Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/17556 E. 2012/28200 K. 10.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/17556
KARAR NO : 2012/28200
KARAR TARİHİ : 10.12.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalının borcu nedeniyle vermiş olduğu 17.500.00 TL bedelli çeki ödememesi üzerine davalı hakkında icra takibine girişildiğini fakat davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, takibe konu çekin … isimli şahıstan alındığını, bu şahıstan alınan diğer çeke çalıntı olduğu gerekçesiyle el konulduğunu, takibe konu çekin kambiyo vasfının olmadığını, ciro silsilesinin doğru olmadığını, çekin çalıntı olduğunun bankadan öğrenilmesi üzerine işleme konulmayıp takip yapıldığını ve davacıya borcunun bulunmadığını belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı 17.500.00 TL bedelli 10/05/2008 vade tarihli çeke dayanarak takip yapmış, davalının itirazı üzerine davacı tarafından itirazın iptali davası açılmış ve yapılan yargılama sonucunda itirazın iptaline, alacağın likit olmaması ve yargılamayı gerektirmesi nedeniyle icra inkar tazminatının reddine ayrıca takip tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmiştir. Davacı çeke dayanarak yasal takip yapmış olup takibe konu çekin vadesi ve miktarı
sabittir. Dava konusu borcun ödeme tarihi belirli olup davalının vade tarihinde mütemerrit olduğu kabul edilmelidir. Ayrıca İİK 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce icra inkar tazminatına hukmedilebilmesi için borclunun takip sırasında odeme emrine itiraz etmesi, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. Ayrıca alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte yada bilmesi gerekmekte, boylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Açıklanan bu yasal kurallar ve ilkeler ışığında alacağın likit olduğunun kabulü zorunlu olup, mahkemece asıl alacak üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hukmedilmesi gerekirken, yanlış degerlendirme sonucu istemin reddedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden usulün 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmistir.
SONUÇ : Yukarıda 1 numaralı bentte acıklanan nedenlerle; davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bent uyarınca mahkeme kararının hüküm bölümünün birinci bendindeki “asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine” ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine aynen “asıl alacağa 10.05.2008 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine” söz ve rakamlarının yazılmasına, hükmün 3 numaralı bendindeki “İcra inkar tazminatı talebinin alacak likit olmadığından reddine” ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine “davacı lehine hüküm altına alınan asıl alacak uzerinden % 40 icra-inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine” söz ve rakamlarının yazılmasına, hükmün bu değiştirilmiş ve düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, peşin alınan 194.00 TL temyiz harcın davacı ve davalıya iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.