YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4963
KARAR NO : 2021/2255
KARAR TARİHİ : 10.03.2021
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 06.122018 tarih ve 2016/742-2018/1239 sayılı kararın Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından duruşmalı, katılma yoluyla davacı vekili tarafından duruşmasız olarak istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 08.03.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı tarafından davacı hakkında cari hesaba dayalı icra takibi başlatıldığını ancak davacının davalıya böyle bir borcunun bulunmadığını ileri sürerek davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalının davacıya yaptığı 709.608,22 TL’lik avans ödemesi karşılığında mal teslim edilmediğini, davalı şirket kayıtları incelendiğinde bu durumun açıklığa kavuşacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyma kararı verilerek yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının davacıya gönderdiği ödemelerin avans olarak yapıldığı iddiasını yazılı delille kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın ve davalının kötü niyetle takip yaptığı ispat edilemediğinden davacının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davalı vekilinin temyiz dilekçesi, davacı vekiline 13.03.2019 günü tebliğ edilmiş olup, hüküm davacı vekili tarafından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 5236 sayılı Yasa ile değiştirilmeden önceki 433. maddesinde öngörülen 10 günlük yasal temyize cevap süresi geçirildikten sonra, 27.03.2019 tarihinde katılma yolu ile temyiz edilmiştir.
01.03.1990 gün ve 1989/3 esas, 1990/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı’nda, bu gibi hallerde Yargıtay tarafından da bir karar verilebileceği öngörüldüğünden, davacı vekilinin katılma yolu ile temyiz isteminin HUMK 432/4’ncü maddesi uyarınca süre aşımı nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3-Dava, cari hesaba dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine karşı borçlu olunmadığının tespiti için açılmış menfi tespit davasıdır. Taraflar arasında takip tarihinden önceki döneme ait ticari ilişkide davalının davacıya 709.608,22 TL nakit ve çekle ödeme yaptığı anlaşılmaktadır. Çekle ödemelerin ve banka havalesi ile yapılan ödemelerin ödeme sebebi gösterilmeyenlerin mevcut bir borcun ifası için yapılmış olduğunun kabulü gerekir. Ancak davalının yaptığı ödemelerden 22.06.2009, 30.07.2009, 26.08.2009 03.10.2009 ve 02.03.2010 tarihli 5 kalem ödemenin üçü avans ve ikisi cari hesap için gönderildiği saptanmış olup, bunların toplamı 155.000,00 TL’dir. Bu ödemeler davalının toplam ödemelerinden çıkarıldığında davalının 554.608,22 TL açıklamasız ödeme yaptığı anlaşılmaktadır. Davacının davalıya gönderdiği mal bedelinden davalının yaptığı fazla ödemelerin mevcut bir borcun ifası için yapıldığının kabulü gerekir. Ancak davalı tarafça açıklamalarında gönderilen havalelerin avans olduğu ispat edilen 155.000,00 TL yönünden davacının menfi tespit davasının reddi gerekirken davanın tamamen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin katılma yolu ile temyiz isteğinin süre aşımı nedeniyle REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 10.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.