Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2020/8687 E. 2021/11490 K. 15.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/8687
KARAR NO : 2021/11490
KARAR TARİHİ : 15.06.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Nitelikli hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığını ihlal, mala zarar verme
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I)Sanık hakkında mala zarar verme suçundan temyiz talebinin reddine dair ek kararın temyiz incelemesinde;
14/04/2011 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 5320 sayılı Kanuna eklenen ek 2. madde uyarınca doğrudan verilen 3.000 TL’ye kadar olan adli para cezalarından ibaret mahkumiyet hükümleri kesin olup, sanık hakkında mala zarar verme suçundan dolayı tayin edilen 2400 TL adli para cezasına ilişkin hükmün, cezanın türü ve miktarı itibariyle temyizi mümkün bulunmadığından, sanık müdafiinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan 13/04/2016 tarihli ek kararın tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA,
II)Sanık hakkında nitelikli hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığını ihlal etme suçlarından kurulan hükümlere ilişkin yapılan temyiz incelemesinde;
A-Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme ilişkin yapılan temyiz incelemesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak,
1-Oluşa ve tüm dosya içeriğine göre; BİM market isimli iş yerinde mağaza sorumlusu olan sanığın suç tarihinde kamera ve güvenlik sistemlerini devre dışı bırakarak çelik kasanın şifreleme kablosunu kopartıp kasa içerisinden 44.205,00 TL parayı aldığının anlaşıldığı olayda; sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 155/2. maddesinde belirtilen güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu halde, yazılı şekilde uygulama yapılması,
2-Hükümden sonra 24/10/2019 tarihinde 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bendler arasında yer alan ve 5237 sayılı TCK’nın 155/2. maddesinde tanımı yapılan güveni kötüye kullanma suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK’nın 7/2. maddesi uyarınca; ”Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” hükmü de gözetilerek 6763 sayılı Kanunun 35. maddesi ile değişik CMK’nın 254. maddesi uyarınca aynı kanunun 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3-5237 sayılı TCK’nın 55. maddesinin 1. fıkrasının son cümlesinde; “… Bu fıkra hükmüne göre müsadere kararı verilebilmesi için maddi menfaatin suçun mağduruna iade edilememesi gerekir” hükmüne yer verildiği, bu nedenle, el konulmuş olan maddi menfaatlerin suçun mağduruna iade edilebildiği veya iade edilebilme olanağının bulunduğu ya da suçun mağdurunun belli olduğu durumlarda kazanç müsaderesine hükmetme olanağının bulunmadığı, bu durumda suçun mağdurunun, “kazanç müsaderesinin konusunu oluşturan değeri” sanıktan talep etme hak ve olanağına sahip olduğu, yakınanı belli olan ve suçun konusunu oluşturan paranın toplam tutarının özel hukuk davası yoluyla talep edilebileceği gözetilmeden, 5237 sayılı TCK’nın 55. maddesine yanlış anlam verilerek, kazanç müsaderesine karar verilmesi,
B-Sanık hakkında iş yeri dokunulmazlığını ihlal etme suçundan kurulan hükme ilişkin yapılan temyiz incelemesinde;
Sanığın olay tarihinde iş yerinde mağaza sorumlusu olarak çalıştığı, iş yerinin güvenlik alarm şifresi ve kasanın şifresi ile anahtarın sanıkta bulunduğu, bu itibarla sanığın istediği zaman iş yerine giriş çıkış yapma hakkının bulunduğunun anlaşılması karşısında; iş yeri dokunulmazlığını ihlal suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı düşünülmeden sanığın bu suçtan beraati yerine mahkumiyet kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin açıklanan nedenle 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca, tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 15.06.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.