YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3175
KARAR NO : 2021/4874
KARAR TARİHİ : 08.06.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19.10.2017 tarih ve 2016/633 E. – 2017/711 K. sayılı ek kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi’nce verilen 30.11.2018 tarih ve 2018/2095 E. – 2018/1876 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının Alman menşeili olup birçok ilacın yanı sıra… ticari ismine ait ilacın geliştiricisi, üreticisi ve satıcısı olduğunu, davacının söz konusu ilacı Türkiye’de satışa arz etmek amacıyla davalı ile 08.06.1998 tarihinde bir lisans sözleşmesi imzaladığını, davalı şirketin bu lisans sözleşmesine istinaden… isimli ilacın %0,5, %1, %2, ve %3 konsantrasyonları için Türkiye’de ilaç sahibi olduğunu, davacı tarafından gönderilen 06.11.2013 tarihli ihtarname ile lisans sözleşmesinin 31.12.2014 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere feshedildiğini, taraflar arasındaki lisans sözleşmesi sona ermiş olmasına rağmen davalının lisans sözleşmesinde yer alan ilaç ruhsatlarının devrine dair yükümlülüklerini yerine getirmediğini, ayrıca satın aldığı ürünlerden doğan bakiye borcunu da ödemediğini, bu çerçevede lisans sözleşmesinin XIV. maddesinde yer alan tahkim şartına istinaden Milletlerarası Ticaret Odası Tahkim Mahkemesine başvuruda bulunduklarını, başvuru üzerine usulüne uygun şekilde yapılan tahkim yargılaması sonucunda görevlendirilen tek hakemin davacı şirketi haklı görerek hem ilaç ruhsatlarının devri hem de bakiye borç tutarı hakkında davalı şirket aleyhine nihai karar verdiğini ileri sürerek Milletlerarası Ticaret Odası Tahkim Mahkemesi tarafından verilen 20.06.2016 tarih ve 21025/GFG/FS nolu tahkim kararının Uluslararası New York Sözleşmesi ve MÖHUK gereğince Türkiye’de tanınmasına ve tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; imzalanan lisans anlaşmasının XIV. maddesinde ön görülen tahkim şartı kapsamında Milletlerarası Ticaret Odası Uluslararası Tahkim Mahkemesi tarafından tek hakem yargılaması sonucu verilen 20.06.2016 tarihli 21025/GFG/FS sayılı hakem kararı yönünden tahkim şartını içeren sözleşmenin onaylı örnekleri ile hakem kararının usulüne uygun onaylı tercümesi ve talebe konu hakem kararına ilişkin ICC Tahkim Kuralları 34, 35 maddeleri kapsamında icra kabiliyeti kazanması yönünde Frankfurt Yüksek Eyalet Mahkemesi kararının onaylı örneği ibraz edilmiş olmakla kararın bağlayıcı, kesin ve icra edilebilir bir nitelik kazandığı, yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizinde milletlerarası sözleşme hükümlerinin saklı olduğunu düzenleyen 5718 sayılı MÖHUK 1/2 maddesi kapsamında hakem kararına esas taraflar arasındaki uyuşmazlık tarihi itibariyle uygulanması gereken New York Sözleşmesi’nin IV. ve V. maddeleri çerçevesinde yapılan değerlendirmede tenfiz talebine konu olan yabancı hakem kararının tahkime elverişli olduğu gibi kamu düzenine aykırı bir yön tespit edilemediği gerekçesiyle davanın kabulü ile Milletlerarası Ticaret Odası Tahkim Mahkemesi’nin 20/06/2016 tarihli 21025/GFG/FS sayılı tahkim kararının tenfizine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur.
Mahkemece verilen 19.10.2017 tarihli ek kararla, davalıya yargılama aşamasında TK’nın 35. maddesine göre yapılan tebligat nedeniyle gerekçeli kararın aynı şekilde tebliğe çıkartıldığı, davalıya gerekçeli kararın usulüne uygun olarak 30.11.2017 tarihinde tebliğ edildiği, davalının HMK’nın 345. maddesinde ön görülen yasal iki haftalık süre içerisinde istinaf talebinde bulunmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun HMK’nın 346/1 maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.
Ek karara karşı davalı vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, HMK’nın 346/1 maddesi uyarınca istinaf dilekçesinin kanuni süre geçtikten sonra verilmesi veya kesin olan bir karara ilişkin olması halinde kararı veren mahkemece istinaf dilekçesinin reddine dair karar verileceğinin belirtildiği, istinaf dilekçesinin reddine dair hüküm kurulmasının yerinde olduğu gerekçesiyle HMK’nın 353/(1)-b.1. maddesi uyarınca Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/633 Esas, 2017/711 Karar sayılı ek kararına yönelik davalı davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/(1)-b.1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 08.06.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.