YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/721
KARAR NO : 2021/1868
KARAR TARİHİ : 03.03.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Paydaşlararası Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacılar vekili; müvekkillerinin … ili, Merkez ilçesi, 440 ada 2 parsel, 444 ada 10 parsel, 440 ada 7 parsel, 466 ada 1 parsel sayılı taşınmazlarda davalı ile birlikte paydaş olduklarını, tamamı çay bahçesi olan bu taşınmazları 30 yıldan beri davalının kullanmakta olduğunu, üzerindeki tüm semerelerinden faydalanıyor olmasına rağmen müvekkillerine bu güne kadar herhangi bir ödemede bulunmadığını belirterek, dava tarihinden geriye doğru 5 yıl için 15.000,00 TL ecrimisil tazminatının dönemsel faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkillerine hisseleri oranında ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, haksız olarak açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazlarda, davacılar ile davalıların müşterek malik oldukları, dava konusu taşınmazları davalının kullandığı, bu yerleri yarıcıya verdiği, yarıcı vasıtasıyla çayını topladığı, davacıların hissesine düşen çay gelirini davacılara vermediği, yerleşmiş örf ve adete göre yarıcıya verilen çaylığın 2/3 gelirini yarıcının, 1/3 gelirini ise arazi sahibinin aldığı, alınan bilirkişi raporuna göre davacıların 5 yıllık ecrimisil bedellerinin kişi başı 622,02 TL olmak üzere toplam 2.488,08 TL olduğu, taşınmazların niteliği gereği doğal ürün veren, tabii semere getiren yerlerden olduğu için intifadan men koşulunun gerçekleşmesinin aranmadığı belirtilerek, davanın kısmen kabulü ile 2.488,08 TL ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arası ecrimisil istemine ilişkindir.
Gerek öğretide, gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır.
Ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve 6100 sayılı HMK’nin 266. vd. maddelerine uygun olmalıdır.
Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler, ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilmeli, buna ve talep edilen yıllara göre hesap yapılıp ecrimisil miktarı tespit edilmelidir.
Öte yandan; kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlardan bir tanesi de; davaya konu ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yerlerden olmasıdır.
Somut olayda; tarafların davaya konu 440/2, 440/7, 466/1 parsel sayılı taşınmazlarda paydaş oldukları, anılan taşınmazların çay bahçesi niteliğinde olduğu, davalının da bu yerleri haksız işgal ettiği sabit olduğuna göre; az yukarıda belirtmiş olduğumuz ilkeler doğrultusunda ecrimisil hesabı yaptırılarak hüküm kurulması gerekirken, bilirkişi tarafından söz konusu yerlerin yarıcıya verildiği, yarıcının gelirin 2/3’ünü, arazi sahibinin ise 1/3’ünü aldığı belirtilip bu husus dikkate alınarak hesaplama yapılması ve mahkemece hatalı bilirkişi raporunun hükme esas alınarak karar verilmesi doğru olmamıştır.
Kabule göre de; davacılar vekili dava dilekçesinde ecrimisil alacağına ilişkin dönemsel faiz talep etmesine rağmen, belirlenen ecrimisil bedeline dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi hatalı olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 03.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.