Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/4559 E. 2021/4179 K. 28.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4559
KARAR NO : 2021/4179
KARAR TARİHİ : 28.04.2021

MAHKEMESİ :BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 28.04.2017 tarih ve 2016/1486 E- 2017/559 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine , istinaf isteminin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 17.09.2019 tarih ve 2017/1676 E- 2019/1292 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 27.04.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av….dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin 2.000 pay davacı, 6.000 pay …, 2.000 pay … … hissedarlığında iken 29.08.2012 tarihli genel kurul kararı ile …’a ait 6.000 hisseden 200’ünün … …’a devrine onay verildiğini, oysa bu işlem şirket ana sözleşmesine göre yok hükmünde olduğunu, zira ana sözleşmeyi göre ortakların en az 3/4’ünün devre muvafakat etmesi gerektiğini, müvekkilinin bu karara muhalefet şerhini toplantı tutanağına geçirdiğini ileri sürerek 29.08.2012 tarihli genel kurul toplantısında alınan 2012/2 sayılı kararın 1. maddesinin yoklukla malul ve batıl olduğunun tespitini, geçersiz sayılmasını ve/veya iptalini, bu kararla bağlantılı tüm icrai işlemlerin iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, uzman raporu sunmuş ve bu uzman raporunda 2012/2 sayılı kararın yok hükmünde olduğunun bellirtildiğini ifade etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin ana sözleşmesinin 15. maddesindeki özel pay devri düzenlemesine göre devrin pay defterine kaydedilmesi için ortakların en az 3/4’ünün devre muvafakat etmesi ve bunların sermayenin en az 3/4’üne sahip olması şartının arandığı, davalı şirketin 3 ortaktan teşekkül ettiği, ortakların en az 3/4’ünün devre muvafakatı gerektiğinden pay sahibi sayısı gözetildiğinde davalı şirket yönünden oybirliği gerektiği, davacının olumsuz oy kullanıp muhalefet ettiği, dolayısıyla kararın mutlak butlanla batıl olduğu, ancak her hakkın TMK’nın 2. maddesine uygun kullanılması gerektiği, davacının muhalefet ettiği karara karşı yaklaşık 4 yıl sonra bu davayı koşulların değişmesi üzerine açtığı, bu durumun TMK’nın 2. maddesi ile bağdaşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, ortaklar kurulu kararının ana sözleşmede öngörülen karar nisabını içermediği iddiasına dayalı yoklukla malul olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Bir hukuki işlemin kurucu unsurlarının tamam olmaması halinde, söz konusu hukuki işlem varlık kazanamaz ve hukuki ilişki kurulmaz; ortada bir hukuki işlem yoktur. İrade beyanı dışında bazı hukuki işlemlerde aranan ek kurucu unsurun bulunmaması halinde de hukuki işlem yoktur. Bir hukuki işlemin yokluğu her zaman, ilgili herkes tarafından ileri sürülebilir. Yokluk olgusunu hakim görevinden ötürü, kendiliğinden nazara almak zorundadır (Oğuzman/Barlas, Medeni Hukuk- Giriş Kaynaklar Temel Kavramlar, 24. Bası, Vedat Kitapçılık, İstanbul- 2018).
Dairemizin 01.10.2001 tarih ve 2001/7442 Esas- 7269 Kararında da belirtildiği gibi ana sözleşme ortaklar arasında yapılmış bir sözleşme niteliği taşıdığından hükümlerine uyulması zorunlu olup ana sözleşmede gerekli karar nisabını taşımayan kararlar butlan ya da iptali kabil kararlar değil, yoklukla sakat kararlardır. Yine Dairemizin 24.09.1993 tarih ve 1992/5419 Esas- 1993/5826 Karar sayılı ilamında Kanunda veya ana sözleşmede belirtilen karar (ve toplantı) yetersayılarıyla alınmamış olan kararların yoklukla malul olduğu açıklanmıştır.
Somut olayda da mahkemenin de kabulünde olduğu üzere ana sözleşmede öngörülen karar nisabına uyulması gerekmektedir. Davalı şirketin ana sözleşmesinin 15/2 maddesine göre bir payın devir hususunun pay defterine kaydedilebilmesi için ortak adedinin en az 3/4’ünün devre muvafakat etmesi ve bunların esas sermayenin en az 3/4’üne sahip olması gerekmektedir. 29.08.2012 tarihli ortaklar kurulunda 3 ortaklı şirketin 2 ortağı devre muvafakat etmiş, ancak davacı ortak karara katılmayarak muhalif kalmıştır. Bu durumda ana sözleşmede ortak sayısı itibariyle öngörülen karar nisabını taşımayan devre muvafakata ilişkin ortaklar kurulu arasının yoklukla malul olduğu, “yokluk” hukuki sebebi ilgili herkes tarafından her zaman ileri sürülebileceğinden alınan devre muvafakata ilişkin limited şirket ortaklar kurulu kârının yokluk nedeniyle iptali gerekir. Öte yandan mahkemece, davacının 4 yıl suskun kaldıktan sonra dava açması MK 2. Maddesi uyarınca çelişkili davranış yasağına aykırılık olarak yorumlanmış ise de, baba ve 2 oğlundan oluşan davalı şirketin aile şirketi olduğu, hakim ortak baba …’ın dava dışı diğer ortak …’e kendi payından 200 pay devri sebebiyle aile iç sorunlar çıktığı, davacının bu sorunun düzeltilmesini beklediği, bir süre sonra İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/886 Esas sayılı dosyası ile açtığı davada haklı nedenle şirket ortaklığından çıkmasına karar verilmesini talep ettiği, 12.07.2016 tarihli ortaklar kurulu kararı ile şirket ortağı, baba … davacıya da 200 hisse devrettiği, davacının da bu kez İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/886 Esas sayılı dosyasının 22.12.2016 tarihli celsesinde davalı şirket ile sulh olduğunu bildirmesi üzerine mahkemece de aynı tarihte konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmıştır.
Davacı vekili, varılan bu sulhtan sonra ortaklardan … … tarafından 12.07.2016 tarihli ortaklar kurulunun yoklukla malul olduğu iddiasıyla şirkete karşı İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde dava açmış olması nedeniyle kendilerinin de işbu davayı açtığını ileri sürmüş olup, bu vakıanın gerçekliği halinde davacının dava konusu 29.08.2012 tarihli kararı benimseyip karara karşı sessiz kaldığından da söz edilemeyeceğinden bu durum tartışılmaksızın yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi yerinde olmamış, kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 28.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.