Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2020/4960 E. 2021/1507 K. 16.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4960
KARAR NO : 2021/1507
KARAR TARİHİ : 16.02.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, davalı … ile kendisine ait taşınmazın 245.000 TL bedelle satışı konusunda anlaştıklarını, anlaşmayı müteakip davalı …’nün elden 37.000 Euro ödemede bulunduğunu ve bakiyesini banka kredisi ile ödeyeceğini beyan ettiğini, davalı ile beraber … Bank Şubesine başvuruları üzerine banka müdürü tarafından davalı …’ye taşınmazın alımı için 180.000 TL konut kredisinin onaylandığını ve tapu devredildiğinde kredinin serbest bırakılarak hesabına geçeceğinin belirtildiğini, 20/03/2007 tarihinde banka müdürü de hazır bulunduğu sırada taşınmazın davalı adına tapu devrinin yapıldığını ve banka lehine 180.000 TL tutarında ipotek tesis edildiğini, daha sonra davalı ve banka müdürü ile hep birlikte banka şubesine gittiklerini, konut kredisinin kendisine ödenmesini beklerken davalı ile banka müdürü arasında bir tartışma yaşandığını ve sonucunda konut kredisi için gereken şartların davalı tarafından yerine getirilmediğinden bahisle konut kredisinin ödenmeyeceğinin söylendiğini ve birkaç gün sonra banka tarafından ipoteğin terkin edildiğini, bu olaylar yaşandığı sırada davalı …’nün bakiye bedel için çek ya da nakit para vereceğini taahhüt ettiğinden davanın açılmasının geciktiğini, davalının … adlı bankanın 12/04/2007 tarihli çekini bakiye bedeli ödemek maksadıyla kendisine verdiğini, ancak bankanın çeki ödemediğini ve davalının sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiş; birleşen davada ise asıl davada davaya konu taşınmazın muvazaalı olarak davalı … tarafından davalı …’ye satıldığını ileri sürerek taşınmazın muvazaalı olarak davalılar arasında yapılan satışının iptali ile adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl ve birleşen davalı, davanın davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, asıl ve birleşen davanın kabulüne dair verilen ilk kararın temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 07/12/2017 tarihli ilamı ile bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak asıl davanın kabulüne birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini (hukuk sebepleri) kendiliğinden (re’sen) araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar.(HMK 297/son md.)
Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını, ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’na Göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, Ankara 2011, s.472).
Anayasa’nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Yine …nun 27.maddesinin 2. bendi c bölümünde de, hukuki dinlenilme hakkının “Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini” içerdiği açıklanarak bu husus vurgulanmıştır. Nitekim, 07.06.1976 gün ve 3/4-3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yer alan “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye, vurgu yapılmıştır.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece 13. Hukuk Dairesinin asıl ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı hüküm kurulmamış olması yönünden usule ilişkin bozma ilamı özetlendikten sonra “mahkemece yasa ve yönteme uygun bozma ilamına uyulmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur” şeklinde yazılmak suretiyle asıl davanın kabulüne birleşen davanın reddine karar verilmiş ise de, mahkeme kararında taraflarca dosyaya sunulan deliller incelenerek alacak isteminin hangi hukuki nedenlerle kabul ve red edildiği hususunda herhangi bir açıklama ve gerekçe bulunmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, yasanın aradığı anlamda ve denetime uygun gerekçeli bir kararın mevcut olmaması nedeniyle, mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Eldeki davada, mahkemece 13/11/2014 tarihli ilk kararı ile asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, 13. Hukuk Dairesinin 07.12.2017 tarihli usule ilişkin bozma ilamı ile karar bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilerek bu kez asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. 13. Hukuk Dairesinin bozma ilamından önce asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiş iken usule ilişkin bozma ilamı sonrası ilk karardan farklı olarak asıl davanın kabulüne birleşen davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
3-Bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16/02/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.