YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12615
KARAR NO : 2011/15134
KARAR TARİHİ : 08.12.2011
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 09.07.2009 gününde verilen dilekçe ile yükleniciden temlik alınan hakka dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 06.04.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, yüklenicinin temliki işlemine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Arsa sahibinin mirasçıları olan davalılar, yapıda eksiklikler bulunduğunu, davacının alacağın temliki yoluyla tescil istemeye hak kazanmadığını, açılan davanın reddini savunmuştur.
Davalı yüklenici ise davayı kabul etmiştir.
Mahkemece, binadaki eksikliklerin bedelinin davacı tarafından arsa sahiplerine ödenmek üzere depo edilmediğinden bahisle dava reddolunmuştur.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Gerçekten, davalılar arasındaki 07.03.2006 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi edimlerini yerine getirmesi halinde yükleniciye kişisel hak sağlar. Yüklenici kazanacağı kişisel hakkını doğrudan arsa sahiplerine karşı ileri sürebileceği gibi bu hakkını Borçlar Kanununun 162 ve devamı maddelerine dayanarak üçüncü bir kişiye de temlik edebilir. Bu bakımdan davacının dayandığı 23.10.2008 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesi aslında bir temlik işlemidir. Üçüncü kişinin ifa talep etmesi üzerine temlik işlemine vakıf olan borçlu (arsa sahipleri) eski alacaklıya (yükleniciye) karşı ne gibi itiraz ve def’ilerde bulunacaksa bunları yeni alacaklıya (davacı üçüncü kişiye) karşı da ileri sürebileceğinden (B.K.m.167) ifa isteminde bulunan davacı bunların parasal karşılıklarını ifanın muhatabı olan arsa sahiplerine ödemek zorundadır. Zira Borçlar Kanununun 81. maddesi uyarınca öncelikli edimlerini yerine getirmeden karşı tarafın edimini talep edemezler.
Somut olaya gelince; bilirkişi inşaatın %97.50 fiziki seviyeye getirildiğini saptamış inşaatın kalan kısmından davacının sorumlu olduğu miktarı da belirleyerek rapor halinde mahkemeye sunmuştur. Davacı vekilinin 08.03.2011 tarihli dilekçesi bilirkişinin saptadığı eksiklikler tutarının ödenmeyeceği anlamında değildir. Bu dilekçeyle davacı vekili bilirkişi raporuna itiraz ederek saptanan miktarın fazlalığını belirtmiştir. Bu dilekçenin verilmesinden sonraki oturumda da dilekçesinde yazdıklarını tekrar ettiğini mahkemeye bildirmiştir. Dolayısıyla davacının açık olarak belirlenen bedeli depo etmeme iradesi yoktur.
Yapılması gereken iş; davacı vekilinin 08.03.2011 tarihli dilekçesini bilirkişi raporuna itiraz olarak nitelendirmek, yeni bir bilirkişi incelemesi veya bilirkişilerden ek rapor alınması gerekip gerekmediğini karara bağlamak, gerekmediği sonucuna ulaşılırsa davacıya yöntemine uygun kurulacak ara kararıyla eksiklikler bedelini davalı arsa sahiplerine ödenmek üzere depo ettirmek, istemi bütün bunların sonucuna göre karara bağlamak olmalıdır.
Değinilen yönlerin gözardı edilmesi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 08.12.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.