Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2020/12279 E. 2021/15108 K. 31.05.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/12279
KARAR NO : 2021/15108
KARAR TARİHİ : 31.05.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
t

Gereği görüşülüp düşünüldü:
I-Sanık hakkında sahte üretilen kredi kartını kullanmak suretiyle yarar sağlama suçundan ve müşteki …’ya karşı özel belgede sahtecilik suçundan ve kurulan hükümlere ilişkin temyiz incelemesinde;
Sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine ancak;
Sanığın adli sicil kaydında yer alan en ağır cezayı içeren … 9. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2008/290 Esas, 2009/1098 Karar sayılı ilamının tekerrüre esas alınması gerektiği gözetilmeden, daha az süreli ilamın tekerrüre esas alınmış olması,
Yasaya aykırı ise de, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümlerden TCK.nın 58. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkarılarak yerine “sanık, … 9. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2008/290 Esas, 2009/1098 Karar sayılı ilamı ile mükerrir olduğundan, hakkında 5237 sayılı TCK.nın 58/6. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirlerinin uygulanmasına, ancak 5275 sayılı Yasanın 108. maddesinin uygulanması yönünden kazanılmış hakkı gözetilerek tekerrür nedeniyle koşullu salıverilme süresine eklenecek miktar açısından, mahkemece tekerrüre esas alınan ilamda yer alan 10 ay hapis cezasının esas alınmasına” ibareleri yazılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II- Sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan kurulan hükme ilişkin temyiz incelemesinde;

S/2

5237 sayılı TCK.nın 268/1. maddesinde düzenlenen başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunun oluşabilmesi için işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması gerekir. Bir adli soruşturma ya da kovuşturma işlemi olmaksızın kimlik bilgilerinin gizlenmesi amacıyla başkalarına ait kimlik bilgilerinin kullanılması ve verilen kimlik bilgilerine göre resmi belge düzenlenmesi halinde TCK.nın 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçu, bir resmi belge düzenlenmemiş olması halinde 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 40/1. maddesinde düzenlenen kimliği bildirmeme kabahati oluşur.
02.12.2011 tarihinde şüphe üzerine durdurulan ve kolluk görevlileri tarafından tanınan kişilerden olan sanığın, … adına düzenlenen ve üzerinde …’a ait fotoğraf bulunan sürücü belgesini ibraz ettiği, daha sonra gerçek kimliğini açıkladığı somut olayda; sanığın başkasının kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullanarak kendisini suçsuz, diğer kişiyi ise işlemediği bir suçun faili olarak göstermediği anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK.nın 268. maddesinde düzenlenen “başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması” suçunun unsurlarının oluşmadığı gibi kolluk görevlilerine ibraz edilen sürücü belgesine göre de bir resmi belgenin düzenlenmemesi nedeniyle TCK.nın 206/1. maddesinde tanımlanan “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçunun da oluşmadığı, sanığın eyleminin 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 40/1. maddesinde düzenlenen “kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunmak” kabahatini oluşturacağı, bunun da aynı maddeye göre idari yaptırımı gerektirdiği, ancak anılan Yasanın 20/2-c maddesi uyarınca soruşturma zamanaşımı süresinin 3 yıl olduğu, kabahat tarihinden karar tarihine kadar bu sürenin gerçekleştiği anlaşılmakla, sanığın temyiz itirazı bu nedenle yerinde görülmekle hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta anılan Yasanın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, 5326 sayılı Kanunun 20/2-c maddesi uyarınca sanığın kabahat oluşturan eylemiyle ilgili soruşturma zamanaşımı dolduğundan hakkında aynı Kanunun 20/1. maddesi gereğince İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
III- Sanık hakkında müşteki …’a karşı dolandırıcılık suçundan kurulan hükme ilişkin temyiz incelemesinde;

S/3

Hükümden sonra, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.nın 253. maddesi ile uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş olup, sanığın eylemine uyan 5237 sayılı TCK.nın 157/1. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunun uzlaştırma kapsamına alındığı nazara alınarak, uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeksizin hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA,
IV- Sanık hakkında müştekiler … ve …’a karşı özel belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz incelemesinde,
1- Sanığın, imza sirküleri ve 24.11.2011 tarihli ilgili makama başlıklı maaş bildirimi fotokopi özel belgeleri sahte olarak hazırlayıp bu belgeleri kredi kartı başvurusu sırasında kullandığı kabul edilerek müşteki …’e karşı özel belgede sahtecilik suçundan ve müşteki sanık …’ın üzerinde resmi bulunan ancak herhangi bir değişiklik yapılmayan sürücü belgesini ibraz ederek kredi kartı başvurusunda bulunduğu, kredi kartı sözleşmesini … adına imzalamak suretiyle sahte kredi kartı sözleşmesi düzenlediği kabul edilerek özel belgede sahtecilik suçundan hükümler kurulmuş ise de;
Sahte belgelerle müracaat edip kredi kartı sözleşmeleri imzalamak suretiyle sahte kredi kartları düzenlenmesini ve teslimini sağlamaları eyleminin TCK.nın 245/2., 43. maddesinde düzenlenen suçları oluşturduğu, sanığın sahte belgelerle bankalara başvurarak kredi kartı sözleşmesi imzalama ve teslim alma eylemlerinin ayrıca özel belgede sahtecilik suçunu oluşturmayacağı cihetle;
Sanığın, müşteki …’a bıraktığı, müşteki … adına olan … nolu … tarafından düzenlen kredi kartının 23.11.2011 tarihi itibariyle kullanılmaya başlandığı, … tarafından gönderilen kredi kartı sözleşmesinin tarihinin 05.12.2011 olması ve sanığın 02.12.2011 tarihinde yakalanıp, 03.12.2011 tarihinde tutuklandığının anlaşılması karşısında; banka tarafından gönderilen kredi kartı sözleşmesinin … nolu kredi kartına ait olup olmadığının ve sözleşme eklerinin ilgili bankadan sorulması, değilse söz konusu kredi kartına ilişkin sözleşme aslı ve ek belgelerinin temini ile sanıkta ele geçen belgelerin kredi kartı başvurusunda kullanılıp kullanmadığının belirlenmesi, kullanıldığının tespiti halinde sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK.nın 245/2., 43/2 maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu, herhangi bir sahte belge kullanmadığı tespiti halinde sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK.nın 245/2., maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu göz önüne alınarak

S/4

sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden sanık hakkında yazılı şekilde iki kez TCK.nın 207/1. maddesi uyarınca mahkumiyet hükümleri kurulması,
2- Sanığın adli sicil kaydında yer alan en ağır cezayı içeren … 9. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2008/290 Esas, 2009/1098 Karar sayılı ilamının tekerrüre esas alınması gerektiği gözetilmeden, daha az süreli ilamın tekerrüre esas alınmış olması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321 ve 326. maddeleri gereğince kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla BOZULMASINA, 31.05.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.