YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4027
KARAR NO : 2021/4355
KARAR TARİHİ : 24.05.2021
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 26.10.2017 tarih ve 2017/494-2017/988 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzasının bulunduğu genel kredi sözleşmesi uyarınca dava dışı …’e kredi kullandırıldığını, söz konusu kredi borcunun ödenmesinden sonra davacının bilgisi dışında adı geçen kişiye yeniden kredi kullandırıldığını, sonradan kullandırılan krediden dolayı davacının da sorumlu tutularak aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını ileri sürerek, davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalının kefaleti nedeniyle kredi borcundan sorumlu olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının takip tarihi itibariyle Samsun 6. İcra Müdürlüğü’nün 2009/1384 esas sayılı dosyasında 613,84 TL borçlu olmadığı, davalının bu miktar yönünden takipte kötüniyetli olduğu, icra dosyasında tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının 613,84 TL yönünden icra takibinde borçlu olmadığının tespitine, davalının kötüniyet tazminatına, davacının tazminata mahkum edilmesine karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Mahkemece verilen 2014/1107 esas ve 2016/111 karar ve 04.02.2016 tarihli kararında, tarafların tazminat taleplerin reddine karar verilmiş ve söz konusu karar davalı vekili tarafından temyiz edilmemiştir. Bu hususun davacı lehine usuli kazanılmış hak teşkil edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirse de bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesi ve 5236 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nın 5236 sayılı Kanunun 16. maddesiyle değiştirilmeden önceki 438/7 maddesi gereğince mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 1. bendinde yer alan “11.901,23 TL’nin % 40’ı oranında icra inkar tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine” cümlesinin hüküm fıkrasından tamamen çıkarılmak suretiyle hükmün bu haliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 24.05.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.