YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2074
KARAR NO : 2021/2494
KARAR TARİHİ : 18.03.2021
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil
MAHKEMESİ : İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesinin 18.12.2017 tarihli ve 2014/70 Esas, 2017/492 Karar sayılı kararıyla elatmanın önlenmesi istemi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil isteminin ise kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, elatmanın önlenmesi istemi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil isteminin ise reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, dava konusu 7 parsel sayılı taşınmazın 6646/12658 hissesinin müvekkilince 19.12.2002 tarihinde satın alındığını, davalının taşınmazın yaklaşık 80 m2’lik kısmını, müvekkilinin iktisap tarihinden bu yana işletmesinin bahçesi olarak herhangi bir kira ödemeden işgal ettiğini öne sürerek elatmanın önlenmesine, 29.11.2008-29.11.2013 tarihleri arasına ilişkin 5.000 TL ecrimisilin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 20.11.2015 tarihli dilekçesi ile talebini 56.242,48 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı, 01.03.2013 tarihinden beri taş fırın pide evini işlettiğini, anılan yeri 01.03.2013 tarihli kira sözleşmesi ile dava dışı …’den kiraladığını, Belediyeden aldığı 12.06.2013 tarihli işletme ruhsatı ile faaliyete başladığını, taş fırın pide evinin 15-20 metre kadar alt kısmında bulunan boş araziyi ise çay-kahve ikramında bulunabilmek için malik olarak bildiği …’dan 01.01.2014 tarihinde kiraladığını, kira bedelini düzenli olarak yatırdığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, davacı ile dava dışı …’ın dava konusu 7 parsel sayılı taşınmazın paydaşlarından olduğu, bilirkişi raporlarına göre davalının taşınmazın 272,09 m2’lik kısmını çay bahçesi olarak kullandığı, ne var ki yargılamanın devamı esnasında kullanıma son verdiği, her ne kadar davalı dava dışı paydaş … ile imzalanan 01.01.2014 tarihli kira sözleşmesi uyarınca taşınmazı kullandığını beyan etmiş ise de, anılan kira sözleşmesinin pay ve paydaş çoğunluğunu sağlamadığı için geçersiz olduğu gerekçesi ile elatmanın önlenmesi istemi yönünden dava konusuz kalmakla karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil isteminin kabulü ile toplam 56.242,48 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiş; hükme yönelik davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacının çok paydaşı bulunan taşınmazda 6646/12658 oranında paydaş olduğu, davalının kayıttan kaynaklanan herhangi bir hakkının bulunmadığı, davacının pay ve paydaş çoğunluğu sağlanmadan yapılan kira sözleşmesine icazet vermediği, bu nedenle TMK’nin 683.madde kapsamında paya vaki el atmanın önlenmesini talep edebileceği, ancak yargılama esnasında dava konusu yer boşaltıldığından konusuz kalan el atmanın önlenmesi davası yönünden karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, ancak davalının dava açılmasına sebebiyet verdiği gözetilerek yargılama giderlerinden sorumluluğuna hükmedilmesi gerektiği; davalının taşınmazın bir kısmını taşınmaz maliki olarak bildiği şahıslardan kiraladığı, haksız şagil olmadığı yönünde savunmada bulunduğu, kiraya veren paydaş …’nın payı gözetildiğinde pay ve paydaş çoğunluğu ile kiraya verme işlemi bulunmadığından kira sözleşmesinin geçerli kabul edilemeyeceği, ancak davalının malikinden kiraladığı taşınmazı kullandığını düşündüğü, kendisine gönderilen ihtarname ile kötüniyetin belirdiği, davacının ecrimisil talebine konu dönemi 29.11.2008 ile 29.11.2013 tarihleri arası olarak bildirdiği, ihtarnamenin tebliğ tarihinin ise 06.12.2013 olup davacının bu tarihten itibaren, davalının halen akidine ödeme yapması halinde, ecrimisil talep edebileceği, davalının buna değinen istinaf sebebinde haklı olduğu gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davacının el atmanın önlenmesi isteği yönünden konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına, davacının ecrimisil isteğine yönelik davasının reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Hemen belirtmek gerekir ki, TMK’nin 6. maddesi uyarıca iddia sahibinin iddiasını ispat ile yükümlü olup, ecrimisil isteğine ilişkin davalarda da, öncelikle davacının işgalin varlığını, süresini ve işgalli alanın miktarını kanıtlaması gerektiği, diğer bir anlatımla Mahkeme tarafından kabul kararı verilebilmesi için, dava konusu taşınmazların, davalıların kullanımında olduğunun duraksamaya yer vermeyecek şekilde ispat edilmesi gerektiğidir.
Somut olayda, dava konusu taşınmaza 29.11.2008-29.11.2013 tarihleri arasında davalı tarafça haksız olarak elatıldığı iddia edilerek ecrimisil talebinde bulunulduğu, davalının ise taşınmazın bilirkişi raporlarında tespit edilen kısmını dava dışı paydaştan 01.01.2014 tarihinde kiraladığını öne sürerek davaya karşı koyduğu, davacı tarafın dava dilekçesinde tanık deliline dayandığı, bu kapsamda tanık olarak bilgisine başvurulan davacının babasının “…işgal edilen kısma 2013 yılında oğlumla birlikte gider yemek yerdik…” şeklinde soyut beyanında bulunduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek ecrimisil isteminin reddine karar verilmesi sonucu itibariyle doğru ise de, davalının ecrimisil talep edilen 29.11.2008-29.11.2013 tarihleri arasında dava konusu taşınmazı haksız olarak işgal ettiği duraksamaya yer vermeyecek şekilde ispat edilemediğinden ecrimisil isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, ecrimisil talep edilen dönemlerden sonra akdedilen 01.01.2014 tarihli kira sözleşmesi uyarınca davalının iyiniyetli olduğu kabul edilerek ecrimisil isteminin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, ancak bu husus yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden ve hükmün redde ilişkin bölümü sonucu itibari ile doğru görüldüğünden, 6100 sayılı HMK’nin 370/4. maddesi uyarınca hükmün bu yönlerden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 2018/709 Esas, 2018/1630 Karar sayılı kararının gerekçesi düzeltilmek suretiyle HMK’nin 370/4.maddesi gereğince DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir suretin de Bölge Adliye Mahkemesine Gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 18.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.