Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2020/7071 E. 2021/6006 K. 27.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/7071
KARAR NO : 2021/6006
KARAR TARİHİ : 27.04.2021

Mahkemesi : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

Dava, işkazası sonucu sigortalının sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle sigortalının ve yakınlarının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair verilen karara karşı, taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8.Hukuk Dairesince davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden esas hakkında kısmen kabul ve redde ilişkin karar verilmiştir.
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8.Hukuk Dairesince verilen kararın, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I- İSTEM:
Davacı … vekili asıl dava dilekçesinde özetle, davalıya ait işyerinde meydana gelen iş kazası sonucu müvekkilinde meydana gelen bedensel zarar sebebiyle belirsiz alacak davası iteliğinde şimdilik 1.000 TL maddi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen dava dilekçesinde davacılar …, …, …, …, … vekili özetle, iş kazası sonucunda davacı …’ın ağır bedelsel zarara uğraması sebebiyle davacı … için 150.000,00 TL, eşi … için 75.000 TL, çocukları …, … ve … için 25.000 TL’şer manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; dosyalar arasında hukuki ve fiili irtibat olması sebebiyle dosyaların birleştirilmesine karar verilmiştir.
II- CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı …’ın kapatılan Özel İdare işçisi olduğunu, kazada davalının kusurunun bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini bildirmiştir.
III- MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece “1- Asıl dava dosyasında açılan maddi tazminat davası yönünden davanın reddine,
2-Birleşen 2017/285 E.-248 K. dava dosyasında açılan manevi tazminat davası yönünden;
A) Davacı … yönünden açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, takdiren 112.500,00TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 23/04/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye talebin reddine,
B) Davacı … yönünden açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, takdiren 56.250,00TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 23/04/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye talebin reddine,
C) Davacı … yönünden açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, takdiren 18.750,00TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 23/04/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye talebin reddine,
Ç) Davacı … yönünden açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, takdiren 18.750,00TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 23/04/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye talebin reddine,
E) Davacı … yönünden açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, takdiren 18.750,00TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 23/04/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye talebin reddine,”karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece “Hakimin manevi zarar adı ile karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri gözönünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır.
Bu ilkeler gözetildiğinde özellikle davacı sigortalının % 42 oranında malul kaldığı ve kazanın gerçekleşmesinde % 25 oranında müterafik kusurlu olduğu gözetildiğinde davacılar lehine hüküm altına alınan manevi tazminatın fazla olduğu, buna göre kusur durumu, olay tarihi, davacıların ekonomik durumu dikkate alındığında davacı … için 80000 TL, davacı eş için 40000 TL, davacı çocuklar için 7500’er TL manevi tazminata hükmedilmesi, kararın bu açıdan düzeltilmesi gerektiği istinaf sebebine göre davanın kısmen kabulüne ilişkin Mahkeme kararında başka hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin başvurusunun duruşma açılmadan HMK.’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulüne; davacılar vekilinin başvurusunun duruşma açılmadan HMK.’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş, açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” gerekçesiyle “A-1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Yasa’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine,
B- Davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen sebep açısından kabulü ile, Samsun Samsun 2. İş Mahkemesi ‘nin 2019/299 Esas, 2019/823 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2 hükmü gereğince kaldırılmasına,
1-Asıl dava ile açılan maddi tazminat davası yönünden davanın reddine,
2-Davacı … için 80.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 23/04/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
3-Davacı … için 40.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 23/04/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
4-Davacı … için 7.500 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 23/04/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
5-Davacı … için 7.500 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 23/04/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
6-Davacı … için 7.500 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 23/04/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,” karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, maddi tazminat talebi açısından davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin kusur oranları açısından SGK raporu ile bilirkişi raporu arasındaki çelişkiyi gidermeden karar verdiğini, SGK raporunda davacının kusursuz olduğunun belirtilmesinin dikkate alınmadığını, maddi tazminat talebi açısından bunlar dikkate alınarak karar verilmesi gerektiğini, takdir edilen manevi tazminat miktarlarının davacı … ve ailesini tatmin etmeyecek kadar düşük olduğunu, manevi tazminat taleplerinin tamamının kabulüne karar verilmesi gerektiğini, davacılar açısından ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan her bir davacı yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine taktir edilmesi gerekirken tek bir vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararının bozulmasını talep etmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, Yargıtay içtihatları gereğince kusur durumu saptanırken kusur raporlarının 5510 sayılı Kanun’un 21, 4857 Sayılı Yasa’nın 77. ve İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü’nün 2 v.d maddelerine uygun düzenlenmesi gerektiğini, kaçınılmazlıkta ise işveren tarafından tüm bu önlemler alındığı ve kazalı da bu önlemlere uyduğu halde kaza meydana gelmişse söz edilebileceğini, kusur oranları saptanırken ihlal edilen mevzuat hükümleri, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışın doğurduğu sonuçlar ayrıntılı olarak irdelenip kusur aidiyet ve oranlarının gerekçesiyle ortaya konulması gerektiği, iş kazalarında ilgililerin kusur durumları belirlenirken kaçınılmazlığın da göz önünde bulundurulması ve belirlenen kaçınılmazlık payından işverenin sorumlu tutulmaması gerektiğini, davacı tarafça uğranılan kaza sebebiyle belirlenen manevi tazminat miktarlarının somut durum için yüksek olduğunu, talebin bu yönüyle hukuka uygun olmadığını belirterek kararının bozulmasını talep etmiştir
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
1- 12/11/2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 1. maddesi kapsamında, Samsun İl Özel İdaresinin tüzel kişiliğinin 30/03/2014 tarihinde kaldırıldığı, aynı Kanunun 3/2. maddesi kapsamında mevzuatla il özel idarelerine yapılan atıfların bu Kanun kapsamında tüzel kişiliği kaldırılan il özel idareleri için ilgisine göre bakanlıklara, bakanlıkların bağlı veya ilgili kuruluşları ile bunların taşra teşkilatına, Hazineye, valiliklere, büyükşehir belediyelerine ve bağlı kuruluşlarına veya ilçe belediyelerine yapılmış sayılacağı, tüzel kişiliği kaldırılan il özel idarelerine 22/2/2005 tarihli ve 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu ve diğer mevzuatla verilmiş olan yetki, görev ve sorumlulukların ilgisine göre bu kurum ve kuruluşlar tarafından kullanılıp yerine getirileceği, söz konusu il özel idarelerinin mahkemelerde süren davaları ile il özel idaresi olarak faaliyet gösterdikleri dönem ve yapılan işlemlere ilişkin olarak açılacak davalarda muhatabın, devir işleminin yapıldığı ilgili kurum ve kuruluş olduğu belirtilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 124. maddesinde de “Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür. Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır. Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir. Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Buna göre, taraf değişikliği karşı tarafın muvafakati ile gerçekleştirilebilirken maddi hata bulunması, dürüstlük kuralına aykırı olmaması veya yanlışlığın kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması halinde ise karşı tarafın muvafakati aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilmek suretiyle yapılabilmektedir.
Somut olayda, davacı sigortalı …’ün olay tarihinde Samsun İl Özel İdaresinde işçi olarak çalışmaktayken iş kazası geçirdiği, 6360 sayılı Kanunla Samsun İl Özel İdaresinin tüzel kişiliğinin kaldırılmasına karar verildiği ve iş bu davanın davalı … Belediyesi Başkanlığına husumet yöneltilmek suretiyle açıldığı, davalının husumete yönelik itirazda bulunmasına karşın mahkemece yukarıdaki açıklamalara göre devir ve tasfiye komisyonu kararı dosya arasına getirtilip davacının çalıştığı birimin hangi kamu kurum ve kuruluşuna devredildiği araştırılmadan davalı … hakkında karar verildiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davaya konu iş kazasının gerçekleştiği ve 6360 sayılı Kanun kapsamında tüzel kişiliği kaldırılan Samsun İl Özel İdaresinin bu işle ilgilenen biriminin devrolduğu kurum, kuruluş veya birimin yukarıdaki açıklamalara göre tespit edilip davacının devre tabi personel olup olmadığı da değerlendirilerek, HMK 124.maddesi kapsamında bu kuruma tebligat yapılıp, davaya katılması ve kendisini temsil ettirmesi sağlanarak taraf teşkili yerine getirilmek suretiyle yargılamaya devam edilip, yargılamanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olmuştur.
O hâlde, davacılar ve davalı vekillerinin bu aşamada temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/2 maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden taraflara iadesine, dosyanın kararı veren Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 27/04/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.