Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/4952 E. 2021/3725 K. 20.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4952
KARAR NO : 2021/3725
KARAR TARİHİ : 20.04.2021

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
İLK DERECE
MAHKEMESİ : … 1. İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda … 1. İcra Hukuk Mahkemesinin davanın reddine hükmüne karşı, davacı alacaklı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması sonunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu kez davacı alacaklı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı alacaklı vekili; hacze konu malları borçluya müvekkili şirketin sattığını, ancak bedelini alamadığını, sevk irsaliyesi ile haciz mahalline gönderildiğini, menkullerin bir kısmının kullanılmış olduğunu, bir kısmının ise depoda bekletildiğini açıklayarak, davanın kabulü ile üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı üçüncü kişi vekili; borçlu ile yapılan sözleşmenin feshedildiğini, menkullerin bedelinin borçluya ödendiğini, haczedilen menkullerin müvekkili şirkete ait olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, bilirkişi raporuna göre menkullerin bedelinin üçüncü kişinin sözleşmesel muhatabı olan borçlu şirkete ödendiği, dolayısıyla hacze konu menkullerin mülkiyet hakkının üçüncü kişi şirkete ait olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, davacı alacaklı vekilince İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 09.07.2019 tarihli ve 2019/395 Esas, 2019/1569 Karar sayılı kararı ile; davaya konu haciz yapılan adresin davalı üçüncü kişinin adresi olduğu, takip borçlusu şirket ile davalı üçüncü kişi şirket arasında şirket sicil adresi veya ortaklar yönünden herhangi bir bağlantı bulunmadığı, davacı takip alacaklısının hacze konu menkullerin bedelini takip borçlusundan alamadığı iddiasının, bedeli ödenerek borçlu tarafından üçüncü kişiye teslim edilen menkuller üzerinde hak iddiası doğurmayacağı gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi üzerine; istinaf kararı davacı alacaklı vekili tarafından bu kez temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nin 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma ile alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli görülmemiştir. Davacı üçüncü kişi şirket ve borçlu şirketin defter ve kayıtları üzerinde yeniden inceleme yapılarak, borçlu ile üçüncü kişi şirket arasında yapıldığı iddia edilen taşeronluk sözleşme hükümleri kapsamında malzeme ve hak edişlere ilişkin düzenlemeler, varsa şantiyeye ilişkin düzenlenen iş yeri teslim tutanakları ve hak ediş raporlarının tümünün getirtilmesi, borçlu ile üçüncü kişi arasında yapıldığı ileri sürülen sözleşme kapsamında, davaya konu mahcuzun kullanıldığı inşaatın ne kadarının tamamlandığı, borçlu şirketin inşaat alanında faaliyetine devam edip etmediği, ayrıca üçüncü kişi tarafından dava konusu malzemeye ilişkin olduğu iddia edilen fatura bedellerinin ödenip ödenmediğinin tespiti, bu ödemenin ticari defter kayıtlarında yer alıp almadığının saptanması, borçlu ile üçüncü kişi arasındaki taşeronluk sözleşmesinin ve sözleşmenin sona ermesine ilişkin devir bedeli ödemesi veya tasfiye hak ediş raporu bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise faturaları getirilerek temin ve hak ediş tarihlerinin ayrı ayrı denetlenmesi, hak edişlerin inşaat kapsamındaki puantaj yüzdesi, teslim, geçici kabul ve hak ediş durumlarının her bir mahcuz için tespit edilmesi, ayrıca hak edişlerin mahcuzlar ile uyumlu olup olmadığı hususunun da netleştirilmesi için aralarında inşaatçı bilirkişi ile maliye/ muhasebeci bilirkişinin olduğu uzman bilirkişi kurulu raporu düzenlettirilmesi, bu doğrultuda elde edilen bilgilerin dava dosyasında bulunan diğer delillerle birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu karar verilmesi doğru görülmemiş ve hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK’nin 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.04.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.