YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/403
KARAR NO : 2021/3254
KARAR TARİHİ : 23.06.2021
Görevi kötüye kullanma suçundan sanıklar …, …, …, …, … ve … haklarında açılan kamu davasının durmasına dair Çerkezköy 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 27/02/2019 tarihli ve 2017/471 Esas, 2019/191 Karar sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, her ne kadar Çerkezköy 1. Asliye Ceza Mahkemesince 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun
hükümleri uyarınca sanıklar hakkında soruşturma yapılmasının izne tabi olduğu ve soruşturma izni alınmadan iddianame düzenlendiği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8. maddesi uyarınca soruşturma izni şartının gerçekleşmesini beklemek üzere yargılamanın durmasına karar verilmiş ise de,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 161/5. maddesinde yer alan, “Kanun tarafından kendilerine verilen veya kanun dairesinde kendilerinden istenen adliye ile ilgili görev veya işlerde kötüye kullanma veya ihmalleri görülen kamu görevlileri ile Cumhuriyet savcılarının sözlü veya yazılı istem ve emirlerini yapmakta kötüye kullanma veya ihmalleri görülen kolluk âmir ve memurları hakkında Cumhuriyet savcılarınca doğrudan doğruya soruşturma yapılır……” şeklindeki düzenleme karşısında, somut olayda polis memuru olarak görev yapan şüphelilere Çerkezköy 2. asliye Ceza Mahkemesinin 19/07/2013 tarihli yakalama emri gereğince yakalanarak adliyeye sevk edilen … isimli kişinin adliyeye naklinin sağlanması ve ifade işlemleri tamamlanıncaya kadar adliyeden kaçmasını önlemek amacıyla ona nezaret etme konusunda görev verildiği halde adliyede iken anılan kişinin kaçması üzerine polis memurları hakkında soruşturma başlatıldığı nazara alındığında, bir kişinin adliyeye nakli ve ifadesinin alınmasını teminen nezaret etme görevinin “Adliye ile ilgili görev” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde durma kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 14/01/2021 gün ve 94660652-105-59-16613-2020-Kyb sayılı kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye ihbar evrakı ile birlikte tevdi kılınmakla dosya incelendi:
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesine göre tebligatın, öncelikle muhatabın beyan ettiği en son adrese yapılması, bu adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilip, bu adrese tebligatın yapılması, bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres esas alınarak, Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata, Tebligat Kanunu’nun 23/1-8 ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerekmektedir.
İncelenen dosyada;
Sanıklar hakkında Çerkezköy 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 27/02/2019 tarihli ve 2017/471 esas, 2019/191 Karar sayılı kararı ile sanıkların üzerlerine atılı suçun görevlerinin ifası sırasında ve görevleriyle bağlantılı olduğu, bu haliyle 4483 sayılı Yasa’nın 4. maddesine uyarınca soruşturma izni alınması gerektiği gerekçesiyle durma kararının verildiği, gerekçeli kararın sanıkların MERNİS adresine Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi uyarınca doğrudan tebliğe çıkarıldığı ve sanık … dışındaki diğer sanıklar için çıkarılan tebliğ evraklarının mahalle muhtarına teslim edildiği anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamı, kanun yararına bozma istemi ve tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde;
Sanıkların yokluğunda verilen durma kararının, sanıkların sorgularında beyan ettikleri adres yerine doğrudan MERNİS adresine tebliğ işlemi yapılması usulsüz bulunduğundan hüküm henüz kesinleşmemiş olup, kesinleşmeyen kararlara karşı da kanun yararına bozma isteminde bulunulamayacağından, verilen kararın sanıklara usulüne uygun şekilde tebliğ edilip, itiraz yasa yoluna başvurması halinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemesine gönderilmesi, aksi takdirde kesinleştirme işleminin yapılmasından sonra yeniden kanun yararına bozma isteminde bulunulması mümkün görülmekle, Çerkezköy 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 27/02/2019 tarihli ve 2017/471 Esas, 2019/191 Karar sayılı kararına yönelik yapılan kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 23/06/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.