YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/8059
KARAR NO : 2021/2366
KARAR TARİHİ : 18.05.2021
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Dosya incelendi;
Türk Ceza Kanunu’nun 241. maddesinde düzenlenen tefecilik suçu kanunun “Topluma Karşı Suçlar” başlıklı üçüncü kısmının dokuzuncu bölümünde düzenlenmiş olup suçun mağduru tüm toplumdur. Tefecilik ilişkisinde faiz karşılığı ödünç para alan kişi, iradi olarak faiz ilişkisinin tarafı olmakta olup gerçek anlamda suçun pasif failidir. Ancak kanun koyucu izlediği suç siyaseti gereği tefecilik fiilinin aktif failinin kolayca tespitini sağlamak amacıyla ödünç para alan kişiyi cezalandırmamıştır. Bu halde tefecilik fiilinin pasif faili konumunda bulunan faiz karşılığı ödünç para alan kişinin suçun mağduru olarak kabulüne olanak yoktur. Bu kişilerin fail hakkında şikayetçi olmaları halinde açılan bir kamu davasındaki konumları ihbar eden niteliğindedir ve suçun doğrudan mağduru olmadıklarından davaya katılma hak ve yetkileri bulunmamaktadır. Bu nedenle sanıklar hakkında tefecilik suçundan açılan kamu davasına Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 237. maddesine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen müştekiler … ve …’ün katılma hakkı olmadığı, yine mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da hükmü temyiz hakkı vermeyeceği, bu itibarla hükmü temyiz yetkisi bulunmadığından müştekiler vekilinin temyiz talebinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 317. maddesi gereğince REDDİNE, incelemenin sanık … müdafiin müvekkili hakkında verilen mahkumiyet ile katılan Hazine vekilinin sanıklar hakkında verilen beraat ve mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
1- Sanık … hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında tefecilik suçundan açılan kamu davasına Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 237. maddesine göre müştekilerin katılma hakkı olmadığı halde mahkemece müştekiler … ve … hakkında usulsüz olarak katılma kararı verilip müştekilerin kendilerini vekille temsil ettirdiğinden bahisle lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi,
28/06/2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Yasa’nın 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesi hükmüne aykırı olarak infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin sanığa ihtarına karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafii ile katılan Bozdoğan Mal Müdürlüğü vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gözetilerek Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu hususun yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasında yer alan “Katılanlar yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 1.800,00 TL vekalet ücretinin sanık …’dan alınarak katılanlar … ve …’e verilmesine,” ibaresi ile “ve ödenmeyen para cezasının hapis cezasına çevrileceğinin sanığa ihtarına,” ibaresinin hüküm fıkrasından çıkartılması suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2- Sanık … hakkında kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın 241. maddesinde tanımlanan tefecilik suçunun oluşabilmesi için, kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para verilmesinin yeterli oluşu, ayrıca birden fazla kişiye sistemli olarak faiz karşılığı ödünç para verilmesinin suçun unsuru olarak aranmaması, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12/05/2015 tarihli ve 2014/4-655 Esas, 2015/152 sayılı Kararında da açıklandığı üzere, kişiler arasında doğmuş bir alacak borç ilişkisine dayanmayan kazanç elde etme amaçlı ödünç para verme eylemlerinin tefecilik suçu kapsamında bulunması ve aralarında yakın akrabalık bağı veya iş ilişkisi bulunmayan kişiler arasında günün ekonomik koşulları nazara alındığında yüksek sayılabilecek miktarda paranın karşılıksız verilmesinin hayatın olağan akışına uygun olmaması nazara alındığında; suçtan zarar gören … ve …’ün soruşturma ve kovuşturma aşamalarında alınan beyanları ve dosya kapsamına göre, sanık …’ın kazanç elde etmek amacıyla ödünç para vermek suretiyle tefecilik suçunu işlediğinin sabit olduğu, sanık …’ın da suçtan zarar görenler … ve …’ün sanık …’dan faizle ödünç para almasına aracılık etmek suretiyle yardım eden olarak bu suça iştirak ettiği nazara alınmadan, atılı suçtan mahkumiyeti yerine dosya kapsamı ve oluşa uygun düşmeyen gerekçe ile yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, katılan Hazine vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 18/05/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.