YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4976
KARAR NO : 2021/2545
KARAR TARİHİ : 17.03.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce bozmaya uyularak davanın esastan reddine dair verilen 12.06.2019 tarih ve 2019/1091 E- 2019/1295 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesinin duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 15.03.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının ortağı ve yetkilisi olduğu dava dışı Murat Teknik… Ltd. Şti. ile davalı banka arasında imzalanan kredi sözleşmesinin davacı tarafından kefil sıfatı ile imzalandığını, davalı bankanın kullandıracağı kredinin teminatı olarak 2.500.000,00 TL bedelli teminat bonosu aldığını, bu bononun davacı tarafından dava dışı Murat Teknik… Ltd. Şti. lehtar olarak gösterilerek düzenlendiğini ve dava dışı şirket tarafından cirolanarak davalı bankaya verildiğini, kredi borcu ödenmediğinden davalı bankanın hesabı kat ederek 66.433,64 TL’nin ödenmesini ihtar ettiğini ve ayrıca davalı bankanın alacağı 66.433,64 TL olmasına rağmen davacıya 2.500.000,00 TL’lik bonodan dolayı ödememe protestosu çektiğini, çekilen protesto ile TTK’nın 716/2 maddesi uyarınca gerçek alacak miktarının borçluya bildirilmesi gerekirken davalı banka tarafından 2.500.000,00 TL borçluymuşçasına protesto çekildiğini, davalının protesto çekmesi karşısında davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararının bulunduğunu ileri sürerek davacının davalıya 243.356.63 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiş, 27.01.2016 tarihli dilekçesi ile dava değerinin yazılımında maddi hata yapıldığını belirterek doğru miktarı 2.433.566,36 TL olarak düzeltmiştir.
Davalı vekili, davalı bankanın iyiniyetli yetkili hamil olduğunu, davacının itirazlarını lehtar dava dışı şirkete karşı ileri sürebileceğini, davaya konu bononun davacı tarafından lehtar dava dışı şirket adına düzenlendiğini, dava dışı şirket tarafında da tahsilinde kredi borcuna mahsup edilmek üzere dava dışı şirket tarafından davalı bankaya temlik cirosu ile cirolanarak teslim edildiğini, dava dışı Murat Teknik firmasının bono sebebiyle davalı bankaya ihtarnamede talep edilen miktar kadar borçlu olduğunu, davalı bankanın davacıdan yapacağı tahsilatların borcu aşan kısmını dava dışı şirkete iade etmekle yükümlü olduğunu, senet düşük bedelden protesto edilmesi halinde senedi davalı bankaya temlik cirosu ile devreden dava dışı şirketin kısmi protestoya itirazı olacağını,
bankanın elindeki senet bedeli kadar tahsilat yapması ve kendi alacağını aşan kısım yönünden dava dışı şirkete fazla tahsilatı iade etmesi gerektiğini, davacıya kredi borcunun 66.433,64 TL olduğunun ihtar edilmesine rağmen davalı bankanın fazlasını talep edeceği tereddütünün oluşması ve davada hukuki yararın varsayılmasının kabul edilemeyeceğini, davalı bankanın senet nedeniyle aldığı bir kısmi ödeme olmadığından bu hususta bir bildirim yapmasının gerekmediğini, davalı bankanın kredi borcunun kapatılarak sona erdiği halde bu davanın açılmasının kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince; yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, dava dışı Murat Teknik…Ltd. Şti.nin dava tarihi itibariyle 64.605,25 TL kredi ana para borcu olduğu, yapılan tahsilatlarla kredi ana para ve faiz borcunun tamamıyla kapatıldığı, taraflar arasında kredi borcunun kapatıldığı konusunda herhangi bir ihtilafın olmadığı, davacının, dava dışı borçlu şirkete kefaletinden dolayı dava tarihi itibariyle davalı bankaya karşı sorumlu olduğu borç tutarının 67.538,93 TL olduğu, protestoya konu olan senedin 2.500.000,00 TL bedelli olduğu, senedin banka ile imzalanan genel kredi sözleşmesinin teminatı olarak alındığı, davacının 67.538,93 TL borçlu olması sebebiyle 2.500.000,00 TL bedelli senetten borçlu olduğu miktar düşüldüğünde kalan 2.432.461,07 TL’lik kısım için borçlu bulunmadığının tespiti davası açmakta hukuki menfaatinin bulunduğu, davalı banka tarafından senedin davacıya iade edilmemiş olmasının davacı açısından tehdit oluşturduğu anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne, davacının 02.10.2014 tanzim, 10.12.2015 vade tarihli 2.500.000,00 TL’lik senetten dolayı davalıya 2.432.461,07 TL borçlu bulunmadığının tespitine, kötü niyet tazminatı isteğinin reddine karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili istinafa başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, bozmaya uyularak, tüm dosya kapsamına göre, dosya içinde bulunan 14.12.2015 tarihli Bakırköy 32. Noterliğince düzenlenen ödememe protestosunda davacının muhatap olarak gösterildiği, davalı tarafın cevap dilekçesinde bankanın elinde bulunan senet miktarının tamamını düzenleyenden talep edeceği ve ödenen bedellerin tamamını kredi müşterisinin hesabına yatıracak olduğu, senet bedelinin tahsili anında dava dışı firmanın bankaya borcunun daha az ise riskten mahsup edildikten sonra kalan bakiyenin dava dışı firmaya iade edeceğinin savunulduğu, buna göre davacı tarafın senet bedelinin tamamı yönünden sorumluluğuna gidilmesi tehdidi altında bulunduğu, dolayısıyla davacının eldeki menfi tespit davasını açmakta hukuki yararı bulunduğu anlaşıldığı, ilk derece mahkemesince davacının dava dışı borçlu şirkete kefaletinden dolayı dava tarihi itibariyle 67.538,93 TL borçlu olduğu, bu tutarın senet bedeli olan 2.500.000,00 TL’den mahsubu sonucu kalan 2.432.461,07 TL’den menfi tespit davasının kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteğinin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 124.621,07 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 17.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.