincirleme suç nedeni ile artırım yapıldıktan sonra takdiri indirim uygulanırken sonuç cezanın 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası olması gerekirken yazılı şekilde 2 yıl 13 ay 15 gün hapis cezasına hükmolunmak suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Sahte fatura düzenleme suçunda, her takvim yılında işlenen eylemlerin birbirinden ayrı ve bağımsız suçları oluşturduğu, ancak aynı takvim yılı içerisinde farklı zamanlarda sahte faturalar düzenlenmesi halinde, eylemlerin bir bütün halinde zincirleme şekilde sahte fatura düzenleme suçunu oluşturacağı anlaşılmakla; somut olayda, sanığın her takvim yılındaki eylemlerinin ayrı ayrı zincirleme biçimde işlenmiş suçları oluşturacağı gözetilmeden, hangi takvim yılından hüküm kurulduğu da belirtilmeksizin tek hüküm kurulması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi yapılmamış; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesi’nin 08/10/2015 tarihli 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılama sonunda aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda tartışılıp sanığın suçunun sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde eleştiri nedenleri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Tefecilik yapmak suçundan kurulan hükmün katılan kurum vekilinin temyizi üzerine yapılan incelemede;
… Küçük ve Orta Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığı’nın düzenlediği 02/09/2013 tarihli vergi tekniği ile inceleme raporuna göre sanığın 2008, 2009 yıllarında POS cihazlarını kullanarak kredi kartı sahiplerine faiz veya komisyon karşılığında ödünç para vererek faiz/komisyon geliri elde ettiğinin tespit edilmesi, vergi müfettişince dinlenen tanıkların sanığın işyerindeki POS cihazlarından çekim yaparak bankalara olan borçlarını ödediğini beyan etmeleri, 13/10/2014 tarihli bilirkişi kurul raporu, sanığın emniyette vermiş olduğu ifade, tanıkların anlatımı ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın kazanç elde etmek amacıyla birden fazla kişiye ödünç para vermek suretiyle zincirleme tefecilik suçunu işlediğinin sübuta erdiği nazara alınarak mahkumiyeti yerine, dosya kapsamı ve oluşa uygun düşmeyen gerekçelerle yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, katılan kurum vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 18/05/2021 günü oy birliği ile karar verilmiştir.