Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/14419 E. 2011/15654 K. 16.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14419
KARAR NO : 2011/15654
KARAR TARİHİ : 16.12.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 08.02.2011 gününde verilen dilekçe ile itirazın iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 11.05.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava, eser bedelinin tahsili için girişilen icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı tahsili istemleriyle açılmıştır.
Davalı …, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece dava kabul edilmiş, bilirkişi raporuna bağlı kalınarak 4.035,00 TL asıl alacağın tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptaline, asıl alacağın %40’ı tutarındaki inkar tazminatının davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Hükmü, taraflar temyiz etmiştir.
1-Bir davanın başarıyla sonuçlanması için dava açanın gerçekten davacı sıfatını taşıması, davalının da o davada pasif dava ehliyetinin bulunması gerekir. Uygulamada buna kısaca, husumet denilmektedir.
Somut olayda davalı …, dava dışı … A.Ş.’nin çalışanıdır ve 29.11.2010 tarihli ajanda siparişi dava dışı şirket adına yapılmıştır. Nitekim, davacı da hasmı olarak … A.Ş.’yi kabul ederek 29.12.2010 tarihli ihtarnameyi bu şirkete göndermiş, ne var ki icra takibini davalı borçlu göstermek suretiyle yapmıştır. Bu suretle, davalının sıfatı konusunda tereddüde düşülmüştür.
Borçlar Kanununun 32.maddesi uyarınca, davalı dava dışı … A.Ş. adına hareket etmişse yapılan iş ve işlemler kuşkusuz dava dışı şirketi bağlar. Fakat, davalının şirketi temsile yetkisi yoksa davalı … yapılan iş ve işlemlerden şahsen sorumlu olur.
Bu durumda mahkemece öncelikle yapılması gereken iş, dava dışı … A.Ş.’ye ait ticari defter ve kayıtlardan sözleşmenin yapıldığı 2010 yılında davalı …’in şirketi temsile yetkili kişi olarak iş ve işlemler yapıp yapmadığını ve dava dışı şirketin bu iş ve işlemleri benimseyip benimsemediğini bilirkişiye inceletmek, davalı …’i şirketi temsile yetkisi bulunduğu saptanırsa, temsilcinin yaptığı iş ve işlemler şahsen davalıyı değil dava dışı … A.Ş.’yi bağlayacağından, davayı davalının pasif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle reddetmek, aksinin saptanması halinde şimdiki gibi davalıyı borçtan sorumlu tutmak olmalıdır.
Mahkemece re’sen gözetilmesi gereken husumet hususu açıklığa kavuşturulmadan çekişmenin esasının incelenmesi doğru olmadığından, karar bozulmalıdır.
2-Yukarıdaki bozma nedenine göre davacının ve davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesi gerekmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının diğer, davacının ise bütün temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek bulunmadığına, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 16.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.