YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/7176
KARAR NO : 2021/7571
KARAR TARİHİ : 08.06.2021
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5607 sayılı Kanuna muhalefet, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Sanıklar …, … haklarında hükümlülük, sanıklar …, …, …, …, …, … haklarında beraat
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Katılan Gümrük İdaresi adına Hazine vekilinin temyiz isteğinin sanıklar hakkındaki hükümleri kapsadığı gözetilerek yapılan incelemede;
Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü’nün yürütmüş olduğu çalışmalar sonucu genel olarak bir kısım ihracat beyannamelerinin bağlandıkları özet beyan ile yurt dışı edilmedikleri ve fiilen ihracat gerçekleşmediği halde usulsüz olarak kapatılmış olduklarının tespit edildiğinin bildirilmesi üzerine Halkalı Gümrük Müdürlüğü tarafından yapılan incelemelerde; sanıklardan …’nün yetkilisi olduğu … İthalat İhracat San. ve Tic. Ltd. Şti. adına tescilli 14.08.2009/…., 24.09.2009/… – … gün ve sayılı ihracat beyannameleri ile sanıklardan …’nın yetkilisi olduğu … Tekstil San. Tic. Ltd. Şti. adına tescilli 19.12.2009/… – … – …. gün ve sayılı ihracat beyannameleri muhteviyatı eşyaların fiilen taşınmadıkları ve yurt dışı edilmedikleri halde farklı eşyalara ilişkin düzenlenen beyannamelere konu taşıyıcısı … firması gözüken 27/08/2009 tarih ve … no’lu, 25/09/2009 tarih ve … no’lu, 25/09/2009 tarih ve … no’lu, 23/12/2009 tarih ve … no’lu özet beyanlardaki taşıma senedine “yavru beyanname” olarak bağlanarak kapatıldıkları, böylece eşyaların gerçekte yurt dışı edilmedikleri halde özet beyana gizlenerek yurt dışı edilmiş gibi sistem üzerinden beyannamelerin kapatılmasının sağlandığı, 2 farklı firmaya ait özet beyanların aynı taşıyıcı firma tarafından girilmesi, ihracat beyannamelerinin gümrük müşavirinin aynı olması, … firmasının ihracata konu mallarının tedarikçisinin … firması gözükmesi nedeniyle iki firmanın birlikte hareket ettiğinin belirlendiğinden bahisle yapılan ihbar üzerine kaçakçılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından soruşturmaya başlandığı, bu sebeple açılan soruşturma sonucunda ihracatçı firma yetkilileri olan sanıklar … ve … yanında … Gümrük Müşavirliği firması çalışanı gümrük müşaviri …, taşıyıcı firma olan … sorumlusu …, özet beyan girişleri şifre ve ekranı kullanılarak yapılan … firması çalışanı … ile özet beyanların tescil ve onay işlemlerini yapan gümrük memurları …, … ve … hakkında, 5607 sayılı Kaçakçılık Kanununun 3/14. ve 5237 sayılı TCK’nun 204/1. maddesine muhalefet ettikleri iddiasıyla cezalandırılmaları için kamu davası açıldığı;
Özet beyanlarda eşyaların gideceği ülkenin Almanya olarak kayıtlı olmasına karşın, yavru ihracat beyannamelerinde kayıtlı alıcı firmaların Makedonya ve Avusturya’da yerleşik oldukları, asıl ihracat beyannamelerinde eşya cinsinin giysi olmasına karşın eklenen yavru ihracat beyannamelerinde eşya cinsinin hırdavat ve inşaat malzemesi olduğu ve özet beyanların tır karnelerinin toplam miktarına dahil edilmediği,
Yapılan yurt dışı araştırmasında, Makedonya’da yerleşik … firmasının 01.01.2009 – 27.04.2010 tarihleri arasında Türkiye’deki herhangi bir firma ile arasında ithalat ve ihracat işlemi olmadığı ve dava konusu ilgili ihracat beyannamesi muhteviyatı eşyaların bu firma tarafından ithal edilmediğinin belirlendiği,
Sanıkların aşamalardaki savunmalarının özetle şu şekilde olduğu; sanıklar … ve …’nün, ihracat işlemlerinin gerçek olup, beyanname muhteviyatı eşyaların yurtdışı edildiklerini, suçlamayı kabul etmediklerini belirttikleri, …’nin, beyannamelerdeki imzanın kendisine ait olmadığını, bahsi geçen şirketleri tanımadığını, onlardan iş almadığını, şifresinin bilgisi dışında kullanıldığını düşündüğünü, suçlamayı kabul etmediğini belirttiği, …’in, şifresini uzun yıllardır değiştirmediğini, şirketteki birçok kişinin şifresini bildiğini ve şirketteki özet beyan işlemlerinin kendi şifresiyle yapılmakta olduğunu, bahsi geçen işlemleri kendisinin yapmadığını, suçlamayı kabul etmediğini belirttiği, …’ün, şifrenin bilgileri dışında kullanılarak söz konusu ihracat beyannamelerinin kendi özet beyanlarıyla ilişkilendirilmiş olduğunu, şifrelerin kendi firmalarındaki 10 çalışan tarafından bilindiğini, ayrıca İstanbul ili dışındaki işlemlerde oradaki gümrük müşavirliği firmalarına da şifrelerini verdikleri durumların olduğunu, suçlamayı kabul etmediğini belirttiği, …, … ve …’ün ise TIR karneleri ekinde bulunan özet beyanlarla ekrana çağırdıkları özet beyanları hiç karşılaştırmadıklarını, yapılan dolanlı işlemlerin dikkatlerini çekmediğini, şifrelerini kimseyle paylaşmadıklarını ancak yabancı araçların tescilinde ekranlarını şifreleri ile kendilerinin açmakla birlikte verilerin ilgili firma çalışanları tarafından girilmekte olduğunu, iş yoğunluğu ve sistemin zaafından yararlanıldığını, kendilerinin eyleme iştirak etmediklerini veya göz yummadıklarını, suçlamaları kabul etmediklerini belirttikleri,
Dava konusu ihracat beyannameleri asıllarının Gümrük İdaresi’ne ibraz edilmemiş olmaları nedeniyle Gümrük İdaresi’nin arşivinde bulunmadıkları ve bu sebeple üzerlerinde imza incelemesi yaptırılamadığı,
Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; sanıklar … ve … hakkında, sanıkların iştirak iradesiyle hareket ederek dava konusu 6 adet ihracat beyannamesi kapsamı eşyaları yurtdışına göndermedikleri ancak özet beyana yavru beyanname şeklinde bağlanmasını sağlatarak sistem üzerinde ihracat edilmiş gibi gösterdikleri anlaşıldığından bahisle mahkumiyet, diğer sanıklar için ise atılı suçların işlendiğine yönelik şüphenin bulunduğundan bahisle beraat kararı verilmiş ise de;
Avusturya ülkesinde yerleşik alıcı firma yönüyle de yurtdışı araştırması yapılarak ilgili ihracat işlemlerinin gerçekliğinin araştırılması, sanıklardan …’nün 12/09/2013 havale tarihli yazılı beyan dilekçesi ekinde sunmuş olduğu … Gümrük Müşavirliği firmasınca düzenlenmiş gözüken … no’lu bila tarihli faturanın gerçekliğinin araştırılması, sanıklardan …’ye bu faturaya karşı diyeceklerinin sorulması, sanıkların olay tarihinde kullandıkları cep telefonu numaralarının görüşme dökümlerinin getirtilip olay tarihleri ve ona yakın tarihlerde telefonla görüşüp görüşmediklerinin tesbit edilmesi ve bunun yanında sanıklar …, …, …, …, … ve … hakkında ilk derece mahkemesinde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında ve Dairemizde benzer eylemleri nedeniyle açılmış bulunan çok sayıda dosyanın bulunması, ilgili dosyaların suç ve iddianame düzenleme tarihleri de gözetildiğinde, dosyaların celp edilip gerektiğinde birleştirilerek sanıkların suç kasıtları ve 5237 sayılı TCK’nun 43. maddesi uyarınca bir değerlendirme de yapılarak karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla belirtilen tüm bu eksikler giderilip sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdiri yerine yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
1. Kaçakçılık suçu yönüyle suç tarihinde yürürlükte olan 6111 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasanın 3/14. maddesi uyarınca uygulama yapıldığı halde hüküm fıkrasında dava konusu eylemle ilgisi bulunmayan 6455 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasanın 3/14. maddesi uyarınca karar verildiği belirtilerek çelişki oluşturulması,
2. Atılı kaçakçılık suçu yönünden hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK’nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
3. Sanıklar … ve … 6 adet beyannamenin kendilerine yavru beyanname olarak eklendiği farklı tarihli ve birden fazla özet beyandan sorumlu tutuldukları halde sahtecilik ve kaçakçılık suçlarından haklarında 5237 sayılı TCK’nun 43/1. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
4. Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08.04.2014 tarih ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar sayılı kararında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanık …’nün sahtecilik ve kaçakçılık eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında TCK’nun 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından;
Temyiz incelemesine konu bu dosyaya ilişkin suç tarihlerinin 27/08/2009, 25/09/2009, 23/12/2009, iddianame düzenleme tarihinin ise 23/11/2010 olduğu,
Sanık hakkında Dairemizce 02/12/2009 tarihinde düzeltilerek onanmasına karar verilerek kesinleşen Dairemizin 2015/18101 Esasına kayıtlı İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2010/101 Esas, 2013/374 Karar sayılı dosyasında suç tarihinin 11/02/2010, iddianame düzenleme tarihinin ise 11/03/2010 olduğu anlaşılmakla;
Bu dosyalardaki eylemlerin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre adı geçen sanığın eylemlerinin TCK’nun 43. maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık ve sahtecilik suçlarını oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından, sanığa ait kesinleşen dosyanın getirtilip incelenerek aslı ya da ilgili belgelerin örneklerinin dosya arasına konulması, sanığın derdest olan diğer dosyalarıyla birlikte yapılacak inceleme neticesinde eylemin TCK’nun 43. maddesi kapsamında değerlendirilmesi halinde kesinleşen cezaların mahsubunun düşünülmesi ve sonucuna göre sanık …’nün hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,
5. Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi nedeniyle bir karar verilmesinin gerekmesi,
Yasaya aykırı, sanıklar … ve … müdafiileri ile katılan Gümrük İdaresi adına Hazine vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08/06/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.