Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/9200 E. 2021/2080 K. 09.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/9200
KARAR NO : 2021/2080
KARAR TARİHİ : 09.03.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmananın Önlenmesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, vekil edeninin dava konusu 10 numaralı bağımsız bölümü 19.2.2010 tarihinde satın aldığını, taşınmaza kendisinin ve çocuklarının ihtiyacı olduğunu, davalı ile vekil edeni arasında kira ilişkisi bulunmadığını, davalının fuzuli şagil olduğunu açıklayarak davalının dava konusu taşınmazdan tahliye edilmesine karar verilmesi istemiştir.
Davalı vekili, vekil edeninin fuzuli şagil olmadığını, davacının taşınmazı ticari olarak satın aldığını ve satın almadan hemen sonra satış ilanları verdiğini, kısa sürede alıcı bulamayınca vekil edeni ile kira konusunda anlaştığını ancak daha sonra alıcı çıktığı gerekçesi ile kiraları almayınca tevdi mahalli tayin edildiğini, vekil edeninin kira paralarını buraya yatırdığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın görev yönünden reddine ilişkin olarak verilen kararın, davanın elatmanın önlenmesi isteğine ilişkin dava olduğu, keşif yapılmak suretiyle davanın değerinin belirlenmediği gerekçesi ile Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 4.12.2012 tarih ve 2012/10360 Esas ve 2012/14369 Karar sayılı ilamı ile bozulması üzerine, tespit edilen dava değerine göre görevsizlik kararı verilerek dosya Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiş ve mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Bilindiği üzere, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 683. maddesinde; malikin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, tasarrufta bulunma, yararlanma yetkilerine sahip olduğu, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü elatmanın önlenmesi davası açabileceği öngörülmüştür.
Davacı … yargılama sırasında dava konusu 10 numaları bağımsız bölümü satın almış olmakla, 6100 sayılı HMK’nin 125/2 maddesi uyarınca davaya … adına devam edilmiştir.
Davacı tarafın dava dilekçesinde açıkladığı ve Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 4.12.2012 tarih ve 2012/10360 Esas ve 2012/14369 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere dava tapulu taşınmaza elatmanın önlenmesi isteğine ilişkin olup, davalı tarafından her ne kadar taşınmazda kiracı olarak oturduğu iddia edilmiş ise de, kiracılık ilişkisi ispatlanamamıştır.
Hal böyle olunca; davacı tarafın davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, davalı önceki malikin kiracısı olduğunu ispat etmediği halde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 09.03.2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.