YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4066
KARAR NO : 2021/4055
KARAR TARİHİ : 17.05.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, davalıların davaya konu 379 ada 13,18 ve 19 parselde kayıtlı taşınmazlara benzin istasyonu işletmek suretiyle müdahale ettiklerini açıklayarak, 18.09.2010 tarihinden itibaren haksız kullanımları sebebiyle 21.000 TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 20.160 TL ecrimisilin davalılardan tahsiline karar verilmiş, hüküm, süresi içinde davacı vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil istemine ilişkindir.
1. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir.
Somut olaya gelince; davaya konu 379 ada 13, 18 ve 19 parselde kayıtlı taşınmazların arsa vasfıyla kayıtlı olduğu, davacının taşınmazda 1/4 hissesinin bulunduğu, davaya konu taşınmazlarda davalının tapudan yada mülkiyetten kaynaklanan bir hakkı olmadığı, Mahkemece hükme esas alınan 29.12.2014 ve 17.03.2015 tarihli bilirkişi raporlarına göre, davalı şirketin davaya konu taşınmazlardan 13 ve 19 parselleri akaryakıt istasyonu olarak kullandığı, 18 parselin ise 8,69 m2 kısmının merdiven boşluğu olarak davalı şirket tarafından kullanıldığı, bu kısmın aktif olarak kullanılmaması sebebiyle ecrimisile mütehammil olmadığı belirtilerek, 13 ve 19 parselde kayıtlı taşınmazların 18.09.2010-16.08.2012 arası dönem için, taşınmazların dava dışı diğer paydaşı tarafından Eşme Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/56 Esas sayılı dava dosyasında açılan ecrimisil davasındaki hesaplama dikkate alınarak benzin istasyonunun aylık 3000 TL kira getirisi olduğu, davacının hissesine isabet eden aylık 750 TL ecrimisil tutarı dikkate alınarak 18.09.2010-16.08.2012 arası dönem için 17.200 TL ecrimisil hesaplandığı, yine bu dönem için faiz gelirinin 2.960 TL olduğu hesaplanarak davacı lehine toplam 20.160 TL alacağa hükmedildiği anlaşılmaktadır.
a) Mahkemece, davalıların 13 ve 19 parseller üzerindeki akaryakıt istasyonu için hesaplanan ecrimisile hükmedilmiş ise de, 18 parselde de davalının işlettiği akaryakıt istasyonunun müdahalesinin bulunduğu, akaryakıt istasyonuna ait merdiven boşluğunun bu parselde yer aldığı ayrıca aylık ecrimisilin belirlenmesinde emsal olarak dava dışı diğer paydaş tarafından Eşme Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/56 esas sayılı dosyasında üç parsel üzerindeki akaryakıt istasyonu nedeniyle aylık 7.000 TL ecrimisil belirlendiğinin belirtildiği, fakat eldeki dosyada aylık 3.000 TL ecrimisil belirlendiği, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında emsal kabul edilen dosyadaki aylık ecrimisil bedelinden farklı bir bedel belirlenmesinin sebebinin yeterince açıklığa kavuşturulmadığı anlaşıldığına göre, 13, 19 parsellerle birlikte 18 parsel üzerindeki akaryakıt istasyonunun kullanımında olan 8,69 m2 kısım için de davacının hissesi gözetilmek suretiyle 18.09.2010-16.08.2012 arası dönem için hüküm kurulması ve Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi raporuyla belirlenecek ecrimisile hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
b) Davacı vekili, dava dilekçesinde hükmedilecek ecrimisilin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiş, Mahkemece hükmedilen alacak tutarına ilişkin faize hükmedilmemiştir. Dava dilekçesinde, dava tarihinden itibaren faiz talep edildiğine göre, hükmedilen alacağa dava tarihinden itibaren faize hükmedilmemesi de doğru görülmemiştir.
Kabule göre de, Mahkemece kabul edilen tutar üzerinden hesaplanacak peşin harcın davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, kabul ret oranına göre davalıdan ve davacıdan tahsiline karar verilmesi, yargılama giderlerinin tahsilinde ise kabul ret oranına göre davacı ve davalıdan tahsil edilecek miktarların belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2. Davalılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Somut olayda, davacı vekilinin, dava dilekçesinde davalı … Ltd. Şti. ile … aleyhine dava açtığı, Mahkemece davalılar aleyhine karar verildiği fakat davalı …’in davaya konu taşınmazları kullanımı olduğuna dair dosya kapsamında bir delil bulunmadığına göre, davalı … aleyhine de olacak şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1-a) ve (1-b) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 17.05.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.