YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/474
KARAR NO : 2021/18678
KARAR TARİHİ : 09.06.2021
KARAR
Siyasi hakların engellenmesi suçundan suça sürüklenen çocuk …’nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 114/2, 119/1-c, 31/3 ve 62. maddeleri gereğince 2 yıl 4 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının anılan Kanun’un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine dair … 2. Çocuk Mahkemesinin 22/03/2016 tarihli ve 2014/481 esas, 2016/129 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre; suça sürüklenen çocuk hakkında üzerine atılı suçu işlediğinden bahisle mahkûmiyet kararı verilmiş ise de, kendisi ile birlikte bahse konu suçu işlediği iddia olunan ve mahkûmiyetine karar verilen diğer suça sürüklenen çocuk … hakkındaki hükmün temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 21/11/2016 tarihli ve … karar sayılı ilâmı ile; “….Suça sürüklenen çocuk hakkında, siyasi hakların kullanılmasının birden fazla kişiyle engellenmesi suçundan mahkumiyet kararı verildiği, suçu birlikte işlediği iddia edilen ve yaşları 18’den büyük olan diğer sanıklar …,…, …, …, …, … ve …hakkında, … 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2014/229, 2015/433 Karar sayılı ilamı ile aynı suçtan beraatlerine karar verildiği, sanıklar tarafından temyiz edilen ilamın halen Yargıtay 18. Ceza Dairesinin… Esas sayısında derdest olduğu anlaşılmakla, her iki dosyanın birlikte görülmesinde zaruret olması nedeniyle, mümkün olmadığı takdirde ise diğer dosyanın mahkeme dosyası içine konularak delillerin birlikte değerlendirilerek suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, kanuna aykırı ve suça sürüklenen çocuk … müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, başkaca yönleri incelenmeksizin Hükmün Bozulmasına…” şeklindeki bozma kararını müteakip, mahkemesince yeniden karar verilmek sureti ile suça sürüklenen çocuk …’nın, olay tarihinde diğer sanıklarla iştirak halinde yerel seçimler nedeniyle üzerinde Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı ve Ak Parti Genel Başkanı … ile … Büyükşehir Belediye Başkan Adayı …’ın resimlerinin bulunduğu aracı durdurarak üzerine sprey boyalarla yazı yazması şeklinde gerçekleştirdiği eyleminin üzerine atılı siyasi hakların engellenmesi suçunun yasal unsurlarını oluşturmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmiş olduğu, ayrıca suça sürüklenen çocuklar ile birlikte aynı eyleme ilişkin söz konusu suçu işledikleri iddia olunan sanıkların da … 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 09/06/2015 tarihli ve 2014/229 esas, 2015/433 sayılı kararı ile beraatlerine karar verildiği ve anılan kararın 16/04/2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla, suça sürüklenen çocuğun da beraatine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Hukuksal değerlendirme;
Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçu, Türk Ceza Kanununun 114. maddesinde,
“(1) Bir kimseye karşı;
a)Bir siyasî partiye üye olmaya veya olmamaya, siyasî partinin faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, siyasî partiden veya siyasî parti yönetimindeki görevinden ayrılmaya,
b)Seçim yoluyla gelinen bir kamu görevine aday olmamaya veya seçildiği görevden ayrılmaya, zorlamak amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir siyasî partinin faaliyetlerinin engellenmesi hâlinde, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” şeklinde düzenlenmiştir.
Dairemizin 12.05.2016 tarih, 2014/585 Esas ve 2016/9881 no’lu kararında açıkça belirtildiği üzere “bu yasal düzenlemede, önceki yasal düzenleme olan 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 174. maddesinden farklı olarak, hangi hakların siyasi hak olarak nitelendirildiği açıkça belirtilmiş, önceki düzenlemede açıklanmadan bırakılan “siyasi haklar” ibaresi nedeniyle oluşan belirsizlik ortadan kaldırılmıştır.
Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçu ile korunmak istenen hukuki değer, birinci fıkra açısından, bir kimsenin bireysel olarak bir siyasi partiye girme veya girmeme, faaliyete katılma veya katılmama, seçim yoluyla gelinen bir kamu görevine aday olma ve o görevden ayrılma iradesidir. Yani bireysel siyasi hakların kullanılması özgürlüğüdür. İkinci fıkra açısından ise, Anayasayla güvence altına alınan siyasi partilerin faaliyet özgürlüğüdür.
Suçun maddenin ikinci fıkrasındaki halinin maddi unsuru cebir veya tehdit ya da hukuka aykırı başka bir davranışla, mevzuata uygun olarak kurulmuş bir siyasî partinin faaliyetlerinin engellenmesidir. Bu suçun oluşumu için birinci fıkradan farklı olarak hakkın kullanılmasının engellenmiş olması gerekir. Siyasi partinin faaliyetinden maksat, siyasi partilerin mevzuata ve tüzüklere uygun olarak gerçekleştirdikleri her türlü faaliyettir.
Suçun manevi unsuru, birinci fıkra açısından, bir kimseyi siyasi partiye üye olmaya veya olmamaya, siyasi parti faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, siyasi partiden veya siyasi parti yönetimindeki görevinden ayrılmaya, seçim yoluyla gelinen bir kamu görevine aday olmamaya veya seçildiği görevden ayrılmaya zorlamak amacıyla bilerek ve isteyerek cebir-tehdit icrasıdır. İkinci fıkra açısından ise failin belli bir saikle hareket etmesi gerekmez; fiilin bilerek ve isteyerek icrası yeterlidir.
Suçun silahla, kişinin kendini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretle, birden fazla kişi tarafından birlikte, var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak, kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi halinde TCK’nın 119. maddesi uyarınca ceza bir kat artırılacaktır.
Ceza Genel Kurulu’nun 23/03/2010 tarih ve 2/29-56 sayılı kararında belirtildiği üzere; kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14/11/1977 gün ve 3-2 sayılı Kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hakimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir.
Tüm dosya kapsamı incelendiğinde, suça sürüklenen çocuk …’nun kamera görüntü tespit tutanağında ve bilirkişi raporunda açıkça belirtildiği üzere yerel seçim çalışmaları nedeniyle üzerinde resim ve giydirmelerin bulunduğu seçim aracını durdurduğu, aracın önüne geçerek sol yumruğunu havaya kaldırmak suretiyle slogan attığı, seçim aracının geçişine engel olduğu anlaşılmaktadır. Bu kapsamda suçun unsurlarının oluştuğuna ilişkin delil takdiri yapılarak verilen … 2. Çocuk Mahkemesi’nin 22/03/2016 tarihli ve 2014/481 esas,
2016/129 sayılı kararının yasa yararına bozma konusu yapılması mümkün değildir. Fakat suça sürüklenen çocuğun atılı suçu fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek birden fazla kişi tarafından birlikte işlediği kabul edilerek TCK’nın 119/1-c maddesi uygulanmıştır. Ancak yaşı büyük sanıklar hakkında verilen beraat hükümlerinin ve suça sürüklenen çocuk … hakkında verilen beraat kararının temyiz edilmeksizin kesinleşmesi karşısında, suça sürüklenen çocuk … hakkında TCK’nın 119/1-c maddesinin uygulanması açıkça hukuka aykırı olduğundan söz konusu kararın bu yönden bozulması gerekmektedir.
Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce farklı gerekçe ile yerinde görüldüğünden,
1- Siyasi hakların engellenmesi suçundan suça sürüklenen çocuk … hakkında, … 2. Çocuk Mahkemesi’nin 22/03/2016 tarihli ve 2014/481 esas, 2016/129 sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2- Aynı Kanun maddesinin 4-b fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, dosyanın Yüksek Adalet Bakanlığı’na sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 09/06/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.